1 milyon 10 bin 916 öğrencinin başvurduğu ‘Liselere Geçiş Sistemi’ kapsamında merkezi sınav, 13 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirilecek. 4 yıllık ortaokul maratonu sonrası sınava sayılı günler kala uzmanlar uyarıyor: “Çocuklar bu dönemde eleştiriye değil güvende hissetmeye ihtiyaç duyuyor”.
Konuyla ilgili konuşan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikolog Gamze Gülsoy Ragıpoğlu, çocukların akademik dalgalanmalarının normal olduğuna dikkat çekiyor. Klinik Psikolog Ragıpoğlu şöyle diyor:
“LGS’ye sayılı günler kala birçok aile aynı sorunu yaşıyor: “Çocuğumun netleri düştü.” Oysa bu durum çoğu zaman bilgilerin unutulduğuna değil sınav yaklaştıkça artan strese bağlı olabiliyor. Kaygı yükseldiğinde dikkat dağılabilir, işlem hataları artabilir ve çocuk bildiği soruyu yanlış okuyabilir. Özellikle son haftalarda yapılan denemeler sadece akademik bilgiyi değil, çocuğun psikolojik dayanıklılığını da göstermeye başlıyor. Bu süreçte de ailelerin yaklaşımı çok önemli. Sürekli net konuşmak, eksiklere odaklanmak ya da çocuğu daha fazla çalışması için zorlamak stres tepkisini artırabiliyor. Özellikle son hafta yaşanan performans dalgalanmaları oldukça yaygındır ve normaldir. Birkaç kötü deneme sonucu çocuğun gerçek netini göstermez. Bu anlamda bazen çocukların ihtiyacı olan şey biraz daha fazla test çözmek değil, biraz nefes alabilmektir.”
“MOTİVASYONU ARTTIRMAK İSTERKEN KAYGIYI ARTTIRMAYIN!”
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uğur Karabağ ise yaptığı açıklamada ailelerin tutumuna değindi. Psikiyatri Uzmanı Karabağ: şu ifadeleri kullanıyor:
“Sınav yaklaştıkça çocuğa verilen mesajın tonu büyük önem taşır. “Az kaldı, böyle giderse olmaz”, “Bizi mahcup etme” ya da “Biraz daha çalış” gibi cümleler çoğu zaman motivasyonu artırmaktan çok kaygıyı artırır. Bu dönemde çocukların ihtiyacı sürekli uyarılmak değil; sakin, gerçekçi ve güven veren bir aile ortamıdır. Yüksek puan her zaman gösterilen emeğin tam karşılığı olmayabilir; beklenenden düşük bir puan da verilen emeği değersiz kılmaz. Bir öğrencinin sınava hazırlanırken gösterdiği çaba, sürdürdüğü disiplin, vazgeçmeden çalışabilmesi ve karşılaştığı güçlüklerle başa çıkabilmesi, çoğu zaman puanın kendisinden daha değerlidir. Çünkü çocukların kontrol edebildiği şey sonuç değil, sonuca giden süreçtir.”
“KAYGI YALNIZCA ZİHNİ DEĞİL BEDENİ DE ETKİLİYOR!”
Sınav öncesi dönemde çocuklarda yeme bozuklukları hakkında konuşan Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Klinik Psikolog Gamze Gülsoy Ragıpoğlu son olarak şunları söylüyor:
“Söz konusu dönemde ailelerin sıklıkla karşılaştığı bir diğer durum ise çocukların yeme düzenindeki değişimler oluyor. Bazı çocuklar iştahsızlaşırken bazıları sürekli atıştırmak isteyebiliyor. Sınav sürecinde bu değişimler belli bir oranda normal kabul edilmelidir. Sınav kaygısı yalnızca zihni değil bedeni de etkiliyor. Kaygı arttığında mide bulantısı, iştahsızlık ya da duygusal yeme davranışı görülebiliyor. Özellikle şekerli yiyeceklere yönelme de bu dönemde sık karşılaşılan bir durum. Bu süreçte ailelerim, “Hiçbir şey yemiyorsun” ya da “Sürekli abur cubur yiyorsun” gibi tepkileri gerginlik yaratabilir. Yemek saatlerinin sürekli sınav konuşulan bir alana dönüşmesi de stresi artırabilir. Çocukların bu dönemde yalnızca akademik olarak değil, duygusal ve fiziksel olarak da desteklenmeye ihtiyacı var. Çünkü bazen bedensel tepkiler çoğu zaman artmış kaygının göstergesi oluyor.“



Kaynak : 