Yunanistan´da yaşayan Türk azınlığının sorunlarını Avrupa´ya taşımak için kurulmuş olan sivil toplum örgütü “Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu (ABTTF) bir müddettir, mail listelerinde yer alan yayınları ile dikkatimizi çekmekteydi. Derneğin Başkanı Halit Habiboğlu ile yaklaşan Alman Seçimlerini merkeze alan ama genel olarak Avrupa’daki Türk Toplumunun durumunu irdeleyen bir mail röportajı yaptık.
InterVizyon.com : Almanya´da seçimler yaklaşırken özellikle Hrıstiyan Demokrat çevrelerde Türkiye karşıtı sesler yükselmeye başladı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Halit Habipoğlu : Bu aslında sadece Almanya´ya has bir durum değil, aynı durum Fransa ve Hollanda´da Avrupa Anayasası için yapılan referandum öncesi ve sonrasında da ortaya çıktı. Tüm bu tartışmalarda göze çarpan ortak nokta, başka sorunların Türkiye günah keçisi ilan edilerek örtülmek istenmesi.
Almanya´da hızlı ekonomik büyüme evresinde kimsenin müdahale etmek istemediği sorunlar bugün içinden çıkılamaz bir hal almış bulunuyor. Almanya ile özdeşleşmiş sosyal yardımlar azalır veya kaldırılırken, ülkedeki işsizlik oranı % 11.5 seviyesinde. Göçmenler arasında ise oran % 20´nin üzerinde. Ancak diğer taraftan bakınca Almanya, dünyanın son yıllarda değişmez ihracat şampiyonu.
Ancak üretim ülke içinde yapılmadığından ciddi bir istihdam sorunu var. Diğer yandan düşük ve yüksek gelirliler arasında uçurum büyüyor. 18 Eylül´de iktidarı devralacak hükümet, acı reçeteleri uygulamaya devam edecek. Yeni seçimlerle iktidara gelmesi beklenen Hrıstiyan Demokratların elinde de yeni bir politika önerisi yok. Bu bağlamda “Türkiye´nin AB üyeliği” gerçekleri örtbas etmek için araç olarak kullanılıyor.
InterVizyon.com : Peki sizce bu sadece seçim propagandasında mı kalacak?
Halit Habipoğlu : Hayır, korkarım bunlar uzun vadeli bir politikanın ilk sinyalleri. Almanya´da yaşayan bir göçmen olarak beni ilgilendiren tarafı ise, Türkiye üzerinden yürütülen tartışmanın 2,6 milyon Türk göçmende kırgınlık yaratarak entegrasyon sürecini baltalaması.
Bilindiği gibi 1982´den 1998´e kadar iktidarda kalan Hristiyan Demokratların (CDU-CSU) göçmenleri entegre etme yönünde sicili pek parlak değil. Almanya´da göçmen olarak tanınmamız, ancak 2005 yılı başında Sosyal Demokratlar- Yeşiller koalisyonu tarafından yürürlüğe sokulan göç yasası ile oldu, ki, o yasa da çoğunluğu Hrıstiyan Demokratların elinde olan Eyaletler Meclisi´nde iyice yontularak, kendinden bekleneni veremedi. Bu koşullar altında, CDU´nun, bayraktarlığını sistem dışı partilerin yaptığı Türkiye karşıtı söyleme sarılması, göçmeni küstürerek, geç kalınmış pek çok adımın atılamamasına yol açabilir.
InterVizyon.com : 3 Ekim tarihi yaklaşıyor, sizce Türkiye´ye o gün müzakere tarihi verilecek mi?
Halit Habipoğlu : Verilmesi gerekiyor verilmeme ihtimali büyük, ancak bu reddin Almanya´dan geleceğine inanmıyorum. Bu teknik açıdan da çok güç. Almanya´da yapılan kamuoyu araştırmaları, Hrıstiyan Demokratlarla koalisyon kurması beklenen Hür Demokrat Parti´nin (FDP), seçimlerde kendisinden beklenen oyu alamaması ihtimalini ortaya koyuyor. Bu durumda Sosyal Demokratlar ve Hrıstiyan Demokratların içinde yer alacağı bir büyük koalisyon ihtimali gündeme gelecektir ki, böyle bir koalisyonun 3 Ekim´e kadar kurulabilme olasılığı zayıf.
SPD´nin içinde bulunacağı bir hükümet ise böylesi sert bir karara kolay yanaşamayacaktır. Hükümet kurulana kadar görev yapacak olan geçici hükümetin de, yeni ve ters yönde bir karar alma olasılığı bulunmuyor. Bu birinci senaryoydu.
Ikinci bir senaryo olarak CDU´nun FDP ile koalisyonu gerçekleşirse de, yeni hükümet böyle ağır bir kararla Alman-Türk ilişkilerini ipotek altına almaya yanaşamaz. Bu noktada küçük AB üyeleri belki devreye sokulabilir. Zaten Fransa bu konuda öncülüğü kimseye bırakmayacak gibi görünüyor. Ancak Fransa´da bunu doğrudan yapamaz.
InterVizyon.com : Türkiye´nin AB üyeliği sizce neden önemli, tam üyelik haricinde imtiyazlı ortaklık tezlerine ne diyorsunuz?
Halit Habipoğlu : Türkiye´nin AB´ye tam üyeliği ihtimali, tarihin biz Avrupa halklarına sunduğu önemli bir fırsattır. 11 Eylül saldırıları ile alevlenen ön yargıların ve medeniyetler çatışması tezlerinin Avrupa özelinde son bulması için, Türkiye´nin birliğe dahil edilmesi büyük önem taşıyor.
Batı Trakya Türkleri olarak bizler de Türkiye´nin üyeliğini bu nedenle can-ı gönülden istiyoruz. Avrupa Birliği sınırları içindeki en eski Türk topluluk olan Batı Trakya Türkleri yanında, Avrupa´ya yerleşmiş göçmenler, Türk kültürünün Avrupa´nın bir parçası olduğunu kanıtladılar. Diğer yandan bu insanlar yeni bir küresel kimlik olan “Avrupalılık”ın en önemli taşıyıcıları. Anavatanlarının reddi, onlarında dışlanması anlamına gelir. Imtiyazlı ortaklık tezi ise sana hiç bir şey sunmuyorum, ama benden uzaklaşma demektir, zaten Türkiye yıllardır AB´nin imtiyazlı ortağı.
InterVizyon.com : Bugün hayallerdeki Avrupa Birliği´ne ne derece yakınız?
Halit Habipoğlu : Avrupa ideali asırlardır dile getirilen fakat başarıya ulaştırılamamış bir projeydi. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sı, yeni bir defter açarak, güçlü ve barışçıl bir entegrasyona gitme yolunu seçti, bunun başarısını arttıran ise 90´lara girilirken, çöken doğu bloku oldu.
Bu gelişmenin ardından hızlanan Avrupa entegrayonu Birleşik Avrupa´ya giden yolu açtı, ancak hala ulus-devlet yapılarının etkisi büyük, diğer yandan Birliğin kendi içinde de ciddi çelişkileri var. En yakın emsaller biz Batı Trakya Türkleriyiz.
Şu anda 1927,1928 ve 1936´da kurulmuş üç güzide derneğimiz isimlerinde “Türk” sözcüğü geçtiği için kapatılmış durumda. 1998´e kadar Elen soyundan olmadığımız için, yurtdışına çıktığımız anda vatandaşlıktan atılıyorduk. Kendi seçtiğimiz dini liderlerin yetkileri tanınmıyor, bel kemiğimiz vakıflarımızda ise 1967´den beri seçim yapılamıyor, Yunanistan istediği kişileri buralara atayarak, yağmaya fırsat veriyor.
Yine de umutsuz değiliz, birgün Avrupa idealinin bu krizlerini aşıp, AB´nin kendi iç sorunları ile de ilgilenmeye başlayacağına inancımız sonsuz. Bu inancımız nedeniyledir ki, azınlığımızın sorunlarını çözmek için Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu olarak en çok Avrupa kapılarını aşındırıyoruz.
InterVizyon.com : Ulus-devletlerin etkisinden bahsettiniz?
Halit Habipoğlu :
Bir kaç gün önce Bavyera Eyaleti İçişleri Bakanı Beckstein, “Türkiye´nin İtalya ve Fransa kadar güçlü olduğu bir Avrupa Birliği benim için öngörülemez” diyerek bu mantığı en net biçimiyle ortaya koydu. Bu mantığın etki kazanması, Avrupa idealinin bir kez daha iflası anlamına gelecektir.
InterVizyon.com : Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu olarak yaklaşan seçimlere dair bir yöneliminiz var mı?
Halit Habipoğlu : Biz esas olarak Yunanistan´da yaşayan azınlığımızın sorunlarını Avrupa´ya taşımak için kurulmuş bir sivil toplum örgütüyüz, ama aynı zamanda bir göçmen örgütüyüz. Yaşadığımız ülkelerdeki güncel gelişmeler de bizi yakından ilgilendiriyor.
Ancak, siyaset üstü bir genel tavra sahibiz. Bu nedenle bir veya birkaç partiyi önermek yerine, beklentilerimizi sunup, bunlara en uygun politikayı vaadeden partileri seçmelerini tavsiye ediyoruz.
Beklentilerimiz, genel ve özel. Almanya´da yaşayan insanlar olarak, herkes gibi beklentimiz istihdam ve gelir dağılımı gibi temel sorunların çözülüp, sosyal haklar alanındaki gerilemenin durması. Göçmenler, bunun içerisinde Türk göçmenler olarak beklentimiz ise, göç ve entegrasyon konusunda atılmış küçük ve önemli adımların sürdürülüp, hızlandırılması, örneğin göçmen çocuklarına iki dilde eğitim olanağı sunulması ve bir asimilasyon beklentisi içine girilmemesidir.



Kaynak : 