Türkiye’de bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinde danışmanlıklarda, daha etkin bir pozisyon almak isteyen IDC, Bilgi Teknolojilerinde Güvenlik, Veri Depolama ve İş Sürekliliği konularında bir dizi seminer düzenliyor.
İlki bugün gerçekleştirilen seminerde, Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan pazarlarda veri güvenliğinin, salt şirket ve kuruluşların öz kaynakları niteliğini taşıyan bilginin korunmasını değil, aynı zamanda katma değer de sağlayan bir araç olduğunun altı çizildi.
Toplantıya katılan IDC Başkan Yardımcısı ve Bölge Genel Müdürü Jyoti Lalchandani, turk-internet.com’a yaptığı değerlendirmede, hali hazırda dünyada bilgi güvenliği konusunda üç ana görüşün hakim olduğunu ifade etti. Bunlara göre;
- Bilgi teknolojileri güvenliği ve fiziki alt yapıların güvenliği bir bütün olarak değerlendirilecek,
- Bilgi teknolojileri yöneticileri, salt güvenliğin sağlandığı korunmuş ortamlara yönelecekler,
- Bu manada, bilgi güvenliği pazarı her zamankinden daha önemli bir hal alarak hızla büyümeye devam edecek.
Güvenliğin, dünyada en öncelikli konular arasında yer aldığını belirten Jyoti, özellikle Türkiye’nin de bu çerçevede öncelikli pazarlar arasında sayılabileceğini söyledi. Türkiye’de gerçekleştirilen bilgi teknolojileri yatırımlarının %70’inin altyapı ve donanıma harcandığını ifade eden Jyoti, kalan %30’luk payın ise bunun rasyonel bir şekilde kullanılması için harcandığını söyledi. Avrupa’da, tam tersi bir durumun söz konusu olduğunu belirten Jyoti, kaynakların %70’inin kurulu altyapının nasıl değerlendirilmesi gerektiği konusuna harcandığını söyledi.
Jyoti Lalchandani, bilgi güvenliği konusundaki bilinçlenmeye paralel olarak bu sektörde hareketlenmenin beklenmesi gerektiğini belirtiyor. Buradan, bütünsel hizmet sağlayıcılığı(Hosted Service Provider) ile altyapı, uygulamalar, güvenlik, izleme, depolama, yedekleme, sanallaştırma hizmetlerinin tek bir merkezden gerçekleştirilmesinin gündeme geleceği anlaşılıyor.
Jyoti, bilgi güvenliği konusunda sadece büyük işletmelerin hedefte olduğu gibi bir yanılsamanın dikkatini çektiğini söylüyor. Oysa ki, konu risk olunca bu ölçek, büyüklük tanımıyor. IDC Başkan Yardımcısı Jyoti, şirketlerin içlerinden de çıkabilen(corporate espionage) bazı sorunların ciddi boyutta olabildiğine dikkati çekiyor ve yiyecek, içecek gibi hızlı tüketim malları satan firmalarda yaşanan bazı örnekleri isim zikretmeden gösteriyor.
Önümüzdeki dönemlerde şirketlerin bilgi güvenliği konusunda daha geniş anlamda çalışmalarının gerekeceğini ve bütçe ayırma zorunluluğunun ortaya çıkacağını belirten Jyoti, bu amaçla büyük şirketlerde yetkili güvenlik şeflerinin görevlendirileceklerini söylüyor.
Felaket anında bilgilerin kurtarılması konusunda ABD’de yaşanan 11 Eylül olaylarından sonra daha dikkatli olunması gerekliliğinin öğrenildiğini söyleyen Jyoti, finans ve telekom şirketlerinin bu konuya daha çok önem verdiklerini belirtti. Bu tür büyük kuruluşların stratejik bilgilerini farklı ve birbirinden uzak lokasyonlarda eş zamanlı olarak güncelleyerek koruduklarını ifade eden Jyoti, gelişen pazarların oluşumunda bu perspektifin etkili olacağını söyledi.
Diğer yandan, devletlerin bilgi güvenliği ve afet durumunda yeniden kazanılmaları konusunda getirdikleri düzenlemelerin bu yöndeki gelişmeyi ivmeleyen bir başka unsur olduğunun altını çizen Jyoti, küçük ve orta ölçekli kuruluşların konunun önemini kavramalarının belli bir süre alabileceğini söyledi.

Kaynak : 