Yazılım sektöründe faaliyet göstermek amacıyla 1981 yılında kurulan Sampaş, 1983 yılından bu yana yerel yönetimlere otomasyon sistemlerinin entegre edilmesine çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde, İstanbul’da gerçekleştirilen “21’nci Yüzyılın Akıllı Kentleri Sempozyumu” ile alanın da uzman 24 firma ile yerel yöneticileri bir araya getiren Sampaş Bilişim ve İletişim Sistemleri AŞ’nin, Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya ile çalışmaları çerçevesinde bir röportaj gerçekleştirdik.
Karakaya, her kesin kolaylıkla kullanabileceği teknolojilerle, vatandaşların kimi zaman günler alabilen sorunlarını kolaylıkla çözebileceklerini ifade ediyor.
turk-internet.com; Akıllı Kentler projesinde hangi ülkeleri örnek alıyorsunuz?
Şekip Karakaya; Bilişimde başarılı olmuş çok sayıda ülke var. Çalışmalarımızda bunları örnek alıyoruz. Platformumuzu oluşturanların bir bölümü, Türkiye’de faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerden oluşuyor.
Bu şirketler dünyanın en başarılı uygulamalarından esinlenmiş çözümlerini buraya getiriyorlar. Buradaki amaç; kentlerdeki, ekonomik, sosyal ve kültürel ortak değerleri yukarıya çıkartmak.
turk-internet.com; Türkiye’de, bilgisayar okur-yazarlığının düşük olduğu biliniyor. Bu, ‘Akıllı Kentler’ konseptini ne ne şekilde etkiliyor?
Şekip Karakaya; Biz, kullanıcılara bilgisayar bilmelerini gerektiren bir yaklaşımla yaklaşmıyoruz. Konunun, o boyutunun da farkındayız. Yaklaşık 28 yıldan beri dikey pazarlama alanında çalışan bir firma olarak muhataplarımızın nerelerde yetersiz olduklarını biliyoruz ve o alanlarda onları rahatlatacak bir takım çözümler getiriyoruz.
Yani, hayatlarında hiç bilgisayar görmemiş insanların ihtiyaçlarını nasıl giderebilecekleri hususundan hareketle yola çıkıyoruz. Dolayısıyla, insan tipolojisi açısından sadece onların gerçek durumlarını tespit edip, onlara uygun ‘user friendly’ çözümler geliştiriyoruz.
Mümkün olduğunca bir bilişim dili kullanmalarına gerek bırakmayan çözümlerle hizmetlere ulaşmalarını sağlıyoruz. Ve, bu konuda başarılı olduğumuzu söyleyebilirim.
turk-internet.com; ‘Akıllı Kentler’ projesi, dijital uçurumun azaltılmasına nasıl hizmet edebilir?
Şekip Karakaya; Artık vatandaşlar, isteseler de istemeseler de bizim çözümler sunduğumuz yerlerde bir şekilde bilişime dokunan uygulamalarla iç içe bulunuyorlar. Dolayısıyla, bu, bizim bilgisayarla elde edilmiş tüm bilgileri daha yaygın kullanmamıza ve bilgiyi derlenmiş bir şekilde, her kesin şeffaf bir şekilde yararına kullanabilmesine olanak sağlayacak.
Bu nedenle, bilgiyi doğru kullanarak, formatlayarak ve onu yaşamın bütün alanlarına intikal ettirerek dijital uçurumu azaltmayı amaçlıyoruz. Dijital uçurumun engellenmesinde, üretimden hizmete kadar her alanda bilginin çok yoğun kullanıldığı bir yapının gelişmesi gerekiyor.
Türkiye’ye bakarsanız, uçak biletinden tutun da farklı bir çok hizmetin zaman ve mekandan bağımsız bir yapıya dönüştüğünü görürsünüz.
Türkiye’de, pek çok işler artık böyle yapılmaya başlandı. Şimdi de, gerçekleştirilmeye çalışılan e-devlet projesiyle insanlar artık emniyet müdürlüğüne, belediyelere gitmeden işlerini halledebilecekler. Mobil imza yaygınlık kazanacak. Elektronik imza ile zaman ve para tasarrufu sağlanacak.
Dünyada, bunların nasıl kullanıldığına bakarak bir değerlendirme yapmak istersek, Türkiye’yi ne en altta, ne de en üstte görebiliyorsunuz. Türkiye, bir çok konuda bir çok şeyi aştı. Toplumsal anlamda, bilişimin toplumun bütün katmanlarına yaygınlaştırılması için bir takım altyapı hizmetlerinin yaygınlaştırılması gerekiyor.
Türkiye, bu manada bazı şeyleri aşmış durumda. Örneğin, bir Mernis projesi yaklaşık 25 küsur yıllık bir çalışmadır. Buna benzer çözümleri hayatın içerisine entegre etmeye başladığınızda Türkiye, bilgi toplumuna geçişte önemli bir sıçramayı gerçekleştirmiş demektir.
turk-internet.com; ‘Akıllı Kentler’ projesi, İstanbul gibi mega kentlerde yaşanan sorunların temelini oluşturan göç olgusunun çözümlenmesine ne gibi bir katkı sağlıyor?
Şekip Karakaya; Bizim temel hedeflerimizden birisi, kentlerin kendilerine yeter hale gelmesini sağlayacak altyapı hizmetlerini bu projeyle gerçekleştirilmesi. Akıllı Kentler çalışmasıyla, kentin, üretim değerlerinin, üretim kapasitesinin, insan gücünün ve bunların demoğrafik yansımalarının tespit edilmesine ve sonuç itibariyla ekonomiyi yukarıya çekecek çözümler geliştirilmesine katkı sağlıyoruz.
Dolayısıyla, bu kentlerin kendi dinamikleri harekete geçtiğinde, hemşehrilik kültürü geliştiğinde bulundukları yerlerden başka vilayetlere gitme gereğini duymayacaklar.
AKOS(Akıllı Kent Otomasyon Sistemi), ile kentlere kendi olanaklarını, kendi envanterlerini vererek, üzerinde gereken çalışmaları yapabilmeleri imkanını tanıyoruz.
turk-internet.com; Belediyeler, bu tür uygulamalara geçerken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar?
Şekip Karakaya; Belediyelerdeki klasik uygulamalara nazaran böyle bir şey başlatmak istediğinizde, alışılagelen tüm yöntemleri değiştirmek zorunda kalıyorsunuz ve insanlar buna tepki gösteriyorlar.
Çünkü, insanlar statükocudur. Genelde, yapıları böyledir. Bulundukları durumu korumak isterler. Oradaki, o direnişi belli bir zaman zarfında yıkabiliyorsanız insanlar yeni yöntemlerin hayatlarını çok daha kolaylaştırdığını görebiliyorlar. Diğer taraftan, siz kayıtlı bir yapıya dönüşmeye çalıştığınızda insanlar korkabiliyor.
Böyle bir çalışmayla, kimin sakat, yardıma muhtaç olduğu daha objektif kriterlerle belirlendiği için sonradan insanlar destek olabiliyorlar. Bu gibi projelerle, kentin yaşamsal değerleri yükseliyor. Ve böylelikle insanlar çok daha mutlu bir yaşam sürüyorlar. Şöyle düşünün; bir gün içerisinde biri postanede bir diğeri belediyede 4-5 tane probleminiz olsa ve onları çözmeden akşamı ettiğinizi düşünseniz nasıl bir insan olursunuz? Agresif, problemleri çözülememiş bir vatandaş olursunuz.
Netice itibariyle, bu tür teknolojilerle sorunların çözümlerini anlık düşünüyorsunuz. Ve böylelikle insanlar, 1 saat önce var olduğunu düşündükleri problemlerden kurtulmuş oluyorlar. Bu da onların moral motivasyonlarına çok ciddi katkıda bulunuyor.



Kaynak : 