Son yıllarda KOBİ’lere yönelik projelerin ağırlık kazanmasına karşın, bilişim sektörünün halen en önemli 2 hedefi ve müşterisi finans ve kamu sektörleridir.
Hele e-Devlet, e-Dönüşüm vs derken son yıllarda kamu projeleri, bilişim sektörünün en önemli gelir kaynağı haline geldi. İşte dünyanın en zengin adamlarının ülkemizi ziyaret etmelerinin gizemi de burada saklı. Çünkü örneğin 2006 yılı için 250 milyon $ çapında kamu ve 500 milyon $ çapında savunma sanayi projeleri gündemde.. Pasta büyük olunca, kavgalar da büyüyor doğal olarak.
İşte bunları konuşurken, ilginç bir haber ulaştı. Konu Koç Sistem’in kamu ihalelerinden men edilmesi ile ilgili. İlginç çünkü içeriğine bakınca, bir sürü anlamsız detay göze çarpıyor ve ister istemez akla çeşitli sorular getiriyor. Önce olayı hatırlatalım.
2003 sonlarında Bayındırlık Bakanlığına bağlı İller Bankası’nın açtığı bir iş akış yazılımı ihalesi ile ilgili olarak, 12 mart 2004’de Koç Sistem’in ihalelerden men edildiği şeklinde bir ilan yayınlandı. İlan bilişim camiasında şaşkınlıkla karşılandı çünkü, hem Koç grubunun son ana kadar haberi olamamıştı, hem de Koç büyüklüğündeki bir grubun ciddi bir yanlış yapabilir olmasına kimsenin aklı ermemişti.
O günlerde olayı araştırdığımızda, konunun ihale için istenen evraklar içinde yer alan referans firma gösterme konusunda olduğu anlaşıldı. Koç Sistem’in, teklifinde yer alan Alman menşeli program için referans kullanıcı firmadan aldığı tavsiye mektubunda yer alan imza, o şirketin yetkili imzalarından birisi değildi. Bu da İller Bankası tarafından “imza sahteciliği” şeklinde yorumlanmıştı. Yine o günlerde konuştuğumuz bir Koç grubu yetkilisi “Bu olay imza sahteciliği sınıfına nasıl sokulur? Olay ancak yetkisiz imza olarak yorumlanabilir. Bu durumda da referans mektubunun yenilenmesi –yetkili imzayla—istenebilirdi” demişti.
Koç Sistem o günlerde, olayı idari mahkemeye taşıyıp, durdurma kararı aldı.
Olay buraya kadar da ilginç. En azından men kararı için gösterilen neden ilginç ama bundan sonrası daha da şaşırtıcı.
Durdurma kararını takiben 2004 eylülünde 7.idari mahkemeden Koç Sistem hakkında “Sahtecilik yok” kararı çıkıyor. Zaten referans verilen firma doğru firma, eksik olan ise imzalayan yetkilinin imza sirkülerinde yer almamış oluşu. Bunun üzerine Bayındırlık Bakanlığı ilanı geri alıyor ve Koç Sistem aklanıyor. Ancak iş burada bitmiyor.
Bu kararın temyizi için verilen 1 yıllık sürenin son günlerinde İller Bankası’ndan Danıştay 13.Dairesine temyiz başvurusu yapılıyor. Sonuç geçtiğimiz hafta alınıyor. Duruşmalı savunma hakkı olmasına karşı, savunma alınmaksızın karar Koç Sistem’in kamu ihalelerinden men edilmesi şeklinde oluşuyor.
Üstelik, henüz hukuki süreç bitmediği ve itiraz hakkı olduğu halde, karar hem Resmi Gazete’de hem de Kamu İhale Kurumu web sitesinde yayınlanıyor ki burada olay şöyle özetleniyor;
Bayındırlık ve İskan Bakanlığından :
İller Bankası Genel Müdürlüğünce 3/11/2003 tarihinde yapılmış olan “Uygulama Yazılımı Hizmet alımı işi” ihalesinde, İstanbul Ticaret Odasına 81413 – 24249 Ticaret Sicil No ile kayıtlı “Koç Sistem Bilgisayar ve İletişim Hizmetleri A.Ş.” firmasının usulsüz ve gerçeğe aykırı belge sunması sebebiyle Koç Sistem Bilgisayar ve İletişim Hizmetleri A.Ş. firması hakkında 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 58 ve 17/c maddelerine göre; İller Bankası Genel Müdürlüğünün talebi üzerine Bayındırlık ve İskan Bakanının 9/3/2004 tarihli 208 sayılı Onayı ile, şirket hakkında bir yıl süre ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilerek 12/3/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Şirket 16/3/2004 tarihli dilekçe ile yasaklama kararının iptali ve yargılama sonuna kadar yürütmenin durdurulması talebi ile Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhine Ankara 7. İdare Mahkemesinde E : 2004/1128 E. Sayılı dava dosyası ile dava açmıştır.
İdare Mahkemesinin 13/4/2004 tarihli, 2004/1128 E. sayılı kararı ile davacı şirketin Yürütmenin Durdurulması talebi reddedilmiş ise de davacı şirketin bu karara yasal itirazı üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 2004/1140 E. Sayılı 28/4/2004 tarihli kararı ile itirazın kabulü ile yasaklama kararının kaldırılmasına ve yürütmenin teminat aranmaksızın durdurulmasına karar verilmiştir.
Sözkonusu kararlar Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca 4/5/2004 tarihli 2754 sayılı yazı ekinde İller Bankası Genel Müdürlüğüne gönderilerek kararın ifası hususunda gereğinin yapılması bildirilmiş olup işbu karar 7/5/2004 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Bilahare Ankara 7 İdare Mahkemesince 28/10/2004 tarihli ve E. 2004/1128, K. 2004/2147 sayı ile “Dava Konusu İdari İşlemin İptali” yönünde karar verilmiştir. Verilen “İptal Kararına” karşı Bakanlık Hukuk Müşavirliğince başvurulan temyiz talebi üzerine Danıştay Onüçüncü Dairesinin 26/9/2005 tarihli ve E. 2005/5989, K. 2005/4730 sayılı kararı ile temyiz talebinin kabulüne ve anılan mahkeme kararının “şirket yetkilisi adına atılan imzanın sahte olması belgenin sahteliği sonucunu doğuracağından ve bu belgedeki bilgilerin doğru olmasının belgenin sahte bir belge olarak nitelendirilmesini ortadan kaldırmayacağından böyle bir belgenin kullanılması 4734 sayılı Yasanın 17. maddesinin (c) bendi kapsamında kalması nedeniyle, davacı şirket hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bu bozma kararı sebebiyle, daha evvel verilmiş bulunan ve “dava konusu idari işleminin iptali” yönünde olan mahkeme kararının uygulama gereği ve davacı lehine doğurduğu neticeler ortadan kalkmış bulunmaktadır.
Davacı şirket aleyhine yasaklama kararı 12/3/2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış olup, Bölge İdare Mahkemesinin 28/4/2004 tarihli “Yürütmeyi Durdurma Kararı” 7/5/2004 tarihinde Resmi Gazete’de ilan edildiğinden dolayı davacı şirketin yasaklama süresi toplam 55 gün olabilmiş ve bakiye 310 gün kalmıştır. Koç Sistem Bilgisayar ve İletişim Hizmetleri A. Ş. firmasına 4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 4. kısım 58. maddesi uyarınca ilan tarihinden itibaren 310 gün süre ile bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklamanın devamına karar verilmiştir.
İlgililere duyurulur.
Sorular?
Başta da söylediğimiz üzere, konunun gidişatına bakınca, aklımıza pek çok soru geliyor.
Soruları kısaca ifade edelim;
- Referans firma doğru olduğuna göre bu konudaki sorunun büyütülmesi anlamlı mı?
- Referans firma adına verilen imzanın yetkisiz olması durumunda, konunun mahkemeye intikal ettirilmesinden önce bu belgenin yenilenmesinin istenmesi uygun olmaz mıydı?
- Temyiz hakkının, 1 yıllık sürenin bitiminde kullanılmasının nedeni neydi?
- Hukuki sürecin (itiraz hakkının) tamamlanmasını beklemeden Resmi Gazete’de kararın yayınlanması doğru mu? Bu bir kişiyi önce asıp, sonra “acaba suçlu muydu, suçsuz muydu?” şeklinde araştırmaya benzemiyor mu?
- Kamu projelerinde 750 milyon $’a varan hacim acaba arka planda bir çekişmeyi mi gündeme getirdi?
- Koç Sistem’in bu alandan 1 seneliğine de olsa çekilmesi bir rakibi ortadan kaldırıyor ve başka birilerine olanak sağlıyor olabilir mi?
- Eğer Koç Sistem’in uzaklaştırılması amaçlandıysa, bu kamu ihaleleri açısından rekabetin azalması ve hatta yokolması anlamına gelir mi? Bu durumda kamu ihalelerinde fiyatlar nasıl oluşur?
Konuyla ilgili olarak önümüzdeki günlerde başka haber ve görüşler de yayınlıyor olacağız. Ancak bu arada bu soruları çoğaltmak ya da cevaplamak isteyenler olursa, kendilerine de turk-internet.com’u açıyoruz. Site abonemiz olanlar aşağıdaki yorum bölümüne düşüncelerini ekleyebileceği gibi, kimliğinin gizli kalmasını isteyenler de burayı tıklayarak blog’a İsimsiz yorum bırakabilirler.



Kaynak : 