Türkiye Gazetesi Ekonomi yazarı Metiner Sezer ile mevcut kriz ve Arap Sermayesi konusunda bir röportaj çalışması gerçekleştirdik. Metiner Sezer, Türkiye’nin, hem batı, hem de Körfez ülkeleri için cazip bir ülke olabileceğini, ancak proje yoksunluğundan dolayı istediği yatırımları sağlayamadığını ifade etti. Sezer; “Şayet dört başı mamur proje olsaydı Körfez Sermayesi Dubai veya Katar’a değil Türkiye’ye yatırım yapardı. Hatır gönülle sermaye çekilmez. Ve tabii söverek” diyor.
turk-internet.com: Şu anda yaşanan krizle ilgili olarak; “Diğerlerine benzemiyor. İleriye dönük bir tahmin yapmak çok zor” deniliyor. Neden?
Metiner Sezer : Bu sorunun cevabını bir soru ile vereyim isterseniz. Türkiye’nin şimdiye kadar ciddi bulduğu ve tedbir aldığı bir kriz olmuş mudur acaba? Türkiye’nin karakteristik özelliği bu maalesef. Yumurta kapıya gelinceye kadar bekle, sonra da sonucu birine fatura et!
turk-internet.com: Hep bir ‘küresel sermaye’den bahsedilir. Bunun, kriz karşısında aldığı ya da alması muhtemel strateji ne olacak?
Metiner Sezer : Küresel sermaye 1990’lı yıllarda 1.5 – 2 milyar dolardı. 2000’li yıllarda bu miktar ikiye katlandı. Rusya petrol fiyatlarındaki artıştan dolayı ticaret fazlası vermeye başladı. Körfez ülkeleri 700 – 800 milyar dolar olan rezervini 1.5 – 2 milyar dolara çıkardı. Çin bir trilyon dolarlık bir rezerve erişti. Amerika’da batan veya krize giren şirketlerin hisse senedini alan işte bu küresel sermaye. Tabii ki bir miktarı eridi.
turk-internet.com: Türkiye’nin cari açığı, yaşanan kriz ve buna paralel olarak sürekli değişen döviz kurlarından nasıl etkilenecek?
Metiner Sezer : Türkiye cari açığını dış borçla kapatan bir ülke. Krizden dolayı eskisi gibi kolay borç bulma dönemi bitiyor tabii. Ayrıca, kurun yükselmesi demek borcun TL cinsinden artması demektir. O da ayrı bir handikap yani. İthalat kaleminde bir düşüş yaşanacak elbette ki. Bu düşüşün üstüne ihracat artışını koyabilirse Türkiye yine de cari açık riskini göğüsleyebilir. Yeter ki turizm gelirlerinde ve ihracatta bir düşüş olmasın.
turk-internet.com: Türkiye’deki bankacılık sisteminin, 2001’de yaşanan kriz dolayısıyla krize daha mukavemetli olduğu söyleniyor. Şimdi daha mı sağlam durumdayız?
Metiner Sezer : 2001’de bankaların hem aktif toplamları çok düşüktü. 120 milyar dolar kadar. GSMH’nın dörtte biri kadar ancak vardı. Halbuki bunun GSMH kadar olması lazımdı. Bir de hukuki altyapısı zayıf olduğu için bankalar o şiddetli dalgayı göğüsleyemedi. Şimdi durum farklı. Hem aktif büyüklükleri neredeyse GSMH kadar. Hem de o dönemde çıkarılan kanunlarla hukuki altyapı sağlamlaştırıldı.
turk-internet.com: Yaşanan kriz, Türkiye’de yatırım yapmak isteyen Arap ve Körfez Ülkeleri sermayesini nasıl etkileyecek?
Metiner Sezer Körfez ülkeleri 1.5 trilyon dolar rezerve ulaşınca ve 11 Eylül sonrası ABD tarafından dışlanınca, elinde para düşünmeye başladı. Paranın olmaması bir dert. Olması başka bir dert. Körfez ülkelerinin sahip oldukları petrodolarları bir şekilde korumaları gerekiyordu. Bu da ABD bankalarında değerlendirmek veya Batı borsalarından hisse senedi almak şeklinde oluyordu. Buralar daralınca gayrımenkule yatırımları geldi gündeme. Dubai’de müthiş bir yatırım yaptılar. Çöle bina dikmek kolay değil aslında. Maliyetli de olsa, eldeki paralarını Dubai gökdelenlerine yatırdılar. Sadece, İran’dan 400 milyar dolar para çıktı, o binalara hissedar olmak için. Şimdi de Katar; orada da muazzam yatırım yapılıyor. Sudan’ın neredeyse yarısın satın aldı Körfez ülkeleri. Tarım yapacaklar.
turk-internet.com: Arap sermayesi geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de ciddi yatırımlar gerçekleştirdi. Ekonomiyi sürekli takip eden biri olarak bu ülkelerin, Türkiye’ye bakışını bize yorumlayabilir misiniz?
Metiner Sezer : Türkiye cazip bir ülke. Hem batı için böyle bu hem de Körfez ülkeleri için ama Türkiye’nin proje üretme geleneği yok!.. Şayet dört başı mamur proje olsaydı Körfez Sermayesi Dubai veya Katar’a değil Türkiye’ye yatırım yapardı. Hatır gönülle sermaye çekilmez. Ve tabii söverek. Türkiye ya “Gel biz kardeşiz” taktiği güdüyor. Ya da ‘Seni istemem’ taktiği. Bunun ikisi de ticarette yeri olmayan şey. Hele uluslar arası ticaretse duygu olmaması lazım. Adam senin ülkene kavga etmek için değil, para kazanmak için geliyor. Sen de onun sermayesi ile istihdam meseleni çözüyorsun.
turk-internet.com: Kriz, kısa ve uzun vadede Türkiye’yi nasıl etkileyecek?
Metiner Sezer : Krizin kısa vadede fazla bir etkisinin olacağını sanmıyorum. İster sanayici olsun, ister ihracatçı. Ve tabii turizmci. Herkes bir sene sonrasının siparişini aldı veya rezervasyonunu yaptı. Önemli olan bir sene sonrası. Şayet bugünden tedbir alınırsa, o gün geldiğinde hazırlıklı olunur ve krizin etkisi fazla hissedilmeden atlatılır.
turk-internet.com: Hali hazırda bankalarda(mevduat), fonlarda, borsada, dövizde parası olanlar şaşkın vaziyette, adeta bir yerlerden bir işaret bekliyorlar. Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Bu insanların yapabilecekleri en rasyonel şey ne olabilir?
Metiner Sezer : Riski dağıtmak en iyisi. Döviz, Hazine Bonosu, repo ve altın. Biraz ondan, biraz ondan.
turk-internet.com: Çok sayıda kredi kartı olan ve hatta geçtiğimiz yıllarda ‘aşırı harcamaları dolayısıyla’ bireysel iflasın eşiğine gelen vatandaşlar krizden nasıl etkilenecekler? ABD’de son günlerde yaşananların benzeri bunalıma giren insanları Türkiye’de de görebilir miyiz?
Metiner Sezer :

Kaynak : 