Lokasyon bazlı servisler hızla yayılıyor. Ancak mahremiyet endişeleri de aynı hızda artmakta. Bu endişelere en fazla muhatap olan firmalardan Google ise, yayınladığı bir açıklama ile lokasyon bazlı servis sağlama ağı olan Google Location Server’a dahil olmak istemeyen Wi-Fi erişim noktalarından ağ adlarını değiştirmelerini istedi.
Lokasyon bazlı servisler, oldukça yeni bir uygulama olmasına karşın tüm dünyada her gün milyonlarca insan tarafından kullanılmakta. Özetle bu servisler, bir kullanıcının bulunduğu yeri tespit ederek bu bilgi sayesinde o kişinin anlık olarak ilgilenebileceği ürünleri pazarlamakta kullanılıyor. Bu servisler sayesinde örneğin Beşiktaş’ta bulunan bir kişi o anda etrafındaki bir mağazanın indirimlerini görebiliyor. Ya da harita uygulamaları sayesinde kullanıcılar anlık konumunu görüp, gitmesi gereken yere daha kolay bir şekilde ulaşabiliyorlar.
Tüm bu servislerin dayandığı en temel nokta ise kullanıcının bulunduğu yeri tespit etmek. Bunun için birden fazla yöntem mevcut. Bu yöntemlerin en tanınanı GPS yani küresel konumlandırma sistemininden faydalanmak. GPS düzenli olarak kodlanmış bilgi yollayan bir uydu ağıdır ve uydularla arasındaki mesafeyi ölçerek Dünya üzerindeki bir GPS cihazının kesin yerini tespit etmeyi mümkün kılar. Bu sistemde yörüngede sürekli olarak dolaşan uydular radyo sinyalleri yayarlar ve yeryüzündeki GPS alıcısı bu sinyalleri alır. Böylece konum belirlenmesi mümkün olur.
Lokasyon bazlı servisler için konum belirlemede kullanılan bir diğer yöntem ise baz istasyonları yardımıyla yer tespitidir. Bu işleme triangülasyon (üçgenleme) veya nirengi adı verilir. Aslında işlem oldukça basittir zira bir cep telefonu baz istasyonu bir mobil telefonun hareket ettiği yönü bilirse ve eğer telefon en az üç kule ile iletişim halindeyse yer tespiti mümkündür.
Cep telefonları en yakın baz istasyonlarına sinyaller yollar. Kullanıcı hareket ettikçe sinyallerde bir baz istasyonundan diğerine geçer ve baz istasyonu da bu sinyallerin gücünü kontrol eder. Eğer bir sonraki baz istasyonunda sinyal güçlüyse kullanıcı görüşmeyi onun üzerinden yapar. Baz istasyonları arasındaki mesafe bilindiği için, 3 baz istasyonundan çizilen doğruların kesiştirilmesi ile lokasyon tespiti yapmak mümkün hale gelir. Ancak bu yöntemde lokasyon kesin olarak değil belirli bir sapmayla tespit edilebilir.
Bir başka yöntem ise tıpkı baz istasyonları gibi Wi-Fi erişim noktalarının kullanılmasıdır. Google da sunduğu lokasyon bazlı servislerde (Google Maps gibi) bir süredir bu yöntemi kullanmaya başladı. Ancak pek çok servis sunumunda mahremiyet endişeleri ile karşılaşan Google, lokasyon bazlı servislerinde de aynı sorunu yaşıyor. Üstelik sadece kullanıcılarla değil, bu kez Wi-Fi erişim noktası sahipleriyle.
Google tarafından yapılan açıklama, lokasyon bazlı servislerin daha da geliştirilebilmesi için Wi-Fi erişim noktalarının kullanılmasının artık bir gereksinime dönüştüğü belirtilmekte. Lokasyon bilgisi dışında kullanıcılara ait verilerin hiçbir şekilde toplanmadığını vurgulayan Google, yine de uyguladığı sisteme dahil olmak istemeyen Wi-Fi erişim noktası sahipleri için bir opt-out seçeneği sunduğunu duyurdu.
Arama devinin yaptığı açıklamaya göre bu sisteme dahil olmak istemeyen Wi-Fi erişim notası sahiplerinden, Wi-Fi networklerinin isimlerini sonuna “_nomap.” yazısının eklenmesi talep ediliyor. Yani örneğin “Network” adında bir Wi-Fi bağlantı noktanız varsa ve Google’ın kurduğu ağa dahil olmak istemiyorsanız Wi-Fi bağlantı noktanızın adını “Network_nomap.” yapmanız gerekecek. Firma bu yaklaşımın diğer lokasyon bazlı servis sağlayıcıları tarafından da benimsenmesi ve evrensel hale gelmesini umuyor.



Kaynak : 