20-21 Subat’ta Ankara’da, Devlet Bakanı Beşir Atalay’ın başkanlığında
RTÜK, TRT ve Basın Yayın Genel Müdürlüğünün ortalaşa düzenlediği, Şura Sekreteryalığını RTÜK’ün istlendiği İletişim Şurası’nda toplanan İnternet Komisyonu üyeleri ve raporunu aşağıda bulacaksınız.
İnternet Komisyonuna katılan üyeler ve kurumları şöyledir:
* İrfan Erdoğan, Ankara Ü. İletişim Fakültesi
* Füsun Sarp Nebil, turk-internet.com
* Gürhan Kalelioglu, Oracle
* Ziya Aktaş, Yüce Bilgi Sistemleri
* Rahmi Aktepe, TBD
* Eşref Adalı, İTU
* Turhan Menteş, Meteksan
* Murat Tozan, IBM
* Hadi Özışık, internethaber.com
* Cebrail Taşkın, Türk Telekom
* Metin Özer, habervitrini.com
* Emrehan Halıcı, Halıcı Yazılım
* Mehmet Kesim, Anadolu Üniversitesi
* Tuğrul Yılmaz, Tübitak – Ulakbim
* Tanju Erkoç, Dogan İletişim
* Alper Aydınalp, Superonline
* Adil Bişkin, ANAP
* İbrahim Akman, Atılım Üniversitesi
* Ali Koç, Koç Bilgi Grubu
* Bülent Yıldırım, Koç Net
* Şeref Oguz, Tercüman Gazetesi
* Ahmet Tezcan, 4.Kuvvet Medya sitesi
* Perran Beşirli, RTÜK
* Rıdvan Ugurlu, Telkoder
* Selçuk Aslan, Türk Telekom
* Önder Özdemir, TBD
* Ekrem Yener, Microsoft
* Emre Kurttepeli, Tüm İnternet Derneği
* Muharrem Çetin, Gazi Ü. İletişim Fak.
* Özgür Uçkan, Bilgi Ü. / IvHP
* Veli Ünal, RTÜK
* Hülya Pekşirin, BMK Hukuk Bürosu
* Barış Günaydın, Anadolu Ü.
* Murat Aşkar, ODTÜ
* Faruk Eczacıbaşı, TBV
* Savaş Ünsal, Süperonline
* Ümit Atalay, Internet Kurulu
* Mustafa Akgul, Bilkent Ü.
Başkanlık Divanı:
Mustafa Akgül, Başkan
Roportörler: Özgür Uçkan, Hülya Pekşirin, Veli Ünal
Şura’nın Web Sayfası :
İletişim Şurası
İnternet Komisyonu Raporu
İnsanlık sanayi ötesi bir toplum biçimine, bilgi toplumuna geçişin sancılarını yaşıyor. Bilgi, bilim, teknoloji, Ar-Ge, fikri emek, bireysellik ve yaratıcılık temeli üzerine internet ve bilişim-iletişim teknolojilerinin öncülük ettiği bu değişim, yaşamın tüm boyutlarını
değiştirmeye başlamıştır. Ülkelerin ekonomisi, mesleklerin yapısı, insan gücü profili, yönetim biçimleri, iş yapma biçimleri, ticaret, kültür, eğitim, sağlık, eğlence gibi yaşamın her alanı bu değişimin etkisi altında dönüşmeye başlamıştır. Bilgi temelli, dinamik ve rekabetçi bir ekonomi için, ülkenin yeniden yapılanması projesi olan “e-Türkiye”yi hayata geçirmek toplumun tüm kesimlerinin ortak hayali ve sorumluluğudur. Bu hedef, dünyayla bütünleşmiş, Avrupa Birliği’nin
parçası olmuş, insani, sosyal ve ekonomik kalkınmasını gerçekleştirmek
isteyen bir Türkiye için tercih değil zorunluluktur. Devletin bu
kapsamda yeniden yapılanması olan e-devlet, e-Türkiye girişiminin öncü
gücüdür. AB bünyesinde sürdürülen “eAvrupa+” programının parçası olan
e-Türkiye projesi, bir ulusal seferberlik ruhu içinde ve siyasi
kararlılıkla ele alınması gereken çok büyük bir projedir. Bu çerçevede,
teknik altyapının ve üzerinde verilen tüm hizmetlerin tam rekabete
açılması, sayısal uçurumu önleyecek politika ve stratejilerin
geliştirilmesi, ulusal Ar-Ge ve inovasyon politikalarının geliştirilmesi
konuları öncelik taşımaktadır.
Kurumsal Yapı Önerileri
Bilgi toplumuna dönüşüm nihai hedefine ulaşmak için e-Türkiye’nin inşası
amacıyla, kalıcılığı olan ve sürekli olarak çalışan kurumsal bir
yapılanmaya ihtiyaç vardır. Bu yapılanma, siyasi sorumluluğu olan,
e-Türkiye’ye yönelik tüm çalışmaları koordine edecek, katılımcı ve
saydam mekanizmaları kapsayan, faaliyet alanının gerektirdiği esnekliğe
sahip icracı bir bakanlık olarak BİLİŞİM BAKANLIĞI kurulmalıdır. Bu
bakanlık E-Türkiye’nin önünü açacak, konunun çeşitli boyutlarına
odaklanmış, kamu, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, üniversitelerin
ve medyanın etkin işbirliğiyle sürekli çalışan, katılımcı ve saydam
çalışma grupları bu kurumsal yapının ana unsurları olacak şekilde
oluşturulmalıdır. Bu çalışma gruplarının sekreterya görevini söz konusu
kurumsal yapı üstlenmeli ve her çalışma grubunun bir çekirdek kadrosu
olmalıdır. E-devlet için gerekli çalışmaların koordinasyonunun yanı sıra
ilgili düzenlemelerin de yapılması bu kurumsal yapı tarafından
üstlenilmelidir.
Halen çalışmakta olan İnternet Kurulu, katılımcı ve çoksesli
yapılanmasıyla bu çalışma gruplarına bir model oluşturabilir. İnternet
Kurulu, yukarda sözü edilen kurulacak yapının doğal bir parçası
olmalıdır. Bu bakanlık kurulana kadar, İnternet Kurulu, katılımcı
yapısıyla bir katalizör işlevi görebilecek bir biçimde
etkinleştirilmeli, bu amaçla yaptırım gücü ve kaynak aktarımı
sağlanmalıdır. Yukarda önerilen çalışma grupları da daha şimdiden
İnternet Kurulu altında çalışmalarına başlamalıdırlar.
Bu çerçevede, önerilen kurumsal ve toplumsal yapılanmanın yasal
düzenleme sürecine yönelik olarak, T.B.M.M. içinde bir Bilişim Komisyonu
oluşturulmalıdır.
Bu çerçevede, Bilişim Bakanlığı koordinasyonunda, gerek Türkiye Bilişim
Şurası gerekse İletişim Şurası çalışmalarının odaklandığı konuları
gereken kapsam ve içerik derinliğiyle ele alacak “e-Türkiye Kurultayı”
her yıl toplanmalıdır. Böyle bir kurultay, kamu, sivil toplum ve özel
sektörün en geniş düzeyde katılımı ve etkin işbirliği çerçevesinde
konumlanmalıdır. Ayrıca, T.B.M.M. Bilişim Komisyonu’nun da Kurultaya
etkin katılımı sağlanmalıdır. E-Türkiye Kurultayı altında yukarda
önerilen çalışma grupları, sürekli olarak çalışacak komisyonlara
dönüştürülmelidir.
Politika ve Strateji Önerileri
E-Türkiye girişimi kapsamında yer alan konuların birer ulusal politika
konusu olarak belirlenmesi ve “eAvrupa+” programına paralel bir acil
eylem planı içinde ele alınması gerekir. Bu politikaların oluşturulması
için, yukarda önerilen kurumsal yapılanma içinde geniş katılımlı çalışma
gruplarının çalışmaları esas alınmalıdır. Bu bağlamda, yukarda önerilen
“e-Türkiye Kurultayı” bu politikaların ve eylem planının periyodik
değerlendirilmesi için en uygun platformdur.
E-Türkiye girişiminin öncelikli politika konuları şunlardır:
· Bilişim ve iletişim sektörünün tam rekabete açılması
· Bilgi teknolojilerinin üretimi ve internetin önünün açılması,
girişimciliğin, üniversite-sanayi işbirliğinin, teknoparkların ve
yazılım üretiminin desteklenmesi için teşvik mekanizmalarının kurulması
· Sayısal uçurumun önüne geçilmesi için önlemler geliştirilmesi
· Ulusal Ar-Ge ve inovasyon politika ve yapılanmalarının oluşturulması
· Temel bir kamu hizmeti haline gelmekte olan internet erişiminin
toplumun tüm kesimlerine sağlanması ve kamusal erişimin
yaygınlaştırılması için gerekli kaynakların yaratılması
· Bilgi toplumuna uygun hukuksal altyapının oluşturulması
· Bilişim ve iletişim teknolojilerinin toplumsal bütünleşmeyi
sağlayacak, katılımcı ve saydam mekanizmalarla demokrasinin
etkinleştirilmesi amacıyla kullanılması
· E-devlet çalışmalarının, açıklık, sorumluluk, katılımcılık, hesap
verebilirlik anlayışı çerçevesinde ve bireye saygılı bir bağlamda
bilişim ve iletişim teknolojilerinin kullanımıyla kamu yönetiminin
yeniden yapılandırılması kapsamında ele alınması
· Kolay erişilebilir, hızlı, ucuz ve güvenli internet altyapısının
geliştirilmesi
· Bilişim ve iletişim teknolojilerinin gerek örgün eğitim gerekse yaşam
boyu eğitim kalitesinin artırılması için kullanılması
· Tüm okulların internete taşınması, öğrenci ve öğretmenlerin bilişim ve
iletişim teknolojilerini kullanabilir hale getirilmesi
· Bilgi toplumuna uygun insan kaynağına yatırım yapılması, vatandaşların
bilişim ve iletişim teknolojileriyle çalışabilecekleri minimum
koşulların yaratılması
· Tüm düzeylerde teknoloji üretebilecek ve teknolojik uygulamaları
çalıştırabilecek teknik personelin eğitilmesi, üniversitelerin yeniden
yapılandırılarak bilgi teknolojilerine ağırlık kazandırılması, teknik
formasyonu olan üniversite mezunu ve üniversiteye girmek için bekleyen
işsizlerin bilişim teknolojileri konusunda yeniden eğitilmesi
· Sağlık, tarım, çevre, turizm, ulaşım, istihdam konularında bilişim ve
iletişim teknolojilerinin etkin kullanımına ilişkin politika ve
stratejilerin belirlenerek ulusal pilot projelerin hayata geçirilmesi
· Avrupa e-içerik programı kapsamında ülkenin zengin ve çok sesli
kültürel mirasının internete taşınması ve içeriğin zenginleştirilmesi
Bilgi Toplumunun Hukuksal Altyapısı İle İlgili Öneriler
İnternet ile ilgili hukuksal düzenlemelerde aşağıdaki temel ilkelerden
hareket edilmelidir:
. Hukuksal düzenlemelerde, olumlu düzenlemelerle (positive regulation)
bilgi toplumuna giden yolun, bilgi temelli ekonominin önünü açmak ve
bunu yaparken “hukuksal güvenliği” de sağlamak, bu hedeflere
ulaşılmasını engelleyecek olumsuz düzenlemelerden (negative regulation)
kaçınmak gerekmektedir. Düzenlemelerin mümkün olduğunca esnek,
minimalist ve teknoloji yansız bir yapıya sahip olmasına özen
gösterilmelidir. Yapılacak düzenlemelerin, sosyal, ekonomik ve kültürel
bakımdan toplumda yaratacağı etkilerin ölçülebileceği bir biçimde, her
düzenlemeden önce kapsamlı bir risk analizi çalışması yapılmalı ve bu
düzenlemeler koşullar dikkate alınarak, uygulamaların geri dönüşü
ışığında periyodik olarak gözden geçirilmelidir. Bu kapsamda, belirli
pilot çalışmalara olanak veren deneysel çerçeve yasalarına yönelik
çalışmalar da yapılmalıdır.
· Yapılacak tüm hukuki düzenlemelerde, bilgi toplumunun
gerçekleşmesindeki rolü tartışmasız olan düşünce ve ifade, haberleşme,
bilgiye erişim özgürlüğü, kişisel verilerin gizliliği, temel insan
hakları belgelerinde çizilen çerçeve göz önünde bulundurularak
korunmalıdır.
. Yasal düzenlemeler ilgili tüm kesimlerin katılımıyla ve uzlaşısıyla,
saydam ve paylaşımcı bir süreçten geçirilerek, “birlikte düzenleme”
(co-regulation) anlayışıyla gerçekleştirilmelidir. Yasalaşma süreci bu
çerçevede yeniden yapılandırılmalıdır.
. Düzenlemeler teknolojinin gelişmesini ve yayılmasını engelleyici
olmamalı, tersine esnek bir çerçevede, düzenlemeler asgari ölçüde
tutularak, “teknolojik yansızlık ilkesi” göz önünde tutularak teşvik
edici olmalıdır.
. Çeşitli uluslararası kuruluşlarca geliştirilen ve üzerinde geniş çaplı
uzlaşı sağlanan uluslararası düzenlemeler ve sözleşmeler, ulusal yarar
ve koşullar gözetilerek dikkate alınmalı ve bu yöndeki çalışmalar
sürekli takip edilmelidir.
. İnternet ve genelde bilişim ve iletişim teknolojileri alanında
yapılacak düzenlemelerin tek bir yasa çerçevesinde ele alınamayacağı
gerçeği dikkate alınarak, tüm süjelerin yetki ve sorumlulukları açık ve
net bir şekilde belirlenmelidir.
· Yargı sürecinin içinde çeşitli aşamalarda yer alan görevlilerin
eğitilmesine ilişkin programlar uygulanmaya konulmalı, bilişim iletişim
teknolojileri alanında delil tespiti, zararlı içeriğin tespiti gibi
ihtisas gerektiren konularda özel prosedürler belirlenmeli ve uzmanlık
isteyen konularda ihtisas mahkemelerinin tesisine zemin oluşturacak bir
biçimde yapılanmanın sağlanmasına yönelik çalışmalar yürütülmelidir.
Bilişim hukukuna yönelik kurumsallaşma:
10 – 12 Mayıs 2002 tarihinde toplanan Türkiye Bilişim Şurası’nda da
öngörüldüğü gibi, belli bir periyodik süreç öngörülerek, bilişim ve
iletişim teknolojileri alanındaki gelişmelerin izlenmesi ve bilgi
toplumu politikalarının hayata geçirilebilmesi için bu alanla ilgili
hukuksal düzenlemelerin hem teknik hem de ilkesel olarak gözden
geçirilmesi ve güncellenmesi gereklidir. Bu ihtiyaç için kurumsal bir
mekanizma yapılandırılmalıdır. Bu mekanizma, “Bilişim Hukuku Konferansı”
tarzında, her yıl sonuçları yayınlanacak yansız ve bağımsız bir
yapılanma biçiminde olmalıdır.Bu yapılanma içinde sürekliliği olan
çalışma grupları oluşturulmalı ve Konferans bu grupların çalışmalarını
tartışmaya açmalıdır. Bu çalışma grupları, Başbakanlık, Adalet
Bakanlığı, diğer ilgili bakanlık ve kamu kurumları, Türkiye Barolar
Birliği, Barolar, konuyla ilgili sivil toplum kuruluşları, özel sektör
ve akademik kurum temsilcilerinin geniş katılımıyla gerçekleştirilmeli
ve belli aralıklarla düzenli olarak toplanmalıdır. Bu grupların
faaliyeti önerilen kurumsal yapılanmayla paralellik içinde olmalıdır. Bu
konuda koordinasyon sürecinin, yine ilgili tarafların katılımı ve
uzlaşmasıyla yapılandırılması, kurumsal mekanizmanın sağlıklı bir
biçimde işlemesini garanti altına alacaktır. Ayrıca, bilişim hukuku
konusunda eğitim verilebilmesi için üniversitelerde gerekli faaliyetler
başlatılmalıdır.
RTÜK ve Basın Kanunu’nun İlgili Maddeleri:
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 31/2
maddesinde “her türlü teknoloji ve her tür iletişim ortamında yapılacak
yayın ve hizmetlerin” şeklinde yer alan ve ayrıca işbu kanunun diğer
maddelerinde geçen “veri yayını” kavramları interneti kapsamamaktadır,
ileriye dönük olarak da dünyadaki örneklere bakılarak hiçbir zaman
kapsamamalıdır. İnternet yayıncılığıyla ilgili gerekli düzenleme
katılımcı bir yapı içinde tartışılarak yapılmalıdır. Ayrıca Basın
Kanunu’nda yer alan ve interneti Basın Kanunuyla ilişkilendiren ek 9.
madde kaldırılmalıdır. Söz konusu maddede düzenlenmek istenen kişilik
haklarının korunması, mevcut yasal çerçevede yer almakta olup, ek bir
düzenlemeye ihtiyaç bulunmamaktadır.
Internet Erişim, İçerik ve Sunucu Barındırma Hizmet Sağlayıcılarının Hak
ve Sorumlulukları:
İnternetle ilgili hak ve sorumluluk konusunun düzenlenmesinde “yasal
sorumluluk sistemi” oluşturulması ve bu çerçevede internet erişim,
içerik ve sunucu barındırma hizmet sağlayıcılarının ve internet
kullanıcılarının hak ve sorumluluklarının öncelikle düzenlenmesi
gerekmektedir. Bu düzenleme öncelikle tarafların ve devamında internet
ortamında yer alan bireylerin hak ve sorumluluklarının neler olduğu
konusunda bilgilenmeleri bakımından son derece önemlidir. Bu
düzenlemelerin yapılması sırasında hizmet sağlayıcıların verdikleri
hizmetlerin nitelik ve özellikleri göz önünde tutularak sorumlulukların
düzenlenmesi, bu hizmetlerinden yararlanan kullanıcıların da bir takım
haklara sahip olduğunu göz önünde tutan ve AB direktiflerine uygun
düzenlemelerin yapılmasına dikkat edilmelidir. Bu konuyla ilgili olarak,
ayrıca internet ortamında işlenen suçların faillerinin saptanmasına
yönelik, hizmet sağlayıcıların her koşulda “sanık” olarak çağrılması
gibi yanlış uygulamalara yol açılmaması için Ceza Muhakemeleri Usulu
yasası gibi usul yasalarında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
Sakıncalı İçerik ve Özdenetim:
İnternet yayıncılığında sakıncalı içerik kavramının uluslararası
standartlarda “çocuk pornografisi”, “ırkçılık ve şiddet” gibi genel
kabul gören kavramlar çevresinde değerlendirilerek özellikle içerik
barındırma hizmeti veren kuruluşlar çerçevesinde bir özdenetim
mekanizmasının kurulmasının desteklenmesi gerekli görülmektedir.
Telif Hakları:
Bilişim ve iletişim teknolojilerinin ülkede kalıcı bir gelişim ivmesi
yakalayabilmesi ve teknoloji bağımlılığının azaltılabilmesi için büyük
önem taşıyan fikri mülkiyet haklarının korunmasına büyük özen
gösterilmeli; ancak, bu konudaki düzenlemelerde, kamu yararı, hak
sahipliği ve bireysel haklar arasındaki dengelere dikkat edilmelidir.
Bilgiye Erişim Hakkı:
Ülkenin bilgi toplumuna dönüşmesi, bilişim ve iletişim teknolojilerinin
etkin bir biçimde kullanımıyla kamu yönetiminde şeffaflığın ve
katılımın sağlanması ve yasama, yürütme, yargı erkinin adaletli ve kendi
içinde uyumlu bir biçimde işleyebilmesi için, temel bir insan hak ve
özgürlüğü olarak kabul edilen “Bilgiye Erişim Özgürlüğü”, açık ve net
bir şekilde anayasa ile teminat altına alınmalı, ayrıca özel bir bilgi
edinme hak ve özgürlüğü yasası çıkarılmalıdır. Bu konuda geliştirilmiş
ve Meclis’e sunulmuş olan kanun tasarıları katılımcı bir yapı içinde
geniş bir tartışmaya açılmalıdır.
Kişisel verilerin korunması:
Kişisel verilerin işlenmesini kolaylaştırarak bu verileri ilgililerin
yararlanmasına sunmak zorunlu hale gelirken, diğer yandan da hakkında
veri toplanan kişinin kişilik haklarının korunması gerekli olmaktadır.
Bu nedenle, kişilerle ilgili bilgilerin bilişim sistemlerinde
işlenmesiyle ilgili esas ve usullerin düzenlenmesi, bu düzenlemelerin
uluslararası veri değişimine elverişli olması, bu esaslara uymayanlar
hakkında yaptırımların getirilmesi, bunlar yapılırken AB direktiflerine
uygun bir çerçeve gözetilerek, mutlaka kişilik haklarının korunması ve
yasal güvencelerin sağlanması zorunlu bulunmaktadır.
Bilişim Suçları:
İnternet ve genel olarak bilişim ve iletişim teknolojileri alanında ceza
hukuku kapsamında yapılacak düzenlemeler, uluslararası anlayışa uygun,
teknolojik gelişimi yansıtabilecek esneklikte, “kanunsuz suç ve ceza
olmaz ilkesi”nden ve hukuk devleti ilke ve kurallarından ödün vermeden,
ilgili tüm kesimlerin geniş katılımına açık bir yapı içinde
gerçekleştirilmelidir. Yapılacak yasal düzenlemelerde tanımlar,
yetkilendirilen birimler, bu birimlerin görev ve sorumluluk alanları
açık ve net bir biçimde belirtilmelidir. Bilişim ve iletişim
teknolojilerindeki suçların araştırılması, soruşturulması ve
kovuşturması aşamasında gerçekleştirilecek olan usuli işlemler sırasında
yetkililerce, gerekmediği halde özel hayatın gizliliğinin bozulmasına
ve iletişim özgürlüğünün kısıtlanmasına yol açabilecek uygulamalar
yapılması olasılığı göz önünde tutularak; suç soruşturma ve kovuşturma
usullerinin neler olduğunun yasalarla detaylı bir şekilde belirlenmesi
ve tüm usuli işlemlerin yargıç kararı ile yargı denetiminde bulunduğunun
hukuki güvenceye bağlanması esas alınmalıdır. Bu anlayış çerçevesinde
öncelikle Türk Ceza Kanunu ve CMUK tasarıları tartışmaya açılmalıdır.
E-Ticaret ve E-İmza:
E-ticaretin teşvik edilmesi ve geliştirilmesi için ilgili kanunlarda
gerekli düzenlemeler öncelikle yapılmalı, özellikle elektronik imza ve
e-güven altyapısının tesisine yönelik özel düzenlemeler
gerçekleştirilmelidir. Bu konuda geliştirilmiş mevcut tasarılar,
katılımcı bir yapı içinde tartışmaya açılmalıdır.
Teknoloji ve Hukuk Koordinasyonu:
Teknoloji ve hukuk koordinasyonunu sağlayabilmek için, yargı sürecinde
yer alan tüm tarafların bilişim ve iletişim teknolojileri konusunda
eğitimi ve bilinçlendirilmesi çok büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamlı
eğitim ve bilinçlendirme çalışmasında, konuyla ilgili akademik kurumlar,
özel sektör ve sivil toplum kuruluşları destek ve işbirliği içinde
olmalıdır. Bu eğitim iki farklı düzeyde gerçekleştirilmelidir:
a. Yargı sürecine katılacak yeni nesillerin eğitimi ve
bilinçlendirilmesi için, eğitim kurumlarında bilişim hukukunu kapsayacak
biçimde gerekli müfredat değişiklikleri yapılmalı ve etkin bir biçimde
uygulanmalıdır.
b. Hakim ve savcılardan kolluk kuvvetlerine kadar yargı sürecinin bütün
aşamalarında yer alan tüm görevlilerin konuyla ilgili eğitimleri için
özel programlar geliştirilmelidir.
Bilgi Toplumunun Teknik Altyapısı İle İlgili Öneriler:
Yukarıda getirilen politika ve strateji ve kurumsal yapılanma önerileri
ışığında, telekomünikasyon sektörünün tam rekabete açılması, evrensel
erişimin sağlanması, eğitim ağlarının oluşturulması başta olmak üzere,
e-Türkiye eylem planı çerçevesinde ele alınan tüm konularda teknik
altyapının oluşturulması öncelik taşımaktadır.
Teknik altyapının uluslararası standartlarda oluşturulması, teknoloji
bağımlığının ortadan kalkması ve ülkenin dünyayla bütünleşmesi açısından
hayati bir gerekliliktir. Çünkü bu altyapı, e-Türkiye’nin kan dolaşımı
ve sinir sistemi olacaktır. Bu amaçla gerekli kaynağın sağlanması
bakımından da iletişim ve bilişim sektörünün tam rekabete açılması bir
zorunluluktur. Ayrıca, internet altyapısının çeşitli nedenlerle yeterli
düzeye ulaşamadığı bölgelere, evrensel hizmet kapsamında, en yoksun
kesimler ve engelliler ve emekliler öncelikli olmak üzere, internet
erişimin kamu kaynaklarıyla sağlanması gerekmektedir.



Kaynak : 