Geçtiğimiz hafta New York Federal Mahkemesi’nin aldığı bir karar ile Viacom firması YouTube aleyhine açtığı ve üç yıldır devam eden davayı kaybetti [1]. Mahkeme heyeti Google’ın sahip olduğu ünlü video paylaşım sitesinin bir medya devi olan Viacom’un telif haklarını ihlal etmediğini açıkladı. MTV Networks ve Paramount film stüdyolarının da sahibi olan Viacom telif haklarının ihlal edildiğini iddia ederek 1 milyar dolar tazminat talep ediyordu.
Söz konusu dava 3 yıl önce Viacom’un şikayeti ile başladı. Firma YouTube’ü on binlerce video klibi izinsiz yayınlamakla suçluyordu. Davanın devam ettiği üç yıl içerisinde pek çok yayıncı YouTube ile ortaklık anlaşması imzalayarak popüler video sitesinde kendilerine kanal açtılar. Bunlar arasında BB ve Channel 4 da yer alıyor.
Telif hakları açısından bu son derece önemli gelişmenin ardından eski ECTA (Avrupa Rekabetçi Telekomünikasyon Birliği) başkanı ve telekom ve internet düzenleme uzmanı Innocenzo Genna ile görüştük.
Bay Genna ile e-mail aracılığı ile yaptığımız söyleşi, aynı konuya yurtdışından bir bakışı siz okurlarımıza sunmayı hedefliyor. Genna’nın görüşlerini yazının devamında okuyabilirsiniz.
Turk Internet: Son Viacom davasında karar metninden ve İtalya’daki benzer davanın ön kararından da gördüğümüz üzere “korsan”, “mahremiyet” gibi kavramlar ve yasal yaptırımlar ülkeden ülkeye değişiklik gösteriyor. Sizce bu değişik uygulamaların ana nedeni nedir ve regülatörler arasında yeterli işbirliği var mı?
Innocenzo Genna: Bu değişik kararların regülatörlerle bir ilgisi yok hakimlerden kaynaklı. Regülasyon konusunda her ne kadar tüm dünyada uyumlu bir hukuk yapılanması olsa da değişik ülkelerdeki hakimler kanunları farklı yorumlayarak değişik kararlar verebilmektedirler. Hakimlerin arasında bir işbirliği sağlamak için ise herhangi bir mekanizma mevcut değildir zira hakimler bağımsız ve otonom yargıyı temsil etmek zorundadırlar.
Aynı konuda değişik kararların çıkmasına sebep olan böyle ayrışmaların önüne geçmenin yolu ise ulusal yargı organlarını hazırlanacak ortak yönergeler, iletişim unsurları ve tavsiyeler ile mümkün olduğu kadar birbirleri ile uyumlu hale getirmektir. Bu sayede tüm Avrupa’da tutarlı bir karar süreci sağlanabilir. Karar vermekte zorlanan hakimler son çare olarak ise Avrupa Adalet Mahkemesi’nden içtihat karar talep edebilirler. Avrupa Mahkemesi’nin yorumlayıcı nitelikteki içtihat kararları ulusal mahkemelerin de aynı kararı izlemesini zorunlu kılar.
Turk Internet: Bir de İngiltere’de çokça tartışılan “üç uyarı” yasası var. Bu yasa, telifle korunmakta olan materyal yasa dışı indirildiğinde devreye giriyor ve üç uyarı evresi sonunda korsanın internet erişimini iptal ediyor. Almanya’da da benzer bir yaklaşım vardı. Avustralya da bu yaklaşımı benimseyeceğini açıkladı. Sizce bu yasa korsan konusunda ISS’lerin omzuna ağırlık yüklerken YouTube benzeri siteleri korumuş olmuyor mu?
Innocenzo Genna: Üç kez uyarı yaklaşımı ilk olarak Fransa’da ortaya çıkmış ve ardından İngiltere ve İrlanda’da benimsenmiştir (Bu arada İrlanda’da yasa düzeyinde değil telif hakkı sahipleri ile baskın ISS arasında bir anlaşma niteliğindedir). Bildiğim kadarıyla Almanya’da böyle bir yaklaşım söz konusu değil. Diğer Avrupa ülkelerinde ise üzerinde tartışılmaya devam edilen bir konu.
Ancak bence üç kez uyarı modeli yanlış bir yaklaşım zira baskıcı bir uygulama. Korsan kullanım fenomeni temel olarak internette yasal ve yenilikçi içerik işletmesinin eksikliğinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla korsanla savaşın yolu da internet kullanıcılarına karşı baskıcı yaklaşımlardan değil yasal içerik için bir pazar oluşturmaktan geçmelidir.
Yukarıda bahsettiğimiz üç kez uyarı yaklaşımı internet abonelerine yönelik bir yaklaşım. YouTube’ün ise “korsanlık” yapan birisinin internet bağlantısını kesme gibi bir teknik yanı olmadığı için bu konuyla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Turk Internet: Sizce telif hakkı savunucuları ile YouTube benzeri içerik sağlayıcılar arasında bir orta yol, belki bir anlaşma zemini bulunabilir mi?
Innocenzo Genna: Youtube kendi platformuna gönderilen korsan içeriği saptamak üzere özel bir teknoloji geliştirdi. Pek çok telif hakkı savunucuları bu özelliği kullanıyor ve oldukça iyi bir işbirliği yöntemine benziyor. Ancak bazı telif hakkı sahiplerinin tek derdi tıpkı daha önce Napster ve benzerlerine yaptıkları gibi YouTube’ü de kapattırmak olduğundan bu teknolojiyi görmezden geliyorlar.
Turk Internet: Son sorum ise YouTube’ün yasal sorumluluklarını yerine getirip getirmediği konusunda ne düşündüğünüz. Eğer yerine getiriyorlarsa sizce niye Türkiye’de hala yasaklı?
Innocenzo Genna: Avrupa Birliği 2000/31 Direktifi Madde 14 gereği YouTube, yasal hak sahiplerinin bildirimi veya kamu otoritelerinin kararı sonrasında platformunda sergilediği illegal içeriği derhal kaldırmakla yükümlüdür. Avrupa ve ABD’de YouTube bu madde doğrultusunda hizmet vermektedir ve ilgili kararın gereğini uygulamaktadır.
Türkiye’de ise işlerin niye daha farklı yürüdüğünü anlayabilmiş değilim. Türkiye’deki otoriteler veya hak sahipleri YouTube’e bildirimde bulunup herhangi bir içeriğin kaldırılmasını talep ettiğinde YouTube’ün illegal içeriği derhal kaldıracağına eminim. Dolayısıyla YouTube’ü illegal içerik nedeniyle tamamen erişime engellemek bana aşırı ve orantısız bir tedbir gibi geliyor.
Bu söyleşinin İngilizce orjinalini Innocenzo Genna: Fighting Against Piracy Can’t be Done By Repressive Reactions But Only By Creating a Market for Legal Content başlığı altında okuyabilirsiniz.
[1] Google, Viacom’un Açtığı YouTube Davasını Kazandı

Kaynak : 