Bu söyleşinin ilk bölümünü Fabio Colasanti : Evrensel Hizmetler Yükümlülüğünün Ne Olduğu Konusunda Farklı Bakış Açılarına Sahibiz – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Turk Internet: Yaptınız konuşmada düzenleyici kurumların bağımsız olması gerektiğinden de bahsetmiştiniz. Türkiye’deki regülatörü bu bağlamda nasıl buluyorsunuz?
Fabio Colasanti: Bu konuda bir yorum yapamam. Sonuçta nasıl Türkiye’deki düzenleyici kurumun faydalı işler yapıp yapmadığı konusunda halk karar verecekse regülatörün bağımsızlığı konusu da pazardaki operatörler ve Türk halkının karar verebileceği bir durum.
Ancak şunu söylemeliyim ki bağımsızlık çok önemli, çünkü bazen düzenleyici kurumların pek benimsenmeyen kararlar alması gerekebiliyor. Regülatörler adlıkları kararlarla her zaman fiyatları düşürüp, hizmetlerin herkese ulaşmasını sağlayamayabilirler. Örneğin fiyatlandırmanın düşürülmesi kısa vadede hepimiz için iyi görünse de belki orta vadede belirli hizmetlere ulaşamamamıza neden olabilir.
Dolayısıyla bir regülatörün bağımsız olması, özellikle de siyaset dünyasından bağımsız olması son derece önemlidir. Pek çok ülkede regülatörlerin siyaset dünyasından gelen bir baskı altına girdiğini gözlemledik. Bazı durumlarda bu baskı sektörün gelişimine yardımcı olmayacak bir takım popülist eylemlerin hayata geçmesine neden olabiliyor. İşte bu yüzden bağımsızlık son derece önemli ve gerekli bir olgu.
Turk Internet: Ama Avrupa Birliği’nde de bu konuda sorun görüyoruz. Daha önce Viviane Reding zamanında bazı ulusal regülatörlere cezai yaptırımlar uygulamıştı. Almanya, İspanya ve Portekizli regülatörler ilk aklıma gelenler. Bu konuda neler söyleyecekseniz?
Fabio Colasanti: AB’de regülasyonların uygulanması, tüm 27 üye ülkenin regülatörleri ve Avrupa Komisyonu’nun işbirliği içinde çalışmasını gerektiriyor. Ve evet şuana dek üye bir ülkenin ulusal regülatörü ile anlaşmazlığa düştüğümüz bazı vakalar oldu. Bu durumda kolektif yapı olarak söz konusu ülkelerden anlaşmazlık konusu olan uygulamalarını geri çekmelerini istedik. Ama bu biraz karmaşık bir süreç.
Bazı durumlarda uygulamayı geri çekmelerini isteme yetkimiz var ancak örneğin hukuksal süreçler gibi durumlarda böyle bir yetkimiz yok ve sadece yorumda bulunabiliyoruz. Yaptığımız yorum ve önerilerin ise bağlayıcı bir özelliği yok. Örneğin bazen regülatörler pazarı analiz edip sorunları tespit ediyorlar ancak düzenleyici tedbir getirmiyorlar, bu konuda bazı sıkıntılarımız oldu. Böyle vakalarda harekete geçmek zor olabiliyor ancak sonuçta düzenleyici yapının hedeflerinde bir boşluk, eksiklik ortaya çıkıyor.
Turk Internet: Aslına bakarsanız bence Telekom sektöründe düzenleme yapmak oldukça zor bir iş zira bir açıdan regülatörlerin tüketici çıkarlarını korumaları gerekirken öte yandan Vodafone İcra Kurulu Başkanı Bay Colao’nun da bir demecinde söylediği gibi “Telekom sektörünün” çıkarlarını da göz etmeleri gerekiyor. Bildiğiniz üzere marjlar da oldukça yakınsamış durumda.
Fabio Colasanti: Doğrudur, ancak hiçbir zaman unutmamız gerekir ki düzenlemelerin amaçları regülatörler değil yasalar tarafından oluşturulur. Regülatörler mevcut yasaları uygularlar. Dolayısıyla örneğin pazarda rekabetin korunması veya oluşturulması gerekiyorsa bu yasalarla sağlanır. Regülatörün yapması gereken yasaları uygulamak ve yasanın uygulanış biçimini açıklamaktır. Bu sayede regülatörün eylemleri yargı denetimi kapsamında incelenir.
Ancak konu ister rekabetin korunması, isterse de tüketicilerin daha fazla veya daha az korunması olsun belirlenen amaçlar politik kararlardır ve izlenmesi gereken politika yasalar yoluyla belirlenmelidir. Bu amaçlar regülatörün inisiyatifinde değildir.
Turk Internet: Siz bu çerçevede, Türkiye hakkında neler düşünüyorsunuz? Bildiğiniz üzere Türkiye’de birisi Telekom sektörünü diğeri de medya sektörünü düzenleyen iki adet regülatör yapıya sahibiz. Sizce bu iki yapıyı tek bir çatı altında birleştirmeli miyiz ya da bu regülatör yapıların sınırları nasıl çizilmeli?
Fabio Colasanti: Bu konuda Avrupa Birliği düzeyinde bir kural veya yaptırım söz konusu değil. Regülatör yapıların ayrı ayrı veya tek çatı altında olması üye ülkelerin tercihine bırakılmış durumda. Şu anda 3 Avrupa ülkesinde, ki bunlar Finlandiya, İngiltere ve İtalya, tüm görsel ve elektronik iletişimle ilgilenen tek bir tümleşik yapının tercih edildiğini görüyoruz.
Başka bazı ülkelerin de bunu gözden geçirdiğini biliyoruz ancak şu anda büyük çoğunluk 2 ayrı regülatör yapıyı seçmiş durumda. Bunun tamamen ülkesel bir seçim olduğunu söylemek lazım ancak bazı ülkelerde karşılaştığım bir konuya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Eğer bir hükümet birbirinden bağımsız iki regülatörü bir çatıda toplamak isterse bizim açımızdan bunda hiçbir sıkıntı yok.
Ancak bu yapısal değişiklik halihazırda var olan bir regülatörü el altından lağvetmek için kullanılmamalı zira bize göre hali hazırdaki bir regülatörün keyfi bir kararla kaldırılması kabul edilemez. Kısa bir süre önce regülatör yapılarını tek bir çatıda toplamak isteyen adını veremeyeceğim bir ülkenin Ulaştırma Bakanı ile bir görüşmem oldu ve ona da açık bir biçimde şunu söyledim: “Bunu yapmakta elbette ki özgürsünüz. Ancak bu karar hali hazırdaki regülatör yapıların görev süreleri sona erdikten sonra yürürlüğe girmeli. Hali hazırdaki regülatörleri lağvetmeyi hedefleyen bir yöntem olarak kullanılamaz.”
Bu söyleşinin son bölümünü Fabio Colasanti : Avrupa Yüksek Hızlı Networkleri Tartışıyor – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Bu bölümün İngilizce aslını Colasanti : Goals of Regulation are not Fixed by the Regulators, but by Laws – 2 adresinde okuyabilirsiniz.



Kaynak : 