“Arap Baharı” filan dediler ama Batılı hükümetler de bu sosyal networkleri yakın takibe almak istiyorlar. Bu amaçla yapılan hareketler ortaya çıktıkça batılı hükümetlerin de sanıldığı kadar demokratik olmadıkları ortaya çıkıyor. Günümüzde “devlet” ve “iktidar” kavramları, Platon’dan bu yana en sıkıntılı dönemlerini yaşıyorlar. Bir yandan devletlerin zorladığı, kimi zaman sade vatandaşın tepkisini çeken uygulamalar, kimi zaman da yönetememek (işsizlik, ekonomik sıkıntılar vs), üstüste gelince “biz % 99’uz” türü tepkiler çıkıyor ve hatta patlıyor. Hükümetlerin buna buldukları çare ise “yakından takip” ve hatta bazen kişisel mahremiyeti bile ihlal ederek.
İngiltere’nin en üst terörle mücadele yetkilisinin, Facebook, Twitter, YouTube ve Google’ın İngiltere’deki kullanıcılarının kitlesel takibini ayarlayan gizli bir hükümet yönetmeliğini zorla uygulatmaya çalıştığı anlaşıldı. Güvenlik ve Karşı Terör Ofisinin Genel Direktörü olan Charles Farr, İngiltere’de yaşayanların Facebook ve Google haberleşmelerini gelişigüzel durdurma hakları olduğunu çünkü bunların “dış haberleşme” olarak tanımlandığını iddia ediyor.
Bu rahatsız edici yönetmelik, Uluslararası Kişisel Özgürlük, Uluslararası Af Örgütü, Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği, Herkes için Bytes isimli Pakistan Organizasyonu ve diğer beş ulusal sivil özgürlükler kuruluşunun hukuki mücadele başlatması ile ortaya çıktı. Farr’ın açıklaması, özgürlükçü organizasyonlar tarafından yayınlandı. Bununla da İngiliz hükümetinin Tempora isimli kitlesel engelleme programının nasıl uygulanabildiği ve hukuki çerçevesi ortaya konulmuş oldu.
Farr’ın düzenlediği belirtilen gizli yönetmeliğe göre, Facebook ya da diğer sosyal networkler ile Hotmail ya da diğer webmailler üzerinden geçen ya da Google arama motorunda yapılan aramaların hepsi, ABD’de yerleşik platformları kullandığı için “dış haberleşme” olarak tanımlanıyor. Bu tanımlama da Farr’a ve İngiliz Hükümetine istediğine gelişigüzel kesebilme hakkı veriyor.
“İç haberleşme” ile “dış haberleşme” arasında ne fark var derseniz; İnsan haklarına çok özen gösterilen ülkelerden birisi olan İngiltere’de kamu kurumlarının gözetleme yetkilerini düzenleyen, “Soruşturma Yetkileri Kanunu – Regulation of Investigatory Powers Act (RIPA)” çerçevesinde “iç haberleşme” sadece adreslenirse (mesela mahkeme tarafından) kesilebiliyor. Ama “dış haberleşme” için ise herhangi bir kural yok.
Üstüne Facebook, Twitter ya da Google gibi platformlar, merkezleri başka yerde olduğu için, “dış haberleşme” olarak tanımlandığında da, İngiliz hükümetinin uyması gereken kural kalmıyor. Dış basın bunu “İngilitere’de yaşayanlar en gerekli olan güvencelerinden mahrum ediliyor” yorumuyla veriyor.
Bu cümle çok ilgimizi çekti. Özellikle de Defne Samyeli’nin evine gelerek; “biz sizinle 1 ay beraber yaşayacak ve yoksulluk-zenginlik araştırmamızın verilerini almış olacağız” diye talepte bulunan TÜİK yetkilisini düşününce ve de Samyeli’nin bunu kabul etmemesi nedeniyle 1000 TL’ye yakın ceza ödediğini düşününce. Bizim ülkemizde yaşayanların, kamu tarafından gözetlemeye karşı güvencesi nedir? Bunu düşünmek lazım.
Farr konuyla ilgili açıklamasında şöyle demiş :
Hükümet, Facebook, Google ya da Hotmail’deki haberleşmeleri, 2 İngiliz vatandaşı arasında bile olsa “dış” kabul etmektedir. Bu da bu tür haberleşmeyi aramak, dinlemek, okumak ya da bakmak hakkı veriyor. Bunun tek sınırı, bu haberleşmeye bakarken, spesifik bir İngiliz vatandaşına ait bilgilerin araştırılmasıdır. Hükümet bir analistin bir kişinin maillerini okumasını ya da dinlemesini “aktif bir sızma” olarak değerlendirmiyor. Çünkü bu okunanlar sonuçta unutuluyor.”
Buna karşın, hukuki mücadele başlatan özgürlükçü organizasyonlar, İngiliz hükümetinin Bizans yasalarına benzer eylemlerinin ne Parlamento, ne de halk tarafından kabul görmeyeceğini belirtiyorlar.
Ama Farr’ın ifadesindeki “okuyan analist sonra unutur” şeklindeki bölümü çok ilginç; Buna isyan edenler var; “Eğer analist önce okuyor, sonra unutuyorsa, insan haklarının en temel ve vazgeçilmez bölümünü ihlal etmemiş mi sayacağız” diyorlar.
Tabi konuya bu gözetleme yasalarında radikal revizyon gerekli diyenler de var.
Ama en ilgincini Bytes for All isimli Pakistan organizasyonundan Shahzad Ahmad söylüyor;
“Tempora’nın İngiltere dışında yaşayanları hukuksuz bir şekilde profillediğine inanıyorduk. Ama şimdi öğreniyoruz ki; GCHQ İngiltere’de yaşayanların haberleşmelerine de sızıyormuş. Bu durum dünyadaki baskıcı rejimlere örnek temsil edecek kadar endişe verici bir durumdur”.
İnternet, hayatlarımızdaki pek çok şeyi, ticareti, eğitimi, ilişkileri, hukuku değiştiriyor ama anlaşılan asıl değiştireceği şey ; yönetimler – hükümetler ve onların işleyiş tarzı olacak. Önümüzdeki yıllarda bunu göreceğiz.



Kaynak : 