Farkında mısınız son 10 yılda Dünya daha bir hızlı değişiyor. Bunu özel hayatlarımızda görüyoruz ama iş hayatında daha çok değişim sözkonusu. Öyle ki, çevremizde 10-100 yıllık firmaların önüne yeni nesil firmaların geçtiğini görüyoruz. Örneğin bilişim-telekom dünyasından bir örnek verelim; Cisco; çok yeni bir firma olmasına karşın, yeni iş gereksinimlerini doğru okuduğu için bugün kendisinden çok yıllar önce kurulmuş pek çok firmayı zorladı ve öne geçti.
Liderliğin ya da gücün el değiştireceği, daha doğrusu paylaşılacağı konuların başında da “medya” geliyor. Bu yazıyı yazmamızın nedeni, SuperPoligon ile Doğan Medya Kapışması başlığı altında verdiğimiz olay. Görülen o ki, bir zaman kendi yazıları nedeniyle tekzip ya da mahkeme kararı ile karşılaşan klasik medya, şu anda aynı olanakları kendisini korumak için kullanmaya başlamış durumda.
Medya eskiden matbaa, dağıtım, personel, kağıt masraflarını karşılayabilecek derece büyük patronların hakimiyetinde bir alandı. Gerçekten de Cumhuriyet Türkiye’sinin geçmişine bir göz atarsanız, medya patronları sayısının iki elin parmaklarını geçmeyeceğini görürsünüz.
Ama internet, gelişen Telekom olanakları, dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de bunu değiştireceğe benziyor. İnternet sitelerinin, bir gazeteye nazaran çok daha kolay ve ucuza yayına alınabilmesi bunu hızlandırıyor. Hatta bugün artık herkes bir gazeteci. Nitekim daha önce yayınlanan Mehmet Doğan imzalı Hani Şirket Blog’ları başlıklı yazıdan da göreceğiniz üzere, blog’lar da bunun en büyük araçları. Bugün batıda insanların kendi blog’ları var. Kendi görüşlerini ve düşündüklerini, çevrelerindeki gelişmeleri yazıyorlar. Önümüzdeki dönem sadece yazılı değil, yanı sıra görüntülü ve sesli siteler de geliyor ki, batıda bunlar çoktan yerini aldı.
Ancak bu klasik medyayı mutlu etmiyor tabi ki. Çünkü, kendisi bile gazeteci olabilen halk artık tek bir noktadan haber almak zorunda değil. Olayları, sadece matbaa, baskı, dağıtım gücüne sahip olanlardan değil, çok daha basit olanaklarla kurulmuş sitelerden de alabiliyor.
Bu gelişmeler tabi ki klasik medya için korkutucu. Neden? Çünkü 4.kuvvet olarak adlandırılan gücü, elinde tutan ve yönetimi kısmen de olsa şekillendiren güçlerini paylaşmak zorunda kalacak ve hatta kaybedecekler.. Üstelik bunun dönüşü yok. Bu bütün dünyayı artık eline alan bir gelişme..
Gerçi klasik medyacılar hala bunu muhafaza etmeye uğraşıyorlar. Örneğin bir süre önce ATV’de yayınlanan “Online Yayıncılık” başlıklı Siyaset Meydanı, Ali Kırca’ya pek de yakışmadı. Program, internetin asıl kahramanlarını yani online yayıncıları ihmal ederek, genellikle klasik medyanın sitelerinde yazan klasik gazetecileri programa çıkarmıştı. Üstelik programın, 5-6 yıl önce 7-8 ay gibi bir süre, Uzan Gurubuna ait bir siteyi, bir eli yağda, bir eli balda şekilde yönetmeye çalışan, ama sonuçta yönetemediği için hisseleri geri alınan ve o zaman bu zaman bir daha internet yayıncılığının yanından geçmeyen Elif Dağdeviren’i sanki internet yayıncılığını başlatan kişi gibi sunulması tam bir fiyaskoydu. Bu program sektörde, klasik yayıncılar, online yayıncılığın artık engellenemeyeceğini gördükleri için bu konuya sahip çıkmaya uğraşıyorlar şeklinde yorumlandı.
Başlığımızı tekrar dönelim, önümüzdeki dönem klasik medya ile online medya arasında kapışmalar dönemi yaşanacak. Ülkemizde klasik medyacılar ve bazı Reklamcılar (mesela Ali Atıf Bir) uzunca bir süre dünyada hızla gelişen online reklamcılığı yok sayarak engellemeyi başardılar. Böylece de online yayıncılığın para kazanmasının gecikmesini ve bugün daha çok gelişmiş olmasını engellediler ama artık reklamverenin de gözü açılmaya başladı. İnternet reklamının ulaştığı müşteri başına maliyetinin 1/10 civarında olduğunu, internetteki reklamlarla daha geniş pazarlama mesajını, daha çok kişiye ulaştırabildiklerini farkettiler. Üstelik, İnternet reklamları “Google” modeli ile kendine özgü bir reklam modelini de bulmuş durumda. Artık online yayıncılar, geçirdiğimiz son 10 yıldan daha büyük bir hızla gelişecek. Önümüzdeki dönemde bunu göreceğiz.

Kaynak : 