IDC CIO Summit’e katılan firmalardan birisi de Symantec idi. Virüs firması olarak tanıdığımız firmanın bir başka iş alanı yönetim. Şirketin Türkiye Genel Müdürü Gökhan Say ile bunları konuştuk[1] :
Big data bir yandan sorun, bir yandan fırsat. Sorun çünkü mobilite, sosyal ağlar ve bulut teknolojileri “big data”yı daha da tetikliyor. Nitekim bilginin büyüklüğü son 2 yıl içinde % 1800 arttı. Cloud tarafına bakıldığında dünyadaki toplam bilginin % 27’sinin cloud içinde toplandığı söyleniyor. Ayrıca Toplam datanın % 80inin video olacağı söyleniyor.
Araştırmaların bugünün trend’i olarak belirlediği 4 alandan 3’ü yani mobilite, sosyal ağlar ve bulut, 4cüsü olan big data’yı yaratıyor ama eğer bunu akıllı bir şekilde analiz eden bir yapı kurarsak tersine fırsat haline gelir.
Say’a nasıl fırsat ve nasıl tehdit olduğunu sorduk;
Big datayı yönetmek, hele sınırları kalkan bir dünyada –müşteri tahammülünün azaldığı bir dünyadan bahsediyoruz, 24×7 ve her noktadan bilgiye ulaşmak istiyorlar– çok önemli. Kurumların yüksek SLA’lerle çalışması lazım. Maliyetlerini aşağıya çeksinler ki rakiplerle savaşabilsinler.
Ama bir yandan da güvenlik sorunu var. Çünkü dünyaya açıyorsunuz, datanın kim tarafından kullanıldığını bilmeyen şirketler var.
Bir başka tarafta ise regülasyonlar var. Müşteri datasına sahipseniz, bunu en iyi şekilde yönettiğinizi göstermek de zorundasiniz. Sadece bankalar değil, 5651 sayılı kanun gibi yaptığı uygulamalar nedeniyle göstermek zorundasınız.
Say Symantec’in bu konudaki hizmetlerin ise şöyle anlattı:
Biz 2 tarafı adresliyoruz. Demin konuştuğumuz konu özellikle maliyetlerin aşağıya çekilmesi önemli. Evet sanallaştırma ile maliyetler kontrole alındı ama ya storage (depolama)?
Önümüzdeki en önemli konu storage’ın sanallaştırılması. Her türlü markanın, her tier’de birlikte kullanılması anlamına geliyor. Üstelik her bilgi eşit değildir mantığı ile düşünürseniz, bazı bilgiler acil oluyor. Ben hepsine yatırım yapmak zorunda mıyım ya da tek bir vendor ile gidildiğinde % 50 ile % 100 arasında artış olduğu söyleniyor. Yakından inceleyen analisteler bunu tek firmaya kilitlenmek olarak anlatıyor.
Symantec’in sunucu tarafını Say şöyle anlattı
Sadece storage değil, sunucu tarafında da aynı sorun var Ön yüzdeki storage yönetim yazılımlarını standardize edersek, arka yapıdaki sunucuları maliyet planlarımıza göre SLA verileri ile sanallaştırı kullanmak sorunu binlerce firma ile projelendirilmiş olduğumuz konu.
Günümüzde Unix’den Linux’a ciddi bir geçiş söz konusu. Acaba “mission critic (kritik süreçler) olan çözümlerimiz bu linux üzerinde nasıl çalışır?” deniliyor. Biz Symantec olarak yüksek SLA[2]’ler verecek şekilde Red Hat ile binlerce çalışma yaptık.
Diğer yandan tekilleştirme boyutu da var. En önemli teknolojilerden birisi. Kritik konulardan birisi biz de appliance pazarına girdik. % 200-250 ile büyüyüyoruz. Dünyada bir ilk olarak hem tekilleşme hem de backup da tek bir applicance kullanıyoruz.
Tek bir cihaz deyince doğal olarak son dönemde firmaların yaklaşımlarının “uçtan uca”[3] olması konusunu sorduk. Eskiden firmalar “açık network standartları”ndan bahsederlerdi. Yani tek bir network üzerine farklı Makine ve yazılımların çalışabilirliği anlatılırdı. Ancak günümüzde hemen hemen her satıcı/üretici firma sadece kendi ürünlerinden oluşan networklerin verimli olduğunu yani “uçtan uca” seçilmeleri gerektiğini anlatıyor. Donanım firmalarının yazılım ve yazılım firmalarının donanım firmaları satın alarak geldikleri günümüzde rekabetin artması ile bu durum meydana geldi. Gökhan Say bu konuyu yönetim ve maliyet açısından avantajlı diye özetliyor :
Bu bugün bütün hardaware firmalari için geçerli. Appliance var ama kimseyi kilitlemiyoruz. Mesela tek bir Makine giderken, fiyatlar yüksekse ne yapacaksınız, ya silolar oluşturacaksınız ya da tüm ürünleri atacaksınız. Ama Symantec’in işi hardware değil. Appliance işinde bile, müşterilerimize başka sunucu üzerinde de kullanabilirsiniz diyoruz.
Yani yatırımı silo yaratmaksızın devam ettirebilirsiniz. Standardize edecekseniz. EMC Hitachi ile Hitachi ile Linux ya da Sun Solaris ya da AIX de kullanabilirsiniz. Ama ön planda bilgi işlemde çalışan kişi tek bir uygulamadan yönetecek. Böylece size hardware firmaları da indirim yapmak zorunda.
Şöyle ki; diyelim ki “storage ve sunucu yönetimini Symantec ile standardize ettik. Bu nedenle yazılım fiyatlarınızı düşün öyle bir teklif verin” dediniz. “Bunlar embedded fiyatlardır dediler ve fiyat vermediler diyelim. Ama bir tanesi kabul edecektir ve arkasından hepsi kabul edecektir. Bu noktada da siz Symantec’in maliyetini katkat tasarruf etmiş olacaksınız.
Say, sunucu yönetimi konusuna şöyle devam etti :
Biz firmalara “Storage almak ister misiniz?” diye soruyoruz. Sonra analiz ediyoruz. CIO’lar artık iş adamı olmaya yönelmişler. Kurumun işlerini büyütmek için buna “hayır” deme lüksü yok. Hayır diyenler ise ciddi anlamda rekabeti kaybediyorlar.
Biz hem en düşük maliyetler, hem de operasyonel olarak yapabilmeleri sağlamak istiyoruz. 150 petabytelık data center’ımız var. Kendi yazılımları sayesinde online backup tarafında. Atıl yatırım yapmaya tahammülümüz yok gereksiz yatırım yapmak değil, bunların hepsini olması gereken SLA’lerle çalışan providerlardan birisiyiz. Müşterilerimiz yarattığımız maliyet avantajlarını kullanıyorlar…
[1] Not : Bu haberi bir firmanın basın gezisinde tamamlayıp yayınlıyoruz. Gezide gazeteci arkadaşlarımız yabancı kelimelere takıldılar. Ancak bu kelimeler turk-internet.com’un değil, röportaj yaptığımız Say’ın kelimeleridir. Bozmadan yayımladık.
[2] SLA – Service Level Agreement – servis seviyesini belirlemek için kullanılır.
[3] “Uçtan uca” son dönemde satıcı firmalar tarafından çok kullanılıyor. Bu konudaki yorumlarımızı başka bir makale içinde bulacaksınız.



Kaynak : 