Geçtiğimiz günlerde KAGİDER tarafından İstanbul’da gerçekleştirilen 1’nci Uluslararası Kadın Girişimcilik ve Liderlik Zirvesi’ne, Avrupa Birliği’nden katılan ve Avrupa Komisyonu, Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürlüğü’nde, İletişimden Sorumlu Genel Müdür görevini yürüten Gisela Gauggel-Robinson ile AB süreci ve kadın hakları konusunda kısa bir söyleşi yapma fırsatını bulduk. Kadınların, toplumdaki yerlerini güçlendirebilmeleri için öncelikle hayatlarını idame ettirecekleri bir işe sahip olmaları gerektiğini belirten Gauggel-Robinson, burada medyaya da ciddi bir rol düştüğünü ifade ediyor.
turk-internet.com; Türkiye’de, Kadın hakları konusunda neler biliyorsunuz?
Gisela Gauggel-Robinson; Benim uzmanlık alanım değil. Ben iletişim alanında uzman biriyim. Ancak görünüşe göre, AB’ye entegre olma arzusundaki Türkiye’de genel olarak insan hakları konusunda bir takım ortak kaygılar var. Reform yapılması gereken konular arasında kız çocuklarına temel eğitim verilmesi, kadınlara çalışma hayatında eşit hakların verilmesi, kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve toplumda kadınlara daha fazla sosyal hakların verilmesi öne çıkıyor.
turk-internet.com: Avrupa’da kadınlar nasıl bir ortama sahip bulunuyor?
Gisela Gauggel-Robinson; Bence, kadın hakları konusunda Avrupa’da önemli ilerlemeler sağlanıyor. Avrupalı kadınlar sahip oldukları haklar konusunda daha bilinçli.
turk-internet.com: Sizce Kadınların statüsünü güçlendirmek, ne şekilde mümkün olabilir?
Gisela Gauggel-Robinson; Kadınların toplumdaki yerine ilişkin birtakım, klişeler var bildiğiniz gibi. Örneğin, “kadın evde oturmalı, çocuğuna bakmalı” gibi. Kadını belli kalıplar içine hapseden birtakım düşünce ve ifadeler var. Burada medyaya büyük sorumluluklar düşüyor. Örneğin medya, başarılı iş kadınlarına, girişimcilere, kadın, doktor ve öğretmenlere programlarında daha fazla yer vererek, bu tür şeylerin gelişimine katkı sağlayabilirler.
Topluma model olarak sunulacak güzel örneklerin buradan çıkanlar arasından seçilmesi de ayrı bir önem taşıyor. Yani bu konuda kalkıp, Amerikalı bir kadını örnek olarak sunmamalısınız. Bu çerçevede Sivil Toplum Kurumlarına(STK) da büyük görevler düştüğünü belirtmeliyim.
turk-internet.com: Peki burada kadınlara ne gibi sorumluluklar düşüyor?
Gisela Gauggel-Robinson; Bence kadınlar, her şeyden önce geçimlerini, insan haysiyet ve şerefine yakışır bir şekilde sağlamalılar.
turk-internet.com: Türkiye, AB’nin desteğini alabilmek için neler yapabilir?
Gisela Gauggel-Robinson; Aslında bunun cevabı çok açık; Her yıl, Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeleri gösteren, AB raporları yayınlanıyor. Bu raporlarda, bir sonraki dönemde hangi konulara ağırlık verilmesine ilişkin birtakım tavsiyeler de yer alıyor.
Oldukça şeffaf bir şekilde duyurulan bu raporlarda, sadece kamu kurumlarının değil, vatandaşların da bu sürecin bir parçası olmalarına vurgu yapılıyor.
turk-internet.com: Tüm bu konularda, internetin ne gibi bir gücü bulunuyor?
Gisela Gauggel-Robinson; İnternetin, çok büyük faydaları olan bir mecra olduğunu düşünüyorum. Ancak çok ciddi zorlukların olduğu da yadsınamaz. Şiddet, pornografi ve dezenformasyon öne çıkan zorluklar. ‘Medya eğitimi’ bu gibi çetrefilli alanlarda, özellikle çocuk ve gençlere, takip ettikleri içerikler konunda nasıl daha dikkatli olabileceklerini veriyor. Diğer yandan bazıları “ebeveyn kontrolü” ile nahoş içeriğin engellenebileceğini ifade ediyorlar, ama bu o kadar kolay çözümlenebilecek bir şey değil. O nedenle, ben “medya eğitimi” konusunu, zararlı içeriğin yıkıcı etkisini minimize edebilmekte yararlanılabilecek bir unsur olarak değerlendiriyorum. Buna ilave olarak, kullanıcıların, önlerine gelen içeriklerin, hangi kaynaklardan sunulduğunu kontrol etmeleri önem arz ediyor.



Kaynak : 