Utsumi bu düşüncesini Bükreş’te yapılacak olan Dünya Bilgi Toplumu Zirvesine hazırlık olarak düzenlenen Avrupa Bölgesel Toplantısında dile getirdi. Utsumi sözlerine şöyle devam etti; “Bilgi toplumu olmak, politik liderlere, genetik mühendisliğindekine benzer yeni etik sorunlar getirecek. Yaratacağımız ve toplayacağımız bilgilerin kontrol edilmesi çok büyük bir güç kaynağı haline gelecek”.
Bilgi toplumu olmanın hayatımızın her türlü unsurunu etkilediğini vurgulayan Utsumi; Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın desteği ile organize edilen Bilgi Toplumu Dünya Zirvesinde hangi konulara dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiğine işaret etti.
Utsumi’nin vurguladığı hususlar şöyle sıralandı;
- Bilgi toplumu olmanın bölge ekonomisine, gelişmeye ve yönetime getireceği “fırsatlar ve sorunlar”, politik liderlere tüm boyutları ile ve en yüksek derecede anlatılmalı.
- Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki dijital (sayısal) uçurumun çaresine bakmak gerekiyor. Bir yanda gelişmiş ülkelerde telekom operatörleri ve üreticileri için fazla kapasite, düşen fiyatlar ve karlar söz konusu olurken, diğer yanda gelişmekte olan ülkelerde ihtiyaca uygun yatırım yapılamamakta ve milyonlarca köye basit bir telefon hattı bir götürülememekte.
- Temel insan ve fikri hakları garanti altına almak için, siber-suçlar, güvenlik, vergi ve şahsi gizlilik konularına yönelik yeni hukuki ve yönetimsel çerçeve geliştirilmeli.
Bilgi Toplumu Dünya Zirvesi, bu konuları tartışmak ve bir ajanda yaratmak için, yıllardan beri ele geçirilemeyen benzersiz bir fırsat sunuyor. Zirve’nin 2 fazlı yapısı bu ajandayı ve uygulamalarını oluşturmak için iyi bir yapı. İlk faz Cenevre’de ve 10-12 aralık 2003 tarihlerinde, ikinci faz 2005’te Tunus’ta yapılacak. The first phase of the Summit will be in Geneva 10 to 12 December 2003 and the second phase in Tunisia in 2005. Her iki faza en yüksek sayıda katılımcıyı çekmek zorundayız. Bunu yapmak için de ileriye bakıp, sadece bugünün değil, yarının da problemlerini görmek zorundayız.
Gelişmekte olan ülkeler için bilgi toplumu olmak büyük bir fırsat getirebilir. Örneğin, ticaretin dağılımındaki adaletsizlik türü engeller aşılabilir. Bilişim ve Telekomünikasyon teknolojileri bu tür ülkelere, problemleri tarihlerinden kurtularak yeni bir ülke inşa etme şansı da verir. Ama acaba gelişmekte olan ülkelerin kaçının politik liderleri kendi halkının bu fırsatları kullanması için ciddi bir şekilde uğraşıyor.
Son yıllarda, dijital bölünmeyi önlemeye yönelik pek çok inisiyatif başlatıldı. Bunların bazılarının başarılı oldu. Utsumi, global perspektiften bakarak ve adaleti koruyar, yatırımları yaymanın yollarını aramak zorunda olduğumuzu vurgulayarak; “Özel sektörün daha çok katıldığı, rekabete dayalı, verimli regülasyonun uygulandığı ve en önemlisi global kuralların geçerli olduğu sektör reform programları geliştirmeliyiz. Yoksa dijital uçurum büyüyecek” diyor.
George Orwell bilindiği gibi 1930’larda yazdığı 1984 isimli kitabı ile meşhur olmuştu. Bu kitap bireyleri bir ekran kanalıyla evinde ya da işinde devamlı kontrol altında tutan bir BIG BROTHER kavramını taşıyordu. 1930’larda anlaşılamayan kitap, 1984’lere yaklaşırken bir hayli ilgi topladı ve kitaptaki toplum “sosyalizm” olarak düşünüldü. Kitabın filmi çekilmiş. Hatta Eurthymic tarafından şarkısı bile yapılmıştı.
Ancak bilişim sektörünün gittikçe gelişen yüzünde Utsumi’nin de ikaz ettiği bir tehlike söz konusu mu? Yani Orwell’in anlattığı toplum “bilişim toplumu” olabilir mi? (siz ne dersiniz ?)



Kaynak : 