Avukat H. Vedat Gürer, yeni alan adları sisteminin devreye girmeden önce, ODTÜ DNS yöneticiliği sistemi hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hukukun, teknikçilere hep ayak bağı gözüktüğünü ifade eden Gürer, “buna bir çözüm olarak ve tüketici şikayetlerini azaltacak bir yöntem olarak tahkim konusunu öneriyorum” dedi. “Alan adı uygulaması neticede bir mal ve hizmet satışıdır. Tüketici yasası da dahil birçok yasaya tabidir. Ancak hizmet satışı yaptıklarını ve yasalara tabi olduklarını anlamıyorlar” diyen Gürer, ODTÜ’nün teknik olarak üstün olduğunu da vurguladı.
turk-internet.com : Alan adları uygulaması sonucu meydana gelen uyuşmazlıklarda taraf kim olacak? Haksızlığa uğradığını iddia eden kişi veya kuruluşlar hangi mahkemeye kimi dava edecekler?
Vedat Gürer : com.tr alan adlarını Türkiye’de vermeye tek yetkili kurum ODTÜ tüzel kişiliği bünyesinde çalışan DNS idaresidir. Dolayısıyla bu tür davalar ODTÜ’ye karşı açılacaktır. İdarenin idari işlemiyle yaptığı işlerden sayılmadığı için, idarenin tacir sıfatıyla yaptığı işlerden sayıldığı için hukuk mahkemeleri görevlidir. Eğer alan adı sahibi bir tüzel kişi ise Ankara Ticaret Mahkemesinde dava açacaktır. Fakat bir gerçek şahıs ise durum değişmektedir. Kanımca iş bir hizmet satışı olduğundan tüketici yasası devreye girmektedir ve tüketici mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.
turk-internet.com : Bu tip uyuşmazlıklar için açılmış davalar var mı? Bu tür davalar hangi gerekçelerle açılıyor? Şu ana kadar sonuç alınan bir dava var mı?
Vedat Gürer : Elit.com.tr davası dışında açılmış davalar olduğunu duydum ancak bu konuda ODTÜ’nün Hukuk Müşavirleri bilgilidir diye düşünüyorum. Alan adları ile ilgili sonuç alınan bir dava yoktur. Elit.com.tr davası ise gerekçeli kararın yazılmasını beklemektedir. Sonra temyize gidecektir. Kıyaslama yapmak gerekirse WIPO tahkim mekanizması bugüne kadar yaklaşık 40 bin başvuruyu sonuçlandırmıştır. Bu konuda Koç, Vestel, Akbank gibi Türk firmalarının da başvuruları sonuçlandırılmıştır. Türkiye’de olsaydı davaları hala devam ediyor olurdu.
turk-internet.com : Alan adı uygulamasına ilişkin görüşlerinizi hukukçu gözüyle değerlendirir misiniz?
Vedat Gürer : Alan adı yönetimi öncelikle teknik bir konudur. Bu konudaki kısa tarihçeyi üstünkörü özetlemek isterim;
Alan adları oluşurken iş geliyor Stanford’un bir laboratuarına kadar iniyor. O sırada Türkiye’deki teknik altyapı sadece ODTÜ’de var. Stanford’dan, “bizim bilgisayar ile bağlantı yapın” şeklinde ODTÜ’ye bir mektup yazıyorlar. ODTÜ dışarıya hat veriyor -Atilla Özgit ve ekibi az mücadele etmiyor PTT ile. O zamanlar Ankara-İstanbul tel konuşmasının üç günde yapıldığı yıllar-. ODTÜ’nün dışarıya hat vermesi ile askerler meraklanıyor, casusuluk yapılır korkuları başlıyor.
Sonuçta içeride de bu ağa -o sıralarda adı arpanet sanırım- bağlanmak isteyen üniversiteler, PTT ile uğraşmak yerine, ki yurtdışından kabul görmeleri de gerekecektir, bunun yerine ODTÜ’den numara almaya başlıyorlar. O sırada zaten bu IP numaralarına bir ad da verilmiyor. Bunlar telefon numarası gibi çalışıyor.
Sonra bu IP No’larına kolay hatırlansın diye birer isim verilmeye başlanıyor. Zaten Anglosaksonlar telefon üzerindeki harflere alışık bir kültürden gelmekteler. 1995 yılında net üzerinde ticaretin başlaması ile alan adları para etmeye başlıyor.
ABD doğal bir tekel oluşturuyor, Network Solutions Şirketi yaratılıyor. Biraz Savunma Bakanlığı ve birkaç büyük firma ortak. Netsol bir ara 8 milyar dolar market Cap’a yükselmişti. Dünyadaki tüm alan adları bu şirketten veriliyordu. Daha sonra bir bayi sistemi gelişti.
Şirketler serpilip tekniğini yapabilecek olanlar çoğaldıkça doğal tekel lağvedilip para yatıranlara “.com” ad yaratma yetkisi verilmeye başlandı. Bu adresi veren kurumu da bu netsol’un artıkları ve diğer ileri gelen firma temsilcileri kuruyor.
İnternic sistemi oluştuğunda ise gene Türkiye’ye bakılıyor ve ODTÜ’nün tekniğine alternatif yok. İnternic’e başvuran “.com.tr cctld ürününü ben de vermek istiyorum, işte teknik kapasitem, ne kadar teminat vereyim?” diyebilen başka bir Türk kurum da var mı bilemiyorum. Böyle bir başvuruya İnternic ne der araştırmadım. Pazar küçük geldiğinden -yıllık 2 milyon dolar civarında gözüküyor- ilgilenen firma yok. İş ODTÜ’nün üzerine yıkılmış olduğu için eleştireni de çok oluyor tabii.
“Alan Adı Tahsisi İdari İşlem Olarak Görülmüyor”
Tarihçe ve yorumları bir yana bırakırsak, işin bir özel hukuk tüzel kişisinde kalmış olması doğrudur. Alan adı tahsisi idari işlem olarak görülmüyor. Bir ara Ulaştırma Bakanlığı “idari işlem yapalım, harç, rüsum beklentisine girmişti ama o tartışmalar uzakta kaldı. Bana göre işin içinden çıkamayacaklarını anladılar. Yani devletin hangi Bakanlığı gidip bana bu yetkiyi verin diye bir yabancı özel hukuk tüzel kişisine akredite olmayı isteyecek?
ODTÜ teknik olarak üstündür. Ama bu iş neticede bir mal ve hizmet satışıdır. Tüketici yasası da dahil birçok yasaya tabidir. Ancak hizmet satışı yaptıklarını ve yasalara tabi olduklarını anlamıyorlar.
Hizmetin kalitesi ancak rekabet ile yükselir. monopol konumda olan ODTÜ ise kalite yükseltme baskısı altında değil tekeli oldukları bir malı satmanın rahatlığı içerisindeler. Hukuk, teknikçilere hep ayak bağı gözükmüştür. Buna bir çözüm olarak ve tüketici şikayetlerini azaltacak bir yöntem olarak tahkim konusunu öneriyorum.
Uyuşmazlıkların çözümünde herhangi bir tahkim türünü kabul etseler hizmetin kalitesi yükselecektir. Ancak bu durumda ODTÜ’nün -varsa- hataları için sorumlu olması da gündeme gelecektir. Rahatsızlık buradan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle DNS idaresi uluslararası uygulamaya paralel bir sistemi benimsemekten kaçınmaktadır. İç hukuk sisteminin yavaşlığı ve akademik ortamın saygınlığı nedeniyle hukukun hatalarını örteceğine inanmaktadırlar. Çünkü tahkim kabul görürse 6 ay içinde karar çıkmak zorundadır en geç!
turk-internet.com : Önerdiğiniz başka konular oldu mu?
Vedat Gürer : Diğer bir önerim, tekel olarak alan adı alıcısına dayattıkları işlem kurallarını değiştirmeleri oldu. ODTÜ’ye, hukuk danışmanı Öğretim Görevlilerine gitmelerini ve en azından bir “delil sözleşmesi” bölümü koymalarını istedim. Böylece e-mail trafiğini mahkeme önüne getirmek ve delil saydırmak mümkün olacaktı. Tabi gene de TTK maddelerine göre tacirler arasında tebligat ancak iadeli taahhütlü posta veya telgraf ile yapılabiliyor. Bunu da hatırlatmak lazım. Kamu düzeni hükmü olduğu için sözleşmede aksi kararlaştırılamıyor. Ama bir yazılı delil başlangıcı süreci böylece işlem kurallarına yasal bir temel kazandırabilirdi. Yapmıyorlar.
turk-internet.com : Önerilerinize bir direnç olduğunu söylemeniz mümkün mü? ODTÜ DNS yöneticiliği önerilerinizi neden kulak vermiyor?
Vedat Gürer :
Yılda yaklaşık 2 milyon dolar kazanan DNS idaresi bu konuda marka ve patent ofisi prensiplerine daha yakın bir uygulamayı benimsemiş durumda. Herkesi korumasının gerektiğine inanıyor. “arcelik.com.tr” adının Ahmet Örnek’e vereceği için sıkıntı duyuyor. kendisini korumayla vazifeli hissediyor ve Arcelik ile ilişkisini ispat edemeyen kimseye bu adı vermiyor. Oysa Kültür Bakanlığı’nın da bir eser aleniyeti üzerinde uygulaması var. Siz bandrolünü alıp kayıt tescilini yaptırsanız bile bu esere daha önce aleniyet kazandıran şahıs geldi mi verilenler geri alınıyor.
Hukuk içerisinde çeşitli işlere çeşitli çözümler vardır. Mesele işletmenizin politikasını çizecek vizyonda olmaktır. ODTÜ DNS idaresi bu anlamda tipik tutucu bürokrat yapılanmayı tercih etmiş gözükmektedir. Bu yanlıştır. Tahkim sistemini seçseler, yargılama süreci kolaylaşacaktır.
turk-internet.com : DNS idaresi kazancı konusunda ne düşünüyorsunuz?
Vedat Gürer : DNS idaresi borsaya kayıtlı birçok şirketten daha fazla gelir elde etmektedir. Ama işletme yönetimi bir faciadır. Düşük maaşla gönüllü çalışan insanlarla işler yapılmaktadır. Oysa burası bir pazarın tekel satıcısıdır ve fiyat dahil yaptığı saptamalara karışacak hiç kimse yoktur. Bu şirketin yıllık satış veya bilançolarını görmek mümkün değildir. Vergi ve SSK beyannameleri de yoktur. Çünkü gelirler üniversitenin döner sermayesine gitmektedir.
DNS idaresi bu anlamda parasızdır. Başındaki yetkililerin iş akitleri yoktur. Çalışanlarının iş güvencesi yoktur. İşletmenin sağlık ve güvenlik normları SSK’ya uygun değildir. Şirket ve işletme olarak örgütlenme fırsatı bulamadan muhteşem bir pazar ve inanılmaz bir iş yükü baskısı altında kalmışlardır, bunu da heba etmektedirler.
DNS idaresi bağımsızlığını korumak istiyorsa pazarın isteklerine cevap vermelidir. 5 yılda geliştirip tanıtımını yaptıkları satış sitesi e-ticaret nosyonundan ne kadar uzak olduklarının adeta bir delilidir. Yaptıkları ürün çeşitlemesi iyi bir gelişmedir. gen.tr, web.tr vs. alternatif ürünler sunmaktadırlar. Fakat amiral gemisi .com.tr hala aynı bürokrasidedir.
turk-internet.com : ODTÜ DNS yönetimi ile İnternet Üst Kurulu bünyesindeki DNS Çalışma Grubu ilişkisini nasıl yorumluyorsunuz?
Vedat Gürer : ODTÜ hukuk konusu ile muhatap kalmamak için Ulaştırma Bakanlığı bünyesindeki internet kuruluna topu atmakta ve orada 5 – 6 kişi toplanıp hangi adların kime verilip verilemeyeceğine dair “consultancy” yapmakta idi. ODTÜ’de böylece “kurul kararına göre veremiyoruz” filan diyordu. Zaten 2001 sonrasında bir toplantı yapıldı mı bilemiyorum, bu da kadük oldu.
H. Vedat Gürer kimdir?
Galatasaray Lisesi, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Özel Hukuk Bölümü Yüksek Lisans bölümüne devam etti. Çeşitli şirketlerde yönetim ve denetim kademelerinde bulundu. Halen Gürer & Bilge avukatlık firmasında, ortak sıfatıyla serbest avukatlık yapıyor.Ayrıca Yeditepe Üniversitesi MBA bölümünde öğretim görevlisi olarak İnternet & Regulation dersleri veriyor. İyi derecede Fransızca ve İngilizce biliyor. Evli ve bir kızı var.



Kaynak : 