Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu’nun “Kişisel Verilerin Korunması” ile ilgili olarak kamu kurumlarında yapmış olduğu denetleme sonrasında yayınladığı rapor çok önemli[1]. Bu raporda, kimlik bilgilerimizin pek de iyi korunmadığını görmüş olduk.
Raporun hem devlet tarafında, hem de vatandaş tarafında bir bilinç yaratacağına inanıyoruz. Ülkemizde henüz “kimlik bilgisi”nin önemi tam anlaşılmadı. Üstelik kimlik fotokopisi ile adına GSM hattı çıkarılan ya da şirket kurulan insanlar olduğu halde.
Raporun zaten önemli bir noktası; TC kimlik no uygulamasına 7200’den fazla özel ve kamu kurumu entegre olmuş olduğu halde, devlet kurumlarından hala kimlik fotokopisi istendiğine dikkat çekmesi.
Ama bırakın kimlik bilgilerinin bu şekilde tehdit altında olduğu saptamasını, devletin, kendi kurumlarından olan TÜİK’in özel hayata dair bir çok hassas bilgiyi kapı kapı dolaşıp sorduğu ortaya çıktı. Bu çerçevede kasım sonunda 2 olay meydana geldi. İlkinde, Defne Samyeli’ye bir TÜİK yetkilisinin aynı evde 1 ay süresince yaşama talebinde bulunduğu iddiası var. İkincisinde ise milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun Başbakan Erdoğan’ın yazılı cevaplaması istemiyle TBMM’ye verdiği yazılı soru önergesinde “akla zarar” sorular var. Şimdi bunlara bakalım;
Defne Samyeli 929 TL Ceza Yedi
İlk haber gazetelere Defne Samyeli ile ilgili olarak yansıdı. Samyeli’nin evine gelen TÜİK yetkilisi, “açlık, yoksulluk, fakirlik” rakamlarının belirlenmesi için çalışma yürüttüklerini belirterek, 1 ay süreyle Samyeli ile birlikte aynı evde kalma talebinde bulundu.
Samyeli, hem özel hayatın gizliliği, hem de bu araştırma için vaktinin olmadığını söyleyerek reddettiğinde ise kendisine 923 TL ceza keldi.
Bu konuyu bir akademisyen hukukçu ile başka bir yazımızda değerlendireceğiz.
Milletvekili M.Sezgin Tanrıkulu TBMM’de Soru Önergesi Verdi
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, kasım sonunda TBMM’de Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon araştırmasında kullandığını iddia ettiği soruları bir soru önergesi ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cevaplaması istemiyle sordu[2].
Tanrıkulu’nun meclise taşıdığı sorular, hem aşırılık, hem de özel hayata müdahele denilebilecek unsurlar taşıyor (bu konuda bir akademisyen hukukçu görüşünü önümüzdeki günlerde yayınlayacağız).
Soruları okuyucularımızın kendilerinin değerlendirmesi için milletvekili Tanrıkulu’nun soru önergesinde aşağıda aynen yayınlıyoruz;
- Hangi dine mensupsunuz?
- Kendinizi hangi mezhebe ait hissediyorsunuz?
- Aşağıdaki namazları ne sıklıkla kılarsınız?
- Vakit namazlarını camide veya mescitte kılar mısınız?
- Dışarı çıkarken başınızı örter misiniz?
- Birinden borç almaktansa az faizli kredi çekmeyi tercih eder misiniz?
- Az olmak kaydıyla yalan söylemek günah mıdır?
- Sarhoş olmayacak kadar içki içmek günah mıdır?
- Alevi misiniz, Sunni misiniz?
- Sizce köpek giren eve melek girer mi?
- Alevilik, Bektaşilik, Kadirilik gibi oluşumlardan birine mensup musunuz?
- Dini kimden öğrenirsiniz?
- Aileniz ne kadar dindardır? Hangi dine mensuptur?
- Oruç, hac, zekat, fitre, kurban kesme gibi ibadetlerle ilgili durumunuz nedir?
- Ne sıklıkla dua edersiniz?
- İbadetlerinizin kazasını yapar mısınız?
- Oy verirken adayın dindar olup olmadığını önemser misiniz?
- Miras paylaşımında erkeklere iki kat pay mı verirsiniz?
- Laiklik İslamı özgürce yaşamanın teminat mıdır?
- Ne zaman dua edersiniz?
- Loto oynar mısınız?
- Misafirlikte kadınlar ve erkekler aynı mı oturursunuz?
- Allah’ın varlığına inanıyor musunuz?”
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı Tüketici Fiyat Endeksini belirlemek için başlattığı anket çalışmasında, yukarıdaki soruların yer aldığı iddiası doğru mudur?
- Doğru ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 Tüketici Fiyatları Endeksini belirlemek için başlattığı anket çalışmasını Diyanet İşleri Başkanlığıyla ortaklaşa mı yürütülmektedir?
- Yürütülmekte ise, böyle bir anket çalışmasının yapılması talimatını kim ya da hangi kurum vermiştir?
- “Hangi dine mensupsunuz”, “Kendisini hangi mezhebe ait hissediyorsunuz”, “Alevi misiniz-Sünni misiniz”, “Alevilik, Bektaşilik, Kadirilik gibi oluşumlardan birisine mensup musunuz” gibi sorular “Aleviler” üzerinde bir tür fişleme yapıldığı iddiaları ile örtüşmekte midir? Bu tür sorular toplumda derin bir “Mezhepsel Ayrımcılığa” sebeb olmayacak mıdır?
- Başbakan olarak bu anket çalışması ile ilgili olarak bilginiz var mıdır?
- Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı Fiyatları Endeksini yukarıda yer alan soru örnekleri ile mi belirlemektedir?
- TÜİK’in 2013 yılı için çalışma yürüttüğü başka anket çalışmaları var mıdır? Varsa bu çalışmalardan ortaklaşa yürüttüğü kurumların isimleri nelerdir?
- Yukarıdaki sorular insanlar arasında bir tür din, ırk, soy, mezhep ayrımı yapıldığının bir göstergesi midir?
- Yukarıda bahse konu olan çalışma hükümetinizin ve partinizin programında yer almakta mıdır?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2013 yılı Tüketici Fiyatları Endeksi belirlemek için başlattığı anket çalışması kapsamında evlerin kapısını çalarak, yakasında devletin resmi kurumu TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) yaka kartı olan bir görevli anket yaptıklarını, tesadüfi örneklemle bu evin seçildiğini ve bu ankete cevap vermekle görevli olunduğunu söylüyor. Kabul etmek zorunda hissedip, “Buyurun sorun” denildiğinde sorular başlıyor. Ankette yer alan sorulardan, görevlinin elindeki kağıda bakıldığında yazan bilgilerden Diyanet İşleri Başkanlığıyla ortaklaşa yürütülen bu çalışmada 37.624 hane ziyaret edileceği öğreniliyor ve belgenin altında da görevli kişinin imzası görülüyor. O sorulardan bazıları ise;
Bu bağlamda
Hem Defne Samyeli konusunu, hem de Sezgin’in ilettiği sorularla ilgili durumu, bir akademisyen hukukçu ile değerlendirdik. Bu konudaki söyleşimizi bu hafta içinde bu sayfalarda okuyacaksınız..
[2] Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun TÜİK Anketi konusundaki soru önergesi



Kaynak : 