Bu röportajın ilk bölümünü Eryılmaz : 2007 Ortalarında koysepete.com’un Cirosu 10 Milyon $’ın Üstüne Çıkmıştı – 1 ve ikinci bölümünü Eryılmaz : e-Ticaret’in En Büyük Gideri, Bankalara Ödenen Komisyonlardır – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
E-Ticaret konusunu masaya yatırdığımız yazı dizimiz içinde Koysepete.com’un kurucularından Enis Eryılmaz ile e-Ticaret siteleri ile bankalar arasındaki ilişkileri konuşmaya devam ediyoruz.
Turk-internet.com : Banka giderleri çok yüksek dediniz. Bu rakamlarla nasıl kar ediyordunuz?
Enis Eryılmaz : Bunları biz işletme gideri olarak görmedik. Mal maliyeti içersinde gördüğümüz için, işletme giderleri içinde yok ama işletme giderlerinin üzerinde bir finansal(komisyon) giderdir.
Bu durumda aslında en büyük gider komisyon olduğu için bankalarla yapılan anlaşmalar ve getirdiği maliyet konusu e-ticaretin en önemli bacağını oluşturuyor. Yaptığınız iyi bir komisyon oranı anlaşması, sizin rekabet gücünüzü doğrudan etkiliyor ve cironuzu hızlı bir şekilde arttırıyor.
Bankalar yüksek cirolu olan şirketlerle kampanyalar yaparak, rekabetçi kredi kartları piyasasında elektronik ticareti önemli bir rekabet ve büyüme aracı olarak gördüler. Bu da e-ticareti etkileyen bir durum.
Buradaki en önemli şey, bankalarla daha farklı ilişkisi olan e-ticaret şirketleri (büyük gruplara ait olan e-store, ya da hepsiburada.com gibi), diğer şirketlere göre ciddi bir rekabet avantajı elde ettiler.
Turk-internet.com : Bu durum normal mi ya da rekabete aykırılık var mı?
Enis Eryılmaz : Aslında bu bizim rekabet kanunumuza aykırı bir durum ve bu yüzden özellikle Garanti Bankası ile ciddi sürtüşmeler yaşadık. Sektörde rekabet hukukunda “hakim oyuncu” kavramı var. Bu çerçevede hepsiburada.com çok açık bir şekilde hakim oyuncu ve bankaların bir firmaya, diğer firmalardan çok daha iyi oranlar vermesi, rekabet hukukunun özüne aykırı.
Ancak biz bankalara çok bağlı olduğumuz için bankaları şikayet ederek karşımıza alma cesaretini de gösteremedik.
Bu arada biz de Finansbank ile çok avantajlı bir anlaşma yaptık. Bu anlaşma çerçevesinde Finansbank kartlarında Türkiye’deki en ucuz fiyatları verdik, toplam işlem hacmimiz içersindeki Finansbank payını yüzde 60’lara çıktı. Ama ileride anlatacağım gibi, bunun risk olduğunu daha sonra fark ettik.
Turk-internet.com : Sonra Nasıl Gelişti ? Dediğiniz risk neydi ?
Enis Eryılmaz : O dönem, çok hızlı bir büyüme yaşadık. 2008’in başında aylık 1,5-2 milyon olan ciromuzu, mayıs ayında 5 milyona ve haziran -temmuzda 6-7 milyonlar seviyesine çıkardık.
İşlem hacmimiz hızlı büyüdüğünde, bunun örgütsel büyümesinin yönetimini yapmakta zorlandığımız anlar oldu. İşlem sayısını 400-500 (günde 1000 ürünün üzerinde) günlük paketler seviyesine çıkardığınız zaman bunların tedarik ve müşteri ilişkileri süreçleri, gerçekten çok karmaşık bir hal alıyor.
Kaldı ki, aslında hedeflenen rakamlarda günlük 1000-2000 paketler aylık yatırım ve işletme gideriniz (komisyonlar hariç) 250.000 TL seviyesindeyken, sizin günlük cironuzun bu rakam eşit olması lazım. Çünkü aşağı yukarı karşılığına yüzdesel olarak bakıldığında günlük ciro hedefi ile işletme giderlerinin başabaş olduğu noktalar oluşuyor. Tabi bu bizim için böyleydi. Bizim paket başı değerimiz sektör ortalamasının çok üzerindeydi (300 YTL civarı)
Bu ne demek ? Yüzde 3-4 karlılıklarla çalışıyorsunuz. Buradaki en önemli unsur yazılım ağırlıklı teknolojik yatırımların çok hızlı bir şekilde artmasından kaynaklanan yatırımın finansmanı ihtiyacı.
Bunları özkaynakla yapmak zorunsasınız. Sistemin kendi nakit akışı içinden finanse etmeye kalktığınızda işletme sermayeniz çok hızla erimeye başlıyor. Bu da, ciro arttığı sürece tolere edilebilirken, cironun herhangi bir nedenle düşmesi durumunda, nakit akışınızı bozarak dengesizleştiriyor. Matematiksel model bu.
Röportajın devamını Eryılmaz : Bankalar eTicaret Sektörünü Riskli Gördükleri için Ortak Tavırla Destek Vermiyorlar – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 