Siz mart ayında Centrino’yu anons ettiniz. Anlatır mısınız, nedir bu sistem?
Ayşegül İldeniz : Centrino, Intel’in yıllardır heyecan duyduğu Pentium işlemci’lerden bu yana en iddialı bir şekilde piyasaya sürdüğü platform. Centrino’nun esprisi diz üstü bilgisayar kullanıcılarının, istedikleri mekanlarda, kablo ya da internet erişimi hattı kullanmaksızın çalışabilmeleri.
turk-internet.com : Bu bir işlemci midir?
Ayşegül İldeniz : Intel normalde bilgisayar işlemcisi yapıyor. Ama Centrino sadece işlemci değil, bir platform. Centrino’nun içinde üç tane teknik bölüm var. Platform dememin nedeni bu. Birincisi içinde “Pentium M” adında bir işlemci var. İkincisi bununla birlikte çalışacak bir yonga seti var. Yani chip set dediğimiz şey. Üçüncüsü de kablosuzluk özelliği. Kablosuz iletişimi sağlayan bir aparat var.
İnternet erişimi alanı (Hot Spot) haline getirilmiş her yerde hiçbir kabloya ihtiyaç duymadan, bilgisayar açıldığında otomatikman internete giriyor. Bunun da teknik adı; 802.11 teknolojisi. Bu üçünün birleşimine biz “Centrino Platformu’ diyoruz. Bu durumda sadece işlemci değil, hem yonga seti hem de internet ağına katılabilmenizi sağlayan bir aparatla birlikte veriyoruz.
turk-internet.com : Peki bu platformun farkı ya da farkları nedir?
Ayşegül İldeniz : Bunun devrimsel niteliği de açıkçası şu; Biliyorsunuz dünyada kullanılan bilgisayarların yüzde 90’ı Intel işlemcileri kullanılıyor. Ama bir işlemci diz üstü kullanıcıları için ilk defa optimize edildi.
Kablosuz sistemlerde bu işin 4 tane değişkeni var. Bir tanesi pil ömrü dediğimiz şey. Diz üstü bilgisayarlar dünyada çok popüler. Geçen yıl Türkiye’de laptop satışı % 107 büyüme gösterdi ki, normal bilgisayarların artışı % 40- 45 dersem daha iyi anlaşılabilir ne demek istediğim. Laptoplar insanların hayatlarını kolaylaştıran ürünlere meraklı olduğunu ve hiç bir yere bağlantı olmadan her yerde bilgisayarı kullanmak istediklerini gösteriyor. Intel de bu yeni platform ile pil ömrünü 6 saate kadar uzatarak, seyahat eden insanlar, üst düzey yöneticiler, özellikle satış ekipleri gibi her dakika yolda olması gereken insanlar için her yeri ofis haline getirebilecek bir teknoloji sunmuş oldu.
İkinci özellik ağırlık. Biz çalışan insanlar seyahatte bu bilgisayarları taşıyoruz. Ama çok ağırlar. Bu yeni platformla son derece ince ve küçük biçimlerde gelebiliyor bu bilgisayar. Çünkü platformun kendisi çok küçük.
Üçüncü Özellik, Kablosuzluk. Yani hiçbir kabloya ihtiyacınız yok. Özgürsünüz. Hem elektrik kablolarından, hem de internet erişimi için gereken kablolardan kurtulmuş durumdasınız.
Dördüncü özelliği ise performans. Biliyorsunuz bu günkü dünyada insanlar gittikçe daha komplike ve güç gerektiren aplikasyonlar kullanıyorlar. Mesela video kameralarını bilgisayara bağlıyorlar, onu edit ediyorlar, film haline getiriyorlar. Dijital fotoğraf makinelerini bilgisayara bağlıyorlar. Onu internetten birilerine yollamak istiyorlar gibi. Bunlar aslında son derece işlemci gücü gerektiren ve teknik olarak bilgisayarı zorlayan işlemler. Ama bu diz üstünün, normal bir Pentium M işlemci ile aynı performansı verme özelliği var. Yani bu biraz önce saydığım 4 özellik neredeyse bir Pentium M işlemcisi ile aynı espride. Son derece güçlü ve hızlı şekilde çalışabiliyor.
turk-internet.com : Peki bu wireless olarak anılan kablosuzluk nereye gidiyor? Dünyada nerelerde daha çok kullanılıyor? Hot Spot nedir?
Ayşegül İldeniz : Wireless enable network” deniyor buna. Yani içinde kablosuz bir şekilde internet erişimi sağlanabilen alanlar. İngilizce de yeni bir deyim olarak kullanılan “Hot Spot” da bunu ifade ediyor ve sayıları dünyada giderek hızla artıyor. Bugün dünyada 10 bin dolayında kablosuz internet erişim alanı var. Bunların sayısının biz 2005 yılı itibarıyla 110-120 bin civarına ulaşacağını düşünüyoruz.
Güzel bir örneği İspanya’da var. 70.000 kişilik bir şehrin tamamı WLAN ile bağlanmış. Zamorro kenti. Tamamen belediyenin öncülüğünde ve yerel bir telekom şirketinin çabası ile yapılmış bir pilot çalışma.
turk-internet.com : Türkiye’de Hot Spot Var mı? Nerede?
Ayşegül İldeniz : Türkiye’de 10’u aşkın HOT SPOT var. Örneğin Atatürk Hava Limanı bir kablosuz internet erişim alanı. Siz burada içinde normal bir kablosuz aparat bulunan bilgisayarınızla internete girebilirsiniz. Örneğin benim bilgisayarım böyle. Ben yurt dışına sık sık seyahat ettiğim zamanlarda, bekleme alanında her zaman açıyorum bilgisayarımı ve internete hemen girebiliyorum.
turk-internet.com : Peki bu Hot Spot’larda bir ödeme yapılıyor mu, Nasıl?
Ayşegül İldeniz : Onlarla anlaşmanız olması gerekiyor. Örneğin Münih Havaalanında hizmet sağlayıcı bir kart dağıtılıyor promosyon olarak. Üzerinde bir şifre ve kullanıcı kodu var. Açtığınız anda bilgisayarın aparatları yanıyor. ve “Şu anda sisteme girebilirsiniz” diyor. Anında net sitesi açılıyor ve şifreyi girdiğim zaman da beni internete atıyor. Paralı uygulamada, kredi kartı numarası girmeniz gerekiyor. Şimdi Türkiye’de havaalanı bir örnek. Bir çok otelde var. Örneğin Hyatt Regency’de, Lütfi Kırdar’da var. Üniversitelerde var. Birkaç tane büyük kurumda var. Mesela dünyada bizim Intel olarak büyük ana binalarımızın hepsi kablosuz. Yani ben kendi bilgisayarımla Münih’teki, İngiltere’deki ya da Amerika’daki Intel binalarını ziyaret ettiğim zaman anında her yerde internet erişimim var. Toplantı odalarından cafelere, kantinlere kadar..
turk-internet.com : Örneğin, bir otelde bizzat odalarda mı var.. Yoksa otelin özel bir salonu mu bu sistemle donatılmış.
Ayşegül İldeniz : Her katta, her yerde bilgisayarınızı açtığınız anda 812.11 dediğimiz kart olduğu müddetçe çalışabiliyorsunuz.
turk-internet.com : Bu sistemler güvenli mi?
Ayşegül İldeniz : Kablosuz Networklerin geliştirmesini bütün bir sektör olarak birlikte yapıyoruz. Validasyon adında bir programımız var. Bu validasyon programında, kablosuz erişim noktalarında Centrino’nun çalışabilirliğini test ediyoruz. 802.11’in kendi güvenlik kodları var zaten. Centrino Platformu bunun da üstüne iliştirilmiş şekilde geliyor. Bu bağlamda IBM ya da HP gibi ürün sağlayıcılarından, T-Mobile gibi hizmet sağlayıcı dediğimiz kablosuz internet hizmetini veren bütün kuruluşlara kadar hep birlikte geliştirdiğimiz güvenlik sistemleri var. Yani bu aslında Intel’in tek başına çıkardığı bir şey değil. Bütün endüstrinin, birlikte ileri götürmeye çalıştığı bir efor. Centrino her çeşit standarda uygun.
Ayşegül İldeniz : Zaten kablosuz ağlarda olsun, dial up bağlantılarda olsun VPN dediğimiz “internet üzerinde güvenli bir tünel açılması” esasına dayalı bir bağlantı kullanılıyor. Bu da ister dial up bağlantılar olsun, ister kablosuz network bağlantıları olsun, uçtan uça % 100 bir güvenlik sağlıyor.
İntel’in dünyada “hot spot” dediğimiz alanlarda “Burası Wi-Fi teknolojisine sahiptir” şeklinde “Centrino’yla çalışabilir” diye bir logo uygulamamız var. Burada çözümün içinde VPN olmasını arıyoruz.
turk-internet.com : Kurumların Wireless Network sistemi kurması daha mı pahalı? Ekonomik açından karşılaştırabilir misiniz?
Ayşegül İldeniz : Bizim elimizde Gartner’ın iki araştırması var. Birinci araştırma tanesinde yani IDC’nin çalışmasında, tamamı kablolu bir ofisi, kablosuz hale getirdiğimizde ne olmuş diye bakmışlar. Toplam sahip olma maliyetinin % 29 aşağıya indirdiğini ölçmüşler. Bu toplam sahip olma maliyeti içinde, bilgisayarın satın alma maliyeti var. Bir de kaç yıl kullanacaksınız bunun bakım ve onarım giderleri var. Bizim sektörümüzde satın alma toplam sahip olma maliyetinin sadece % 25’i. Aslında geri kalan % 75 bakım ve onarım giderleri oluyor. Yani toplam sahip olma maliyetinde % 29 daha düşük olduğundan avantajlı.
İkinci araştırmada kullanım maliyetine bakılmış. O da % 20 daha avantajlı.
Zaten şöyle bir bakın. Satış takımı kablosuz olduğu zaman, sabah-akşam ofise gelip maillerini almak yerine, maillerini dışarıdan da alabiliyor. Bu da örneğin bizim şirketimiz için haftada 4-6 saat ekstra müşteri ziyareti anlamına geliyor.
turk-internet.com : Türkiye’de kurumlar wireless’e geçerlerse ne tür avantajları olabilir?
Ayşegül İldeniz : Öncelikle satış takımı için çok önemli bir şey bu. Keza, bir medya kuruluşu için inanılmaz önemli bir şey. Hiç durmadan binanın içinde yürüyor oluyorsunuz, toplantı yapıyor oluyorsunuz. Ve o bilgileri anında bir yerlere göndermek zorunda oluyorsunuz. Bu ortamlar için çok önemli bir şey. Zamandan kazanıyorsunuz ve anında her yerde iletişime geçebilmek için çok önemli..
turk-internet.com : Kablosuz Sektör nereye gidiyor?
Ayşegül İldeniz : İki yönde ilerleme var. Bir tarafta, Cep telefonları ve el aletlerinde gelişmeler var ama bu aletlerin hepsi daha çok iletişim amaçlı kullanılıyor. Bilgisayarlaşma ve bilgisayar işlemleri yapabilme yeteneğine sahip değil bu aletler.
Diğer yanda da bilgisayarlar var ve onların üzerinde son derece karmaşık uygulamalar yapabiliyoruz. İletişim için de kullanıyoruz ama bin tane başka şey için de kullanabiliyoruz. İşimizi yapıyoruz, eğlence amacıyla kullanıyoruz. Artık hayatımızın bir parçası gibi bir şey bilgisayarlar.
Hem cep telefonları hem bilgisayarlar ayrı ayrı yönde ilerleme kaydediyorlar ama biz, işte artık bunlar bir noktada birleşecek diyoruz.
Yani hem işyerinde hem de evde bir birleşme yaşanacak. Bu kablosuzlukla, her dakika kullandığınız ve işinizi yaptığınız bilgisayarın bir iletişim aletine dönüşmesi sağlanacak.. Çünkü her dakika yanında olacak. Eve gelirsek, evde de dijital ev vizyonumuz var bizim. Bilgisayar bu dijital aletlerin bir parçası sadece. Dijital fotoğraf makinemiz var, dijital televizyonumuz var. Aslında iletişim, eğlence, boş zaman geçirme ve oyun için bir araya gelen aletlerin hepsi birleşebilir.
turk-internet.com : Kablolu aletler ortadan kalkacak mı?
Ayşegül İldeniz : Dünya’daki bilgisayarların % 6’sı masaüstü. Ancak yenilenme döngüsüne bakıldığında, laptoplar masaüstülerden daha hızlı. Ama kablolular her zaman kalacak çünkü, çok komplike işlemler var. İşler daha da karmaşıklaşacak.
turk-internet.com : Gelecek ne gösteriyor kablosuz teknolojiler için?
Ayşegül İldeniz : Tek bildiğim 2006 yılında kablosuz internet kullanımının bugünün 17 katına çıkacağı. Gartner’a göre 2006 yılında dünyada 13 milyon taşınabilir bilgisayar kullanıcısı olacağı tahmin ediliyor.

Kaynak : 