Topluma “gıda güvenliği” kavramını benimsetmek üzere kurulan Gıda Güvenliği Derneği(GGD), toplumun internet yoluyla yayılan asparagas haberlere karşı bilinç düzeyini artırmak üzere “Güvenli Gıda, Sağlıklı Türkiye” projesini başlatıyor.
Konuyla ilgili olarak bir basın toplantısı düzenleyen Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, gerçekleştirdikleri araştırmalar neticesinde ilgi çekici sonuçlara ulaştıklarını belirterek bunları kamuoyuyla paylaşmak istediklerini söyledi.
Basın toplantısı öncesinde, sokak röportajlarından bir kesit sunan Saner, muhtelif görüşlerin ifade edilmelerine karşılık hepsinde bir ortak paydanın bulunduğunu belirterek bunun kendileri için itici bir güç olduğunu dile getirdi.
Derneğin, www.ggd.org.tr adresinden ulaşılabilecek web sitesinde, asparagas ve ya şehir efsanesi olarak adlandırılabilecek iddialara doğrularla karşılık verildiğini belirten Saner, 4 kişiden oluşan çağrı merkeziyle de günde 9 saat hizmet verilerek soruların bire bir cevaplandırılmasına çalışıldığını ve böylelikle ayda 15 bin tüketicinin sorusuna karşılık alabilececeğini söyledi.
GGD’nin, 2001 yılında Kalder altında bir proje üzerinde yükseldiğini ve “Temiz Mutfak” üzerine gerçekleştirdiği çalışmalarla büyük ilgi gördüğünü anlatan Saner, dernekleşmenin ise 2003 yılı Eylül ayında gerçekleştiğini hatırlattı. Gıda güvenliğine gereken ilginin gösterilmesinin toplumun sağlığına ve ülke ekonomisine katkı sağlamanın yanı sıra ülkenin imajını da olumlu etkilediğini belirten Saner, Türkiye’nin, uzlaşıyı zor yakalayan bir ülke olması sebebiyle bu yönde bir çalışma gerçekleştirmek istediklerini ifade etti.
Özellikle son yıllarda internetin daha da yaygın kullanımıyla, tüm dünyada ‘Zohnerism’ olarak da bilinen,”sözde bilimsel açıklamalar yaparak toplumların yanlış bir takım bilgilerle istenilen yöne çekilmek” istenildiğini belirten Saner, bugüne kadar yapılan araştırmalar neticesinde, yayınlanan asparagas haberlerde referans gösterilen hiç bir bilim adamı ve ya yetkilinin, dolaştırılan e-postalarla ilgilerinin olmadığının tespit edildiğini söyledi.
17 ilde gerçekleştirilen, yüzde 74’ü kadın, yüzde 26’sı erkek, 661 kişiyi kapsayan araştırmaya göre Türk tüketicileri için gıda güvenliğinin önemli bir konu olduğunun tespit edildiğini belirten Saner, çevre kirliliği ile trafik kazalarının da aynı risk ölçüsünde değerlendirildiğini söyledi.
Türk tüketicilerinin, sağlıksız üretim koşulları ve hilelerden endişeli olduklarının görüldüğünü ifade eden Saner, buna karşılık tüketicilerin hekimlere ve bilim adamlarına güvendiklerinin tespit edildiğini söyledi. Tüketicilerin, yarısından fazlasının gıda güvenliğinde geriye gidildiği şeklinde bir görüşün hakim olduğunu belirten Saner, araştırmaya katılanların yüzde 32’sinin, internetten edindikleri bilgilerin satın alma eğilimlerini etkilediğini ifade ettiklerini açıkladı.
Uluslararası kabul görmüş bilgilerle toplumu gıda güvenliği konusunda bilgilendirmek amacını güttüklerini ifade eden Saner; “Şehir efsanelerine karşı doğru bilginin adresi olmak istiyoruz” dedi.
Samim Saner’den sonra bir konuşma yapan Gıda Güvenliği Derneği Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Artemis Karaali, gıda güvenliğinin tüm dünyada sıcak bir konu olduğunu belirterek doğru bilginin sağlıklı akışını sağlamanın önemine değindi. Ferdi tartışmalar yerine, bunların bir danışma kururlu süzgecinden geçirilerek halka arzında büyük yarar bulunduğunu belirten Karaali, duyulan her şeye kayıtsız şartsız inanmamak gerektiğini söyledi. Karaali, kişilerin, kendilerine göre bir risk yönetimi oluşturmalarının önemli olduğunu belirtti.
Daha sonra bir konuşma yapan teknoloji editörü Serdar Kuzuloğlu, internetin zehirini ve panzehirini bir arada barındıran bir ortam olduğunu ifade etti. Bu tür durumlardan en çok mağdur olan şirket ve ya kişilerin oldukça ekonomik olan internetten faydalanmamalarını anlayamadığını anlatan Kuzuloğlu, dünyada internet kullanımında 11’nci sırada bulunan Türkiye’de, olaya bu yönüyle de bakmak gerektiğini söyledi.
Serdar Kuzuloğlu, konuşmasının finalinde; “Bir yalan ne kadar büyük olursa, inandırıcılığı da o kadar büyük olur” dedi ve ekledi; “Anlaşıldığı kadarıyla bu tür hurafeleri yayan kişiler bunların hukuksal sonuçlarından da bihaber!”
Toplantı başında gösterilen sokak röportajlarında yaşlıca bir hanımın söylediği şu sözler aslında toplantının öznesi gibiydi; “Her şey kanserojen! Ne yesek korkuyoruz…”



Kaynak : 