Geçtiğimiz günlerde yapılan, AKP İstanbul İl Başkanlığı yarışını kaybeden Metin Külünk’ü, ilk olarak, katıldığı bir televizyon programında gördüm. Özellikle, siyaset-teknoloji ekseninde yaptığı açıklamalarla dikkatleri çeken Külünk ile özel bir röportaj gerçekleştirmek istedim. Olay ve konulara getirdiği farklı yaklaşımlarla klasik bir siyasiden farklı portre çizen Külünk, sosyal ağlardan bloglara, anlık mesajlaşmadan en yeni teknolojilere kadar olanakları değerlendirmekte kararlı. Metin Külünk, bilişimin, beraberinde getirdiği şeffaflığın herkes için kaçınılmaz bir gerçek olduğunu belirtiyor.
turk-internet.com; Bize kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Metin Külünk; Ben, inşaat mühendisiyim. Hayatım, Ankara, Diyarbakır, Erzincan ve İstanbul gibi farklı illerde geçti. 42 yıldan beri de İstanbul’da bulunuyorum. Diyarbakır’da, başladığımn tahsil hayatımı İstanbul’da tamamladım. 37 yıldır da siyasal yaşamın içerisindeyim, ama siyasal yaşamın öncesinde insan olarak tarihi doğru anlamaya çalışan, zaman boyutunu doğru anlamaya çalışan bir ruh ve akıl mücadelesi veriyorum. Hemen hemen son 5 yıldır, siyasetten dolayı ticaretle olan bağlarım önemli ölçüde azalmış durumdadır.
turk-internet.com; Bildiğim kadarıyla kendinize ait bir web siteniz var. Kısaca, bahsedebilir misiniz?
Metin Külünk; Web sitem, yaklaşık 6 yıldır var. Çok amatör bir ruhla başlattığım sitem dördüncü kez yenileniyor. Her gün ortalama 3 ila 5 bine yakın kişi tarafından ziyaret ediliyor. Bunun dışında, MSN’i, e-postayı günlük iletişimde çok ciddi bir şekilde kullanıyorum. Facebook’da, duvarım var. Burada, 3 bine yakın dostumuz var. Ayrıca, adımıza açılmış bir başka Facebook duvarında da 2 bine yakın kişi var. Benim dışımda, sevenlerimin ismime atfen açmış olduğu bir kaç blog var.
Yani, bilişimşiz 21’nci yüzyılı anlamak mümkün değil. Dolayısıyla, kongre sürecinde de zaten interneti, bilişimi çok ciddi manada öne çıkartmaya çalıştım.
Benim duvarımda, Amerikadaki yıllardır görüşmediğim bir arkadaşım var. Sydney, Avustralya’dan, Avrupa’nın, değişik kentlerinden bana mail yoluyla mesajlar geliyor. Bunlar çok önemli şeyler. Biz, bunları fark ettiğimiz için yıllar evvel sitemizi kurarak bu dünyanın içerisinde girdik.
turk-internet.com; Sitenizle, neleri paylaşıyorsunuz?
Metin Külünk; Öncelikle, düşüncelerimizi paylaşıyoruz. Gelinen noktada, dünyada iletişim 1 saniyeye sığabilecek kadar kolay. İstanbul’da, çok kısa bir süre içerisinde yüz binlere ulaşabiliyoruz. Yazdığımız bir yazıyı onbinlerle paylaşabiliyoruz. İnsanlar bize çok farklı kanallardan ulaşabiliyorlar. Örneğin, bir telefonla ulaşamayan hemen bir mail atarak dijital ortamdan ulaşabiliyor. Ya da Facebook’tan, MSN’den bize ulaşabiliyorlar. Dolayısıyla, zamanı anlamanın ve bu ruhu akla dönüştürmenin ve buradan da toplumsal bir algı üretme mücadelesi veriyoruz.
Biz, bu coğrafyada yaşayan insanlar olarak neden bir Almanya’yı, Amerika’yı aşacak bir aklın sahibi olmayalım. Böylelikle, kendi içinde, güç merkezli bir demokrasi değil, insan merkezli bir demokrasi üretecek, hayatın bütününde adaleti tesis edecek, çoğulculuğun ve katılımcılığın artık kitaplarda değil toplumsal yaşamın merkezinde olduğu bir yapı oluşturabiliriz.
Bilişim toplumu, özgüveni yüksek bir toplum demek. Oturuyorsunuz ekran başına, ziyaret ettiğiniz bir sitede gördüğünüz ayakkabıyı Amerika’dan bile sipariş edebiliyorsunuz. Başka hiç bir yönteme gerek kalmadan mahallenizdeki bakkaldan her hangi bir ürünün siparişini veriyorsunuz ve o ürün ayağınıza geliyor.
Dolayısıyla, böyle bir dünyada, çoğulculuğu ve katılımcılığı anlamayan hiç bir akıl başarılı olamayacaktır.
turk-internet.com; Adalet ve benzeri temel kavramların yerlerine oturtulmasında bilişime ne gibi bir rol düşüyor?
Metin Külünk; Bilişim, her şeyden önce iletişimin hızını yükseltti. Şeffaflığı ortaya çıkarttı. Bu, artık kaçınılmaz bir durum. Hiç şansınız yok. Zarten, biz bu süreci anlayıp, aşacak bir akıl üretmezsek yine geriden izlemeye devam edeceğiz. Yani, onlar CRM’i, ERP’yi, SAP’yi konuşurken, Netscape üzerinden muhasebedeki yapılanmaları konuşurken biz hala tuttuğumuz 2 sayfalık defterlerle meşguldük.
Dolayısıyla, yeni yüzyılı ve bundan sonraki yüzyılı anlayabilmemizin yolu, yaşadığımız yüzyılın akıl ve ruhunu iyi keşfetmekten geçiyor. Bilişim ile artık hemen hiç bir şey kapalı değil. Artık kral çıplak diyebiliriz. İnsanlar, bilişimin de yardımıyla daha fazla adalet talep edebilecekler. Bunun yanında bilişim hem iyiyi, hem de kötüyü küreselleştiriyor.
turk-internet.com; Özellikle son dönemlerde yaşadığımız toplumsal olaylar çok büyük bir bilgi kirliliğinin yaşandığını gösteriyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Metin Külünk; Kabul edelim ki bu bilişimin doğasında olan bir şey. Günümüzde, bilginin ansızlaştırılması söz konusu. Ekranı açtığınızda ansızın bir mesaj belirebiliyor. Bu, dünyanın geldiği yeni bir noktadır. Bunun üzerinden hayatı kavramak zorundayız.
Peki ne yapmalıyız? İnsanların, doğruyu öğrenebilme mekanizmalarının önünü açmamız gerekiyor. Yani; Türkiye’de hala en çok okunan gazetenin tirajı çok düşük; bir bestseller kitap ancak 10 binlerle ifade ediliyor. Buna karşılık Türkiye’de 18 milyon hane var.
Dolayısıyla, toplumun karar verme süreçlerine hizmet edecek bilgilerin toplumla buluşabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması lazım. Örneğin, kitaptan KDV’nin kaldırılması lazım. Bu toplum, kitap ve gazete okumaya yönlendirilmeli. Bugünkü, savrulmamızın nedeni, bir medeniyet tasavvurumuz yok. Yani, eşya bir medeniyet algısının elinde şekillenmiyor. Eşya, kendi bulundukları pozisyona göre şekilleniyor.
turk-internet.com; Bahsettiğiniz medeniyet algısını kim oluşturacak?
Metin Külünk; Bu, bir içiçelik. Tek başına kamunun yükümlülüğü değil bu. Tüm STK’ların ve siyasi partilerin taşımalarını gerektiren bir yük bu.
turk-internet.com; Sizce dünya nasıl bir istikamete gidiyor?
Metin Külünk; Yasakların, baskıların, şiddetin olduğu bir dünyaya değil, tam aksine, yasakların, baskıların ortadan kalktığı, insanların kendi kendilerine oto kontrolü sağlayacakları, kendi öz denetimlerinin olduğu bir sürece doğru gidiyoruz.
turk-internet.com; Siz, “yasakların kalktığı bir yöne gidiyoruz” diyorsunuz. Ancak, Avrupa Komisyonu yetkilisinin Türkiye’de, seçimlerin hemen öncesinde medyaya karşı yapılan boykot çağrılarını kaygı verici bulduğunu ifade eden açıklamaları var. Peki buna ne diyorsunuz?
Metin Külünk; Öncelikle, Türkiye zamanın hangi boyutunda yaşıyor ona bakmamız lazım. Türkiye’de, nüfusun yüzde 40’lık bir bölümü halen tarımla iç içe yaşıyor. Bu arada, kentte yaşayıp, tarım toplumu ilşkisi devam eden bir nüfusumuz var. Demek ki biz halen zamanın 3 boyutunu bir arada yaşamaya devam ediyoruz. Toplum, çok hızlı bir biçimde bilgi toplumu olma çabalarını devam ettirirken, bir diğer taraftan da kendi dinamikleriyle karşılaştığı zorlukları aşmaya çalışmaktadır.
Bunun şahidi; MSN ve Facebook kullanıcı sayısının dünya ortalamasının üzerinde olmasıdır. Bu, Türkiye’nin, yeni zamanı doğru anlayacak bir aklın sahibi olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla, bu bizim en önemli şansımız.
Geleceğe şöyle bir bakacak olursak, Türkiye, bugünkünden çok farklı olacaktır. O zaman için yeni bir ahlak duruşu ortaya koymalıyız. Evet, müthiş bir bilgi toplumu olma yolunda ilerliyoruz, ama bir diğer tarafta da insanların yalnızlaşmasını ve hayattan izole edilmemesini de bir şekilde sağlıyor olmamız lazım. Bunun için, aile kavramını yeniden ortaya koyacak yeni bir model tanımı yapmalıyız.
turk-internet.com; Partiniz, seçimler öncesinde dijital mecrayı sizce iyi değerlendirdi mi?
Metin Külünk; Türkiye’de, siyasal yapı içerisinde bilişimi en iyi kullanan Ak Parti hareketidir.
turk-internet.com; Peki sizce bu neden seçim sonuçlarına gereğince yansımadı?
Metin Külünk; Bilişimin, toplumsal merkezdeki etkisine bakmak lazım. Türkiye nüfusunun tamamının bilişimle barış içerisinde olduğunu söyleyebilmek mümkün değil. 40 yaş sonrası vatandaşların, seçmen profili içerisindeki pozisyonuna baktığınızda Türkiye’nin daha ne kadar mesafe alması gerektiğini görebilirsiniz.
turk-internet.com; 2023 vizyonu çerçevesinde yerel liderler yetiştirmek gibi bir vizyonunuz var. Bunu nasıl gerçekleştirmeyi düşünüyorsunuz?
Metin Külünk; Zamanın ruhuyla barışık insan kaynakları üretebilmek; tüm mahallelinin malını, canını, ırzını teslim edebileceği insanlar yetiştirebilmek, ama aynı zamanda bu mahallede yetişen genç bir diplomat kadar uluslararası ilişkiler bilen, bir sosyal bilimci olarak toplumun nabız atışını kontrol edebilecek kadar bilgi sahibi, mahalledeki gariplerin saçını okşayacak kadar duygulu, güzel karakterli insan yetiştirmeyi arzu ediyoruz. Kendi bünyemizde arkaşalarımızla kuracağımız bir liderlik okuluyla bunu hayata geçireceğiz.
turk-internet.com; Sosyal ağlar ve siyaset ne ölçüde kesişiyor?
Metin Külünk; Bence sosyal ağlar çok önemli araçlar. Çünkü, artık hayatın merkezi orası. Yani, siz Google’de isminizi yazdığınızda tüm bilgiler sosyal ağlardan geliyor. Yani, artık hayatta dokunmak yetmiyor, sanal da da dokunmak gerekiyor. Bütün sosyal ağlarda olabilecek kadar geniş yürekli ve geniş akıllı olmak durumundasınız. Yeniden hatırlamak gerekirse, faksın pabucu 5-10 yıl önce dama atıldı. Zamanın, bu derecede minimize edildiği bir dünyada sosyal ağlar olmadan siyaseti düşünmek mümkün mü? İnsanların her sabah kalktıklarında bilgisayarlarını açmalarının yaptıkları ilk şey olduğu bir dünyada sanala dokunmadan yaşayabilmeniz mümkün değil.

Kaynak : 