Bu hafta sonu ufak bir tatil yaptım. İşte size bir tatil yazısı.. İnternet’te Sudoku[1] takıntısı üzerine ilginç bir yazı görünce, bunu aktarmak istedim.
Sudoku, 2000’li yıllarda ülkemize, “Zeka Olimpiyatları” düzenleyicisi olan Nevzat Erkmen[2] tarafından taşındı. Erkmen o günlerde pek çok gazetenin haftalık eklerine bu bulmacalardan verirdi. Ben de bu bulmaların hastalarından biriydim. Sadece bu nedenle hafta sonralarında belli gazeteleri alırdım. Çünkü babam çocukluğumdan beri “Beyin çalıştırmak ister. İşleyen demir pas tutmaz usülü, beynini sürekli çalıştırmalısın. Bulmacalar bu iş için güzel bir fırsat” sözleriyle beni bulmaca çözmeye teşvik ederdi. Çok da haksız sayılmazmış. Sudoku bugün American Alzheimer Association tarafından önleyici olarak tavsiye edilmiş durumda.
Dediğim gibi, Sudoku da bulmacalar içinde, beyin çalıştırma fırsatını en iyi sağlayanlardan birisi. Ama neden takıntı haline geliyor. Doğrusu ben de merak ettim. Sudoku yanlış hatırlamıyorsam 2006 ya da 2007’de Avrupa Yakası’nın başarılı yaratıcısı Gülse Birsel’in bir yazısı ile patladı. Ülkemizde bugün çok popüler.
İnternet’teki yazı, “Bulmaca İçgüdüsü”[3] başlıklı bir kitabın yazarı olan Antropoloji Profesörü Marcel Danesi tarafından yazılmış. Psikoloji Today isimli blogunda, Danesi, Sudoku ile Çapraz Bulmacayı karşılaştırıyor ve :
ikisi de basit bir yapıya ve basit kurallara sahip ama Sudoku, çapraz bulmacanın tersine, insan isimleri, dil bilgisi ya da olaylar türü “dış bilgi” gerektirmiyor, sadece rakamların en basit 9 tanesini, bir mantık çerçevesinde hücrelere yerleştirmeniz lazım.
diyor ve devam ediyor :
Gerçek hayat, bulmacalar gibi “net sonuçlara ulaşan” bir çözüm sunmaz. Bulmacalardan aldığımız tatmin, günlük hayatın büyük ölçekli bulmalarına karşı bir rahatlama sağlıyor olmasından geliyor gibi gözüküyor.
Çapraz bulmaca, Rubik Küpleri, Jigsaw ve Sudoku gibi bulmacalar içimizdeki düzeni tamir ediyorlar gibi gözüküyor. Günlük hayatın, iniş çıkışlarından kaçmak için güçlü bir araç. Günde 1 saat çapraz bulmaca ya da Sudoku ile uğraşmak, doktorları uzak tutar (burada günde 1 elma yemek, doktorları uzak tutar özdeyişine benzetme var).
Sudoku’nun Japon bulmacası olduğu söylenir ama Danesi bu bulmacanın ilk olarak ABD’de geliştirildiği iddiasında. İlk başlangıcını da mayıs 1979’daki Dell Pencil Puzzles ve Crossword Games dergilerinde yayınlanan bulmacalar olarak veriyor [4]. Japonya’ya ise 1984’te gittiği ve ismini o dönemde aldığı belirtiliyor[1].
Danesi, Sudoku’nun gelişmesini şöyle anlatıyor. 1984’de Japonya’ya sıçrayan Sudoku merakı, 1 yıl içinde tüm Japon yayınlarında yerini buluyor. 1997’de Yeni Zelanda’da emekli bir hakim olan Wayne Gould da, bu bulmacaları yaratmakla uğraşmaya başlıyor ve İngiltere’deki bazı yerel yayınlara veriyor. Birkaç ay içinde Sudoku kendine London Times’da yer buluyor. 2005’de İngiltere’de bir çılgınlık haline geldiği görülüyor. Oradan da tüm dünyaya yayılıveriyor. Bugün dünya yüzünde pek çok gazetede Sudoku mutlaka yer alıyor.
Sudoku tarihini bu şekilde veren Danesi, 19.yüzyıl sonlarında Fransa başta olmak üzere tüm Avrupa’da Sudoku’ya çok benzer rakam yerleştirme oyunlarının görüldüğünü de not ediyor. Ancak bu oyunun eski zamanlarda Çin’de ortaya çıkan “Sihirli Kareler” oyunu ve sonrasında İsveçli matematikçi Leonhard Euler (1707-1783) tarafından bulunan “Latin Kareleri” oyunu ile de benzeştiğini belirtiyor.
Sodoku hakkında bugün pek çok websitesi var. Tam bir çılgınlık halinde. “Sayılar ve Ev” isimli bir TV programında olduğu gibi çeşitli TV’lerde de yer aldığı bildiriliyor.
Ama asıl ilginci, ABD’nin Alzheimer Derneği, Sudoku’yu bu hastalığa karşı önleyici bir strateji olarak tavsiye etti. Derneğin tavsiye kararının arkasında bir araştırma olduğu belirtiliyor.
Yazımızı Sudoku çözüm stratejileri ile bitirelim. Bu konuda pek çok web sitesinde ipucu bulunabilir ama temelde 2 süreç işler. Birincisi o hücrede olamayacak numaraları bulmak (burada bu rakam olamaz çünkü..), 2.cisi olabilecek rakamı bulmak (bu rakam buraya konulabilecek tek rakamdır, çünkü..). Bazen de her ikisini de düşünerek, üçüncü bir rakam tespit edilir. Ama deneme yanılma yöntemi ile çalışmak da başka bir yoldur.
[1] Sudoku isminin, 1984 yılında Japonca yayınlanan Nikoli Magazine’in bir editörü tarafından “sadece tek haneli rakamlar” kelimelerine karşı verildiği bildiriliyor
[2] Nevzat Erkmen hakkında
[3] The Puzzle Instinct: The Meaning of Puzzles in Human Life
[4] Ülkemizdeki başlangıcını Nevzat Erkmen’den öğrenmek lazım



Kaynak : 