Türkiye’de gazeteciler bayramının bu yıl 102.ci yıldönümü kutlanıyor. Bu tarih, 24 Temmuz 1908’de Türk basınından sansürün kaldırılmasının, daha doğrusu ilk defa sansür memurlarına göstermek zorunda kalmadan bir gazete yayınlamanın yıldönümü olarak, 1946 yılından beri kutlanıyor.
Bu bahane ile kendi konumuz olan “Türk İnternet Gazeteciliğini” ya da diğer bir deyişle “İnternet Medyasını” gözden geçirelim ve boyutları, fonksiyonu hakkında görebildiklerimizi, bilebildiklerimizi anlatalım istedik.
Bu yazı dizisinde, online yayıncılığın “habercilik” tarafına bakacağız. İnceleyeceğimiz konular arasında, yerel yayıncıların çalışma tarzı, klasik yayıncılığın nasıl etkilendiği, gelir yani reklam, abonelik ve e-ticaret olanakları, ölçüm yöntemleri, devletin online yayıncılara bakış açısı, sansür-tekzip gibi konuları gözden geçireceğiz.
Önce bir belirleme yapalım; ülkemizde nerdeyse 15 yıldır internet haberciliği profesyonel anlamda var ama bugün hala internet gazetecileri devlet tarafından tanınmıyor. Devlet hala kimi internet yayıncısı olarak tanımlayacağını ya da hangi kriterleri isteyeceğini bilemiyor. Bu nedenle de, 10-15 yıldır gazeteci olsalar ve gerekli diğer şartları yerine getirseler bile internet gazetecileri (yalnızca internet üzerinde yazanları kastediyoruz) basın kartı alamıyorlar.
Gazetecilik Dönüşüyor
Tesadüf bu ya, hafta başında New York Times’da yayınlanan “Online Yayıncılık Dünyasında Tükenmişlik Şimdiden Başladı” başlıklı bir makalede[1] online yayıncılık incelenmiş ve bazı hususlar, yeni konular işaret edilmiş. Konumuza giriş açısından ilginç olabilir düşüncesiyle aşağıya kısa bir bölüm aldık :
Medya işinin “çılgın” ve “yorgun” olduğu günlerde yaşıyoruz. Bir zamanlar takip ettiği hikaye ile dünyanın hayranlığını kazanmayı hayal eden genç gazeteciler, bugünlerde Google algoritmalarını etkileyerek, okuyucuların kendilerini bulmasını sağlayacak fikirler bulmaya ya da küçük bir haber kırıntısını bile ilk yazan olmak peşindeler.
Gazeteciler, artık kendi kurumlarında yazdıkları yazıların/haberlerin çektiği insan sayısı ile değerlendiriliyorlar, utanıyorlar ya da ödüllendiriliyorlar.
Bazı gazeteler, çalışanlarına günlük bir mail ile okunurluk sayılarını bildiriyorlar. Bloomberg News gibi bazı yayınlar, yazarlarına okunurluğa bağlı prim ödüyorlar.
Anlayacağınız gazetecilik, hem internetin doğası, hem de Google nedeniyle değişiyor. Gazeteciler bugün eskiden olduğundan çok daha baskı altındalar. Öyle ki, aynı makale yılın ilk 6 ayındaki performansları nedeniyle bazı yayınlarda bir düzine gazetecinin işten çıkarıldığından bahsediyor. Burada performans ölçümü değerlendirmesi, eskiden olduğu gibi yazı/haber sayısı yerine tıklama (belki + haber sayısı) ile ölçülüyor.
Eskiden gazetecilerin popüler olanları, tahminen biliniyordu. Yazarların yazılarına gelen tepkiler (telefon, mektup, fax) ya da gazetelerin zaman zaman yaptırdıkları araştırmalar gibi kriterler de olsa bile, bugünkü kesinlikte ölçmek mümkün olmuyordu.
Bugün bir gazetecinin yazılarına tıklama az ise, o gazetecinin haberleri okunmuyor, o zaman da popüler değil anlamına geliyor.. Google neden önemli anlayabildiniz mi? Bu tıklanma konusu, gazetecinin işini muhafaza edebilmesi ya da işten çıkarılması için de bir kriter haline gelmiş durumda. Üstelik ortada.. Yani Google’a baktığınızda bunu görebiliyorsunuz..
Bugün gazeteciler ya çok değişik yazılar yazarak ya da Google algoritmasında ilginç olabilecek noktalara dikkat ederek öne geçmek zorundalar. Bu da çok kolay değil.
Google kurucuları, arama işini kurarken, farklı bir algoritma oluşturdular. Bugün Coca Cola’nın formülü kadar gizlenen bu algoritmanın oluşturduğu “Page Rank” denilen ölçüm çok önemli. Bu ölçüm arama yapıldığında en üstlerde (ya da en azından ilk sayfada) yer almanın koşulu halinde. Algoritmanın hangi kriterleri içerdiği konusunda kesin bilgi olmamakla birlikte tahminler var[2].
Bahsettiğimiz New York Tims makalesi de bundan bahsediyor, online gazeteciliğin de en önemli özelliklerinden birisi “ilk yazan olmak”. Hatta şimdi klasik gazetecilikten daha çok. Çünkü ilk yazılan daha çok okunuyor, Google’da daha yukarda yer alıyor. Bu nedenle ABD’de şimdi editörler muhabirlerinden gelen haberleri ilk yazan site olmak için sabah 4:30 gibi çok erken saatlerde kalkıyorlar.
Online gazetecilik, klasik gazeteciliği pek çok yönden değiştiriyor. Mesela ABD’de TV kanalı olan medya şirketlerinin bazılarının yayın yaparken, sitelerinde en çok tıklanan haberlere ağırlık verdikleri görülüyor.
Bu yazı dizisinin devamını okumak için burayı tıklayınız.
[1] In a World of Online News, Burnout Starts Younger
[2] Google algoritmasının kriterleri konusunda çeşitli yorumlar/tahminler var. Bu yorumlarla da oluşturulmuş dev bir SEO (search engine optimization) iş kolu bulunuyor. Ülkemizde de bu iş dalı en azından 3-4 yıldır popüler.



Kaynak : 