web analytics
Salı, Haziran 9, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER Yeni Ekonomi Finans & Ekonomi

Mehmet Doğan : 21.yüzyılın En Stratejik Varlığı “Enerji ile Verinin Birleşiminden Oluşan Ekosistem”dir

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
9 Haziran 2026
-Finans & Ekonomi, Veri Merkezi - Bulut Servisleri, Yapay Zeka
0
Mehmet Doğan : 21.yüzyılın En Stratejik Varlığı “Enerji ile Verinin Birleşiminden Oluşan Ekosistem”dir

Putin, SPIEF 2026 sırasında Çin, Özbekistan ve Tanzanya Liderleri ile

Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Rusya’nın St. Petersburg kentinde düzenlenen Uluslararası Ekonomi Forumu (SPIEF) 2026, bu yıl yalnızca enerji piyasalarının değil, yapay zekâ çağının şekillendireceği yeni ekonomik düzenin de tartışıldığı bir platforma dönüştü. Forum boyunca petrol ve doğal gaz kadar nadir toprak elementleri, kritik mineraller, veri merkezleri, yapay zekâ altyapıları, elektrik şebekeleri ve siber güvenlik konuları öne çıktı. Uzmanlara göre forumun verdiği en önemli mesaj ise oldukça net: Geleceğin güç mücadelesi artık sadece enerji kaynakları için değil, enerji, veri ve kritik minerallerden oluşan yeni bir ekosistem için verilecek.

Foruma Türkiye’den katılan az sayıdaki kişilerden birisi olan enerji uzmanı Mehmet Doğan’a göre Rusya-Ukrayna savaşı ve Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmeler, enerji güvenliğinin artık yalnızca petrol veya doğal gaz kaynaklarına erişimden ibaret olmadığını gösterdi. Enerji güvenliği bugün güzergâh güvenliği, kritik ekipmanlara erişim, elektrik şebekeleri ve hatta siber güvenlik boyutlarını da içeriyor.

Özellikle yapay zekâ veri merkezlerinin yarattığı devasa elektrik talebi, enerji güvenliğine yeni bir anlam kazandırıyor. Birçok ülkede veri merkezleri için elektrik bağlantı süreleri yıllar sonrasına uzarken, büyük teknoloji şirketleri kendi enerji üretimlerini planlamaya başlıyor. Ancak bu kez de transformatör, gaz türbini ve yüksek gerilim ekipmanlarında yeni darboğazlar ortaya çıkıyor.

Mehmet Doğan sorularımızı şu şekilde cevapladı :

– Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa’ya enerji güvenliğinin önemini gösterdi. Üstüne Hürmüz dengeleri sarstı. Yapay zekâ çağında enerji güvenliği kavramı sizce nasıl değişiyor?

Enerji güvenliği kavramı geçmişte büyük ölçüde enerji kaynaklarına erişim ile ilişkilendiriliyordu. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları döneminde mesele çoğunlukla petrol, kömür veya doğal gaz kaynaklarını kontrol edebilmekten ibaretti. Ancak zaman içerisinde enerji güvenliği çok daha geniş bir kavrama dönüştü. Bugün artık yalnızca kaynak güvenliğinden değil; güzergâh güvenliğinden, ekipman ve altyapı güvenliğinden, hatta dijital ve siber güvenlikten de söz ediyoruz.

Bu açıdan bakıldığında Rusya-Ukrayna savaşı ile Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler enerji güvenliğinin yalnızca kaynak meselesi olmadığını, aynı zamanda bir güzergâh ve lojistik meselesi olduğunu da ortaya koydu.

Yapay zekâ çağında ise enerji güvenliği yeni bir boyut kazandı. Özellikle veri merkezlerinin hızla artan elektrik talebi nedeniyle birçok bölgede şebeke bağlantı süreleri olağanüstü uzadı. Bazı ülkelerde yeni veri merkezleri için bağlantı tarihleri 2030’lu yılların ortalarına kadar sarkabiliyor. Bu nedenle büyük teknoloji şirketleri kendi elektriklerini üretme yoluna gitmeye başladılar.

Ancak bu kez de gaz türbinleri, transformatörler ve diğer kritik enerji ekipmanlarında ciddi teslim süresi sorunları ortaya çıktı. Yapay zekâ yatırımlarına olan talep öylesine büyüdü ki, bir anlamda birleşik kaplar prensibi gibi şebeke bağlantı süreleri ile ekipman teslim süreleri birbirine yaklaşmaya başladı.

Öte yandan enerji sistemlerinin dijitalleşmesi siber güvenliği de enerji güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirdi. SPIEF 2026’da enerji altyapılarına yönelik siber saldırılar önemli başlıklardan biri olarak ele alındı.

Kaspersky tarafından hazırlanan çok katmanlı simülasyonlar, kritik enerji altyapılarının karşı karşıya olduğu riskleri oldukça etkileyici bir şekilde ortaya koyuyordu. Açıkçası simülasyonda geçirdiğim zamanın hem öğretici hem de keyifli olduğunu söyleyebilirim.

Başkortostan Cumhuriyeti Standından Bir Görüntü

– Rusya bu yıl yalnızca petrol ve gaz değil, nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerinde de yoğunlaştı. Bu sizce Rusya’nın enerji ihracatçısından teknoloji hammaddesi ihracatçısına dönüşme çabası mı?

Rusya Federasyonu’nun nadir toprak elementlerine olan ilgisi yeni değil. Bu konu uzun yıllardır devlet politikalarının ve sanayi stratejisinin önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Örneğin tam kapasiteyle devreye girdiğinde Amur Tesisi dünyanın en büyük helyum üretim tesislerinden biri olacak. SPIEF boyunca da nadir toprak elementleri ve kritik mineraller konusu çok kapsamlı biçimde tartışıldı.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta var. Nadir toprak elementleri alanında yalnızca madencilik yapmak yeterli değil. Asıl katma değer, cevherden nihai ürüne kadar uzanan tüm değer zincirinin oluşturulmasında yatıyor. Bu ise son derece maliyetli, uzun vadeli ve teknoloji yoğun bir süreç. Aynı zamanda ciddi kamu desteği gerektiriyor.

Rus yetkililer de bu alanda tek bir ülkenin tamamen kendi kaynaklarıyla başarılı olmasının zor olduğunu açıkça dile getiriyorlar. Daha çok çok taraflı iş birliklerine dayalı bir model öne çıkıyor.

Kazakistan dünyanın en önemli titanyum üreticilerinden biri ve küresel pazarda yaklaşık yüzde 20 paya sahip. Suudi Arabistan ise finansal gücünü kullanarak kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanında önemli yatırımlar planlıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde Rusya ile Körfez ülkelerinin bu alanda daha yakın iş birliklerine yönelmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Afrika ülkeleri ise bu süreçte farklı bir mesaj veriyor. Görünen o ki yalnızca ham madde sağlayıcısı olmak istemiyorlar. Artık değer zincirinin daha büyük bölümünde yer almak, işleme teknolojilerine sahip olmak ve teknoloji transferi elde etmek istiyorlar. ABD’nin Afrika’daki kritik mineral yatırımlarına yönelik finansman desteği önemli olsa da, Afrika ülkelerinin beklentisi yalnızca sermaye değil; aynı zamanda bilgi ve teknoloji paylaşımı.

– Batı yıllardır Rus enerji bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Ancak yapay zekâ çağında bakır, nikel, lityum ve nadir topraklar yeni bağımlılık alanları yaratıyor. Sizce yeni enerji jeopolitiği nasıl şekillenecek?

Bugünün dünyasında hiçbir ülkenin tamamen kendi kendine yetebilmesi mümkün görünmüyor. Enerji, teknoloji ve ham madde alanlarında ülkeler arası iş birlikleri kaçınılmaz hale gelmiş durumda.

Bu nedenle enerji ve kritik mineraller konusunu yalnızca “bağımlılık” kavramı üzerinden okumayı doğru bulmuyorum. Daha sağlıklı yaklaşım, kaynak çeşitliliğini artırmak ve tedarik zincirlerini mümkün olduğunca dengeli hale getirmektir.

Ne tamamen izole olmak mümkündür ne de tek bir kaynağa veya ülkeye aşırı bağımlı kalmak sürdürülebilir bir stratejidir. Yeni enerji jeopolitiğinin temelinde de bu denge arayışı yer alacaktır.

– Rusya’nın Çin ile enerji ve kritik maden iş birliği önümüzdeki yıllarda küresel dengeleri değiştirebilir mi?

Rusya ile Çin’in kritik mineraller ve nadir toprak elementleri alanında iş birliklerini artıracakları konusunda pek fazla şüphe bulunmuyor.

Çin, kaynak çeşitliliği açısından Rusya’ya ihtiyaç duyarken, Rusya da bazı alanlarda teknoloji ve üretim kapasitesi açısından Çin ile çalışmak istiyor. Bu nedenle iki ülke arasındaki iş birliğinin gelişmesi doğal bir süreç olarak görülmeli.

Ancak küresel dengeleri belirleyecek asıl unsurun Afrika ülkelerinin nasıl bir strateji izleyeceği olduğunu düşünüyorum. Çünkü geleceğin kritik mineral arzının önemli bölümü Afrika kıtasından gelecek ve bu ülkelerin değer zincirindeki konumları küresel rekabeti doğrudan etkileyecek.

– Yapay zekâ veri merkezlerinin elektrik talebi hızla artıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Kaliforniya’da veri merkezi olan bölgelerde fiyatların %267 arttığını gördük. Bu dünya açısından kaldırılabilir bir yük müdür?

Bu yükün kaldırılabilir olup olmaması yapay zekâya olan talebi azaltmayacaktır. Çünkü yapay zekâ artık yalnızca teknolojik bir trend değil; ekonomik rekabetin ve ulusal stratejilerin temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda.

Bununla birlikte yapay zekânın gelişimi de kendi içinde çeşitli fiziksel ve ekonomik sınırlamalara tabi. Elektrik üretim kapasitesinin artırılması, iletim altyapısının geliştirilmesi, veri merkezi ekipmanlarının üretilmesi, kritik minerallerin çıkarılması ve işlenmesi belirli bir zaman gerektiriyor.

Başka bir ifadeyle, talep çok hızlı artabilir ancak arz tarafındaki dönüşümün de doğal bir hızı vardır. Bu nedenle zaman zaman darboğazlar yaşanması kaçınılmazdır. Ancak tarih boyunca olduğu gibi piyasa mekanizmaları ve teknolojik gelişmeler bu dengesizlikleri zaman içerisinde gidermeye çalışacaktır. Su bir şekilde yolunu bulacaktır.

– ABD’de veri merkezi projelerinin bazıları çevresel endişelerle erteleniyor. Ya da önemli bölümü elektrik altyapısı nedeniyle gecikiyor. Ayrıca soğutma suyu sorunu önemli. Bu veri merkezlerinin Türkiye benzeri yerlere kaydırılabileceği de gözüküyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

Aslında veri merkezleri birçok ülke açısından ilk bakışta cazip yatırımlar gibi görünmeyebilir. Çünkü yüksek miktarda enerji ve su tüketirler, buna karşılık yarattıkları doğrudan istihdam sınırlıdır.

Bununla birlikte veri sahibi olmak ve dijital ekonominin merkezinde yer almak da stratejik açıdan son derece değerlidir. Bu nedenle ülkeler arasında bir denge arayışı devam edecektir.

Önümüzdeki dönemde enerji altyapısı güçlü, elektrik arz güvenliği yüksek ve yatırım ortamı uygun ülkelerin veri merkezi yatırımlarından daha fazla pay alacağını düşünüyorum.

Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var: Yapay zekâ kaynaklı elektrik talebinin uzun vadede yalnızca yenilenebilir enerji kaynaklarıyla karşılanması oldukça zor görünüyor. Bu nedenle nükleer enerji yeniden ön plana çıkacaktır. Bana göre veri merkezi ekonomisinin büyümesi ile nükleer enerjinin yeniden yükselişi arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor.

– Veri merkezleri, elektrik şebekeleri ve telekom altyapıları kritik altyapılar haline geliyor. Sizce geleceğin enerji savaşları petrol sahalarında mı, yoksa veri merkezleri ve altyapılar etrafında mı yaşanacak?

Aslında bu iki alanı birbirinden ayırmak giderek zorlaşıyor. Veri merkezleri, telekom altyapıları, elektrik şebekeleri, doğal gaz sistemleri ve enerji üretim tesisleri artık birbirine sıkı şekilde bağlı durumda. Birindeki aksama diğerlerini de doğrudan etkileyebiliyor.

Bu nedenle geleceğin çatışmalarının yalnızca petrol sahaları veya doğal gaz rezervleri etrafında şekilleneceğini düşünmüyorum. Enerji altyapıları, haberleşme sistemleri, veri merkezleri, yarı iletken üretim tesisleri ve kritik lojistik koridorlar da en az enerji kaynakları kadar stratejik hale geliyor.

Daha önce savaşların önemli bir bölümü fiziksel kaynaklar üzerinde yoğunlaşırken, bugün siber saldırılar, altyapı sabotajları, iletişim ağlarının kesintiye uğratılması ve kritik teknolojilere erişimin kısıtlanması da rekabetin önemli araçları haline geldi.

Dolayısıyla geleceğin enerji savaşları tek bir cephede yaşanmayacak. Kaynaklar, güzergâhlar, altyapılar, dijital sistemler ve teknolojiler aynı anda rekabetin konusu olacak.

– 20. yüzyılın stratejik kaynağı petroldü. Sizce 21. yüzyılın stratejik kaynağı ne olacak: elektrik mi, bakır mı, nadir topraklar mı, yoksa veri mi?

Bana göre bu seçeneklerden yalnızca birini seçmek mümkün değil. Çünkü günümüz dünyasında enerji, veri ve teknoloji birbirinden ayrılmaz hale geldi.

Veri merkezleri elektriğe ihtiyaç duyuyor. Elektrik altyapıları bakıra, nikel ve nadir toprak elementlerine ihtiyaç duyuyor. Yapay zekâ sistemleri ise hem enerjiye hem de ileri teknoloji ekipmanlarına bağımlı.

Bu nedenle artık tek bir stratejik kaynaktan değil, stratejik bir ekosistemden söz ediyoruz. Elektrik olmadan veri üretilemez; veri olmadan dijital ekonomi gelişemez; kritik mineraller olmadan da ne enerji dönüşümü ne de dijital dönüşüm gerçekleşebilir.

21.yüzyılın en stratejik varlığı nedir diye sorulursa, cevabım “enerji ile verinin birleşiminden oluşan ekosistem” olur. Çünkü geleceğin ekonomik ve teknolojik gücü bu unsurların birlikte yönetilebilmesine bağlı olacak.

– Bir ülkenin dijital egemenliği ile enerji egemenliği arasında nasıl bir ilişki görüyorsunuz?

Ben bu iki kavramı birbirinden ayrı değerlendirmiyorum.
Dijital egemenlikten söz edebilmek için veri merkezlerine, haberleşme altyapılarına ve güçlü bilgi işlem kapasitesine ihtiyaç var. Ancak bunların tamamı enerjiye bağımlı sistemlerdir.

Benzer şekilde enerji sistemleri de artık dijital altyapılar olmadan yönetilemiyor. Şebeke yönetiminden ticaret sistemlerine, üretim optimizasyonundan güvenlik uygulamalarına kadar hemen her alan dijital teknolojilere dayanıyor.

Bu nedenle enerji egemenliği olmayan bir ülkenin tam anlamıyla dijital egemenliğe sahip olması zor olduğu gibi, dijital kapasitesi yetersiz olan bir ülkenin de enerji sistemlerini etkin şekilde yönetebilmesi kolay değildir.
Gelecekte bu iki kavramın daha da iç içe geçeceğini düşünüyorum. Enerji güvenliği ile dijital güvenlik arasındaki çizgi her geçen yıl daha da belirsiz hale geliyor.

– Bütün bunların özetinde, Rusya’daki forum sizce ne ifade ediyor? ABD liderliğindeki batı bloğuna karşı bir denge hareketi mi?

Dışarıdan bakıldığında forumun böyle yorumlanması mümkün. Ancak sahada bulunduğunuzda tabloyu biraz daha farklı görüyorsunuz.
SPIEF’in geçmişi 1997 yılına kadar uzanıyor. Ancak forumun bugünkü uluslararası etkisini anlamak için özellikle 2006 yılına bakmak gerekiyor. Çünkü bu tarihten itibaren etkinlik Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanlığı himayesine alındı ve Vladimir Putin’in doğrudan katıldığı en önemli ekonomik platformlardan biri haline geldi.

Forumun organizasyonu Roscongress Vakfı tarafından yürütülüyor. Roscongress, Rusya’nın ekonomik diplomasi ve yatırım tanıtım faaliyetlerini koordine eden, devlet destekli bir organizasyon ve kalkınma kuruluşu niteliğinde. Kendi ifadeleriyle amaçları, uluslararası güven ve iş birliği ortamı oluşturmak ve Rusya’nın ekonomik potansiyelini dünyaya tanıtmak.
Roscongress yalnızca SPIEF’i değil, aynı zamanda Eastern Economic Forum (EEF), Russian Energy Week (REW), Rusya-Afrika Zirvesi ve birçok uluslararası ekonomik etkinliği de organize ediyor. Bu açıdan bakıldığında kuruluş, Rusya’nın ekonomik diplomasi faaliyetlerinin önemli bir merkezi konumunda bulunuyor.

SPIEF’in en dikkat çekici yönlerinden biri ise yalnızca Rusya ile iş yapmak isteyen şirketleri bir araya getirmemesi. Forum aynı zamanda dünyanın farklı bölgelerinden gelen yatırımcıların, sanayi kuruluşlarının, teknoloji şirketlerinin ve kamu kurumlarının birbirleriyle temas kurmasına da imkân sağlıyor.

Bu nedenle SPIEF’i yalnızca Rusya’yı anlamak için değil, aynı zamanda küresel ekonomide ortaya çıkan yeni eğilimleri ve değişen güç dengelerini gözlemlemek için de önemli bir platform olarak görüyorum.

Rusya ile iş yapmak isteyenler açısından sunduğu fırsatlar bir yana, farklı ülkelerden gelen karar vericileri aynı ortamda buluşturması sayesinde çok daha geniş bir etkileşim alanı yaratıyor.

Tabiri caizse SPIEF, günümüzde gerçekten de “bir taşla iki kuş vurulabilecek” uluslararası platformlardan biri haline gelmiş durumda. Hem Rusya’yı daha yakından tanıma hem de dünyanın farklı bölgelerinden gelen iş insanları ve karar vericilerle aynı çatı altında buluşma imkânı sunuyor.

Etiketler: ABD (Amerika Birleşik Devletleri)AfrikaEnerji GüvenliğiHelyum-3Kritik Altyapı Siber SaldırıManşetMehmet DoğanNadir MetallerRusyaSöyleşi - RöportajSPIEF2026Veri MerkezleriYapay Zeka (AI)

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • Mobil Sektör Yeniden Şekilleniyor; 2030’a Kadar Akıllı Telefonların Yaklaşık Yarısı Doğrudan Uydulara Bağlanacak
  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Çin’in Geedge Yazılımı ile Muhalif Takibi, Dikkat Çekti ama Artık Hükümetler Böyle
  • Tunçmatik’ten Elektrikli Araç Kullanıcılarının “Menzil Kaygısını” Bitirecek Çözüm
  • Parmak İzi ile Mesai Takibine KVKK’dan Kritik Sınır

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.