Fransız polisinin 21 Temmuz tarihinde göçmen kadın ve çocukları yerlerde sürüklediği görüntülerin oluşturduğu infial daha sönmeden yenilerinin fitili ateşlenmek isteniyor. Kendisi de bir göçmen olan Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin, doğan uluslararası tepkilerden ders almadığı anlaşılıyor. Kimbilir, belki de Sarkozy, “adımız çıktı bir kere nasılsa, bari sonuna kadar gidelim” demek istiyor. Bu kez Romanları hedef alan “sınırdışı” aksiyonu, bir önceki kadar olmasa da Fransa’dan Rusya’ya, ABD’den İngiltere’ye bir çok ülkede gazetelerde, sosyal ağlarda, forumlarda yer buluyor.
Pravda’nın İngilizce forumunda(http://engforum.pravda.ru/showthread.php?293698-France-to-expel-700-Roma-by-month-s-end) bir üye tarafından kullanılan şu ifadeler bana hayli anlamlı geldi:
30 yıl öncesini hatırlıyorum da Batı Avrupalılar Çiganlara o dönemlerde Doğu Avrupa’nın muamelesine karşı ‘Ah!’, ‘Uh!’ ediyorlardı. Fransızlar, iyi zamanlarında Çiganlara tuvaletlerini temizletme konusunda beis görmediler. Şimdi kriz oldu ve Çiganları geri göndermek istiyorlar. Çiganlar, kendilerine iş verildiğinde düzgün çalışan insanlar. Batı Avrupalılar Çiganlar hakkında hiç bir şey bilmiyorlar. Çigan problemini batılılar sadece Doğu Avrupa’da değil, kendi ülkelerinde de yarattılar. Sarkozy, Çigan’a benzemenin ötesinde, Macar Çigan’ın ta kendisi.
Paris banliyölerindeki ilkel barınaklarda yaşayan Romanlar şimdi bu yerlerinden de oluyorlar. Geçtiğimiz yıl 10 bin Roman’ı sınır dışı eden Sarkozy yönetimi, göçmen avının son halkasında bilindik sert üslubuyla yine Romanları hedef alıyor. Kaçak oldukları iddia edilen göçmenlerin yaşadıkları barınaklar, “son hızla” boşaltılıyor, Romanlar sınırdışı ediliyor.
Sınırdışının gerekçesiyse ilginç: “kamu güvenliği.” Kendisi, aslen Macar göçmeni olan Sarkozy, son dönemde Fransız polisine karşı müsamahakar davrandığı, göçmen yasasını abarttığı gözlerden kaçmıyor. Sarkozy, Roman kamplarını “insan kaçakçılığı, çocuk istismarı ve fuhuş yuvası” diye tanımlıyor. kamplarda yaşayan çocukların dilenci olarak kullanıldıklarını öne sürüyor.
Sarkozy yönetiminin göçmenlere karşı sergilediği tavır insan hakları kuruluşlarının tepkisini çekiyor. Kararın, ülkede ırkçı tartışmaları yeniden alevlendirmesinden endişe ediliyor. Göçebe yaşama kültürüne sahip yüzlerce Fransız vatandaşı Romanın haklarının ihlal edildiği belirtiliyor.
Fransa’da, göçebe hayat sürenlerin sayısının 1 milyona yakın olduğu tahmin ediliyor. Ancak, bunların önemli bir bölümünün Fransız vatandaşı olduğu ifade ediliyor. Ülke genelinde 600’e yakın Roman kampı yer alıyor.
Bu da batılı insan hakları anlayışı.. Kendilerine gelince böyle, ama Türkiye’yi eleştirirler.. O zaman kendileri neden aynı konulara hassas değil?



Kaynak : 