Söyleşinin ilk bölümünü İlgüner : İstanbul, Tarihin ve Bulunduğu Konumun Bahşettiklerinden Yararlanan ama Kontrol Edilmeyen Bir Markadır – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com : Muhterem Bey, son açıklanan bir dönüşüm projesi var biliyorsunuz seçimlerden önce. Kentsel dönüşüm, İstanbul için. Onu nasıl değerlendiriyorsunuz, marka değerine katkıda bulunmaz mı sizce?
Muhterem İlgüner : Zannetmiyorum.
turk-internet.com : Belki rahatlığa katkıda bulunur.
Muhterem İlgüner : Bu proje sunulduğunda, yeni İstanbul sunulduğunda şunu beklerdim, eğer şu sözler ilave edilseydi o sunumu ayakta alkışlardım; ‘Yeni İstanbul karbon salınımının sıfıra indiği, ulaşımın yenilenebilir enerji kaynaklarıyla sağlandığı, dünya fikir ve kabiliyet sahibi insanların buluşmasının temin edildiği, bilgi adacıklarının inşa edildiği, bilgi toplumuna dönüştüğü bir yer olacak’ denseydi inanın dakikalarca ayakta alkışlardım. Ama bana sunulan şey buradan buraya bir kanal geçecek, buraya binalar yapılacak.
turk-internet.com : Siz onu müteahhitlik projeleri şeklinde tanımlıyorsunuz.
Muhterem İlgüner : İşte katı unsurlarla meşgul olmaktan dolayı. Biz katı unsurları zannediyoruz ki, bunları yaparsak marka şehri olacağız. Dünyada herkes yapıyor. Çin’de 2020 yılında nüfusu 1 milyar geçecek 52 şehir olacağı söyleniyor. Bunların hepsinde zaten yol olacak, bunların hepsinde apartmanlar, alışveriş merkezleri olacak. Benim rekabet avantajım nerede o zaman? Benim rekabet avantajım zaten bana bahşedilmiş, yeter ki ben bunu ortaya çıkarayım, dönüştüreyim. Yani bir bilgi adacığı dediğim de, o da kopya olmasın, o da İstanbul’a özgü olsun.
turk-internet.com : Shoppin fest için çok anlamlı değil diyorsunuz, onu bir söyler misiniz?
Muhterem İlgüner : Çünkü kopya etmeye gerek yok, herkes yapıyor. Ben en büyüğünü yapsam bir sene sonra bir başka şehir daha büyüğünü yapabilir. Bunun ucu yok. Ama unique, bana özgü, kimsenin yapamayacağı şeyler var.
turk-internet.com : Onda da çay bardağı örneği verdiniz.
Muhterem İlgüner : Yani çay bardağı şöyle diyeyim, Türkiye’nin bir takım alışkanlıkları, yaşamla ilgili bir takım ipuçlarımız var. Bunlar bile ziyaretçiler açısından önemsenebilirken ben tıpkı Batı’da olan ve başka yerlerde olanı burada yapmamaya gayret ediyorum. Yani sanat festivalini küçümsememden değil ama Fransa’da küçük bir kasaba benden çok daha uzun süredir çok daha başarılı bir sanat festivali yürütüyor. Ama benim önceliklerim başka bir şey olmalı çünkü bende bu miras var. Ben bu mirası sandığı açıp kullanamadım daha. Yani elim sandığa gitmedi açmak için.
turk-internet.com : Peki Türkiye konusunda ne düşünüyorsunuz? Tabi paralelinde Türkalite’yi de soracağım. Başarılı mıdır marka olarak yani Türkiye markası ya da Türkalite?
Muhterem İlgüner : Niyet çok güzel, çok iyi bir gelişim. Yani dünya çapında takdir görüyor. Yani ülke yönetiminin, hükümetlerin böyle bir girişime başlamış olması. Ama bu inisiyatif bence yeterince başarılı bir şekilde yönetilemiyor. Çünkü bir başı yok bu işin yani bir merkezi yok. Ben dilerdim ki bir sekreteryası olsun, işlerimi rahatça orada göreyim ve Türkalite markası da bir marka olarak yönetilsin. Bir zamanlar İsveçliler tüm dünyayı markalarıyla dolaştılar. Yani bir inisiyatif dolaştırdı, bende Volvo var dedi, bende H&M var dedi, bende Ikea var dedi dolaştırdı bunları. O bir ülke markasına hizmet etmek üzere yapıldı. Eğer Türkalite’yi hak etmiş marka varsa, 70’e yakın marka var, o zaman benim bir Roadshow’lar düzenliyor olmam lazım, dünyayı dolaşıyor olmam lazım, dünyanın farklı ilgi odaklarını Türk markalarıyla aşina hale getirmem lazım. Hiç böyle bir plan yok ortada. Sadece yapılan harcamanın yarısına destek olmaktan ibaret giden bir şey.
turk-internet.com : Peki siz Brand Finance’in Türkiye direktörüsünüz. Bu tip konularda danışmanlık mı, nedir müşterilerinize verdiğiniz hizmet? Son sorum bu olsun.
Muhterem İlgüner : Danışmanlık hizmeti. Onların markalarını daha iyi yöneterek pazarlama başarılarını yüceltmelerine destek olmak üzere hizmet veriyoruz. Danışmanlık hizmeti veriyoruz.
turk-internet.com : Çok teşekkür ederiz, çok aydınlatıcı bir söyleşiydi.
Muhterem İlgüner : Ben teşekkür ederim, sağ olun.

Kaynak : 