Bu röportajın ilk bölümünü Kaçak Arama Merkezleri (Call Shop) Sayısı Artıyor – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
İbrahim Yılmaz yaptığı işe inanıyor ama son dönemde bazı firmaların haksız rekabetinden şikayetçi. Bu firmaların lisansız çalışmaları nedeniyle kendilerinin altında fiyat verebildiklerini anlatıyor;
Biz lisanslı bir firmadan alınca, yasal olarak çalışıyoruz. SSK primi ödüyoruz, vergili alıp, vergili satıyoruz. % 15 ÖİV ve % 18 KDV olmak üzere, % 33 vergi ödüyoruz. Üstüne Telekomünikasyon Kurumu katkı payı ödüyoruz. En sonunda da gelir vergisi ödüyoruz.
Ama daha önce bu işlerin bir yerine bulaşmış, 1-2 dış bağlantı ile tanışmış olan kişiler, mesela Belçika ya da Hollanda’da ki bazı firmalarla anlaşma yapmışlar. Ofis bile olmadan, gelip burada bu işi yapmak isteyenleri ADSL hat üzerinden yurtdışına bağlıyorlar, komisyon alıyorlar. IP üzerinden bağlantı kuruluyor ve ciddi trafik çekiliyor.
İbrahim Yılmaz, bu işin bulaşıcı olduğuna dikkati çekiyor. Zaman içinde lisanslı firmaların alt şirketi olan bazılarının da lisanslı firma ile anlaşmasını iptal ederek bu yöne döndüğünü belirtiyor ve Kumkapı’da mevcut olan 40 arama merkezinin, ancak 10 tanesinin yasal, diğer 40 tanenin bu şekilde vergisiz ve lisanssız çalıştığını iddia ediyor.
İbrahim Yılmaz, örnek olarak Ermenistan görüşmelerini veriyor. Türk Telekom’un 1,916 YTL’ye görüştürdüğünü, buna karşın bu tür yerlerin 0,1 YTL den alıp 0,15 YTL’den (15 krş) görüştürdüklerini, buna karşılık kendilerinin 0,2 YTL (20 krş) fiyat verdiklerini belirtiyor. Ülkemizde mülteci olarak ya da rehber ya da hizmetçi olarak çalışmak için bulunan insanların en ucuz fiyatı aradığını bir daha hatırlatan Yılmaz, lisans parası, kira, SKK, genel giderler ve vergi giderleri düşünüldüğünde, lisansız çalışan kişilerin haksız rekabet yarattığını söylüyor.
Yılmaz, Türk Telekom’un Avrupa, ABD, Çin ve Uzakdoğu aramalarında call shopların altında fiyat verebildiğini, bu nedenle ancak belli noktalara arama sağlayabildiklerini belirtiyor.
Yılmaz, işlerin daha yüksek olduğu haziran, temmuz aylarında 600-700 YTL civarı günlük ciroları olduğunu, buna karşılık lisansız firmaların 400-500 YTL civarı kazandığını belirtiyor. Lisanslı firma kazancı içinden yukarıda belirttiğimiz bazı masrafları ve vergi öderken, lisansız firmanın ödemeleri daha az oluyor ve vergisiz kazanıyorlar. Yılmaz’a göre bir arama merkezi ortalama günlük 800 dakika ve 700-800 civarı arama sağlayabiliyor.
Yılmaz Ülkemizde 600-700 civarı arama noktası olduğunu ve bir kısmı yasal olmayan şekilde, aylık Türkiye toplamında 2-3 milyon $’lık ciro gerçekleştirildiğini düşünüyor. Bu konuyu Maliye, Zabıta ve Telekomünikasyon Kurumu’na aktardığını ama herhangi bir cevap bulamadığını belirtiyor.
Bugün arama merkezleri, Millenicom, Doruk.net, Pam Telekom (Doğan Telekom lisansı altında), TeknoDelta (Doruk.net), Roitel (Millenicom), FlexPhone firmalarının altında çalışıyorlar. Açılan arama merkezleri telecenter, telepoint ya da callbox gibi isimler taşıyorlar.
UMTH lisanslarının verilmeye başlandığı günlerde hemen hemen tüm UMTH firmaları arama merkezleri yapılanması planlıyordu. Havaalanları, Bodrum, Kuşadası gibi turistik merkezler ağırlıklı bir planlama yapılmıştı. Ama görüldüğü kadarıyla ilk planlanandan daha farklı bir yapılanma oluşmuş. Arama merkezleri, parası kısıtlı göçmen tarzı yaşayanların oldukları bölgelerde daha verimli çalışıyor durumundalar.
Arama merkezlerinin haftalık ortalama 20-30 adet arama kartı satabildikleri görülüyor. Tanesi 5 YTL olan bu kartlarla örneğin Ermenistan ile 20-25 dakika, Avrupa ile 30-32 dakika görüşmek mümkün olabiliyor.
Arama Merkezleri İstanbul’da Zeytinburnu, Tarlabaşı, Aksaray ve Gaziosmanpaşa gibi yerlerde toplanmış. Yılmaz şu andaki bölgelerin arttırılması gerektiğine de inanıyor. Şehrin uç alanları yani Sultanbeyli, Samandıra, Avcılar ve İkitelli’de de potansiyel olabileceğini belirtiyor.
Bu alanda hizmet veren firmaların kısa bir süre önce bir araya gelerek, belli kuralları belirlemek istediklerini anlatan Yılmaz, bunun yapılamadığını söyledi ve lisanslı firmalarla çalışan firmaların da hem bu alanda kontrollerin yapılmaması, hem de daha çok kazanç alma hevesiyle lisanslı firmayla anlaşmasını iptal ederek, kaçak çalışmaya başlayabildiğini de söylüyor.
İşte serbestleşmenin 4.yılında, ülkemizdeki yeni bir sektörün uç noktasındaki görünüm. Benim gördüğüm kadarıyla, yapılan her düzenlemenin mantıklı olması ve firmaları zorlamaması gerekiyor. Aksi takdirde uyanıklar boşlukları bulup dolduruyor ve haksız rekabet yaratıyor. Sektörün en alt ucunda bile bu böyle..

Kaynak : 