Söyleşinin
- ilk bölümünü Mevlut Dinç : Oyun Sektörüne İngiltere’de 1983’de Tamamen Tesadüfen Girdim – 1,
- ikinci bölümünü Mevlüt Dinç : Oyun Geliştirmek, o Dünya Çok İlgimi Çekmişti – 2
- üçüncü bölümünü Mevlut Dinç : Yeteneğin Doğru Ortamda Olmasıyla ve Gayret Sarfetmeyle Her İşte Başarılı Olunur – 3
- dördüncü bölümünü Mevlut Dinç : Ben Oyunun Kullanıcıyı Nasıl Etkileyeceğini Hayal Ederek Oyun Geliştiririm – 4
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Turk-internet.com : İlk Oyununuzu 1985’te mi sattınız? Neydi o?
Mevlüt Dinç : İlk oyunumu 85’te sattım. Jerry the Germ diye bir oyun. Yani Jerry adında bir mikrop. Çok ilginç, ilk oyunum ya, ilginç bir şey olsun, ilgi çeksin diye biraz sansasyonel bir şey yakaladım. Bunlar da doğal, okumamışım ki böyle bir şey, üniversitede bunları öğrenmedim. Fabrikada bir işçi olarak çalıştım ve bir tecrübe falan da yok.
Turk-internet.com : Fabrika’da çalışırken mi geliştirdiniz o oyunu yoksa ayrıldınız mı?
Mevlüt Dinç : Fabrika’dayken programlamayı öğrendim ve oyunun fikirlerini oluşturdum. Ama programlamayı öğrenirken bir sürü araçlar, tool’lar gelişiyor. Editör yazmıştım. O editörü de ben zaten biraz önce dedim ya, çöp adam çizemiyorum, yine 17 yaşında bir çocuk buldum gerçekten süper bir yetenek. Dedim ki, “bak ben çok güzel bir şey yaptım, sen bunu kullanarak animasyonlar falan grafiklerini yapabilir misin?” Ama ondan önce benim eşime çizdirdim ben o mikrobu. O biliyordu çizmeyi, karikatürleri çok iyiydi. O bile kullanmayı öğrendi benim yazdığım programı. Bu olay bana çok büyük bir şey öğretti. Çünkü bu dünyadan yani oyun oynamaktan o kadar uzak bir insan kullanabilirse, doğru bir şey yapıyorumdur. Çok önemli. Ve orda ara yüzün, erişebilirliğin ne kadar önemli olduğunu kendi kendime çözdüm.
Turk-internet.com : Neydi hikayesi? Mikrop ne yapıyor yani?
Mevlüt Dinç : Normalde oyunlarda, filmlerde kahraman iyi adamdır ya, oyuncular iyi adamı oynar, kötüleri döversin. Burada tersine oyuncu mikrobu oynuyor ve insan vücudunu tahrip ediyor.
Turk-internet.com : Peki mücadele mi ediyorsunuz ona ilaç vererek, öyle bir şey mi?
Mevlüt Dinç : Yok, yok. mikrobu oynuyorsunuz, insan vücudunu tahrip ediyorsunuz. Tabi bir organdan geçiyorsunuz, öbür organa gidip orayı tahrip ediyorsunuz.
Turk-internet.com : Eğitici bir şey de bir yandan.
Mevlüt Dinç : Valla bilmiyorum. Ben hiç unutmuyorum o zaman şey vardı, İngiliz Telekom’un bir oyun şirketi.
Turk-internet.com : Telekomcular nerede oynatıyordu o zamanlar?
Mevlüt Dinç : O zaman fuarlar yeni yeni oluyordu. Oyun sektörü daha yeni yeni oluşuyor, şey gibi hani pazarlar olur ya Ulus Pazarı falan. Aynen öyle çok komik fuarlar oluyordu. Gittim oraya bir gün, demolar yapmışım, editör falan. Kendimi pazarlıyorum. Ondan sonra fabrikadan ayrıldım, profesyonelce bu işi yapmaya başladım.
Turk-internet.com : Siz artık bu işten para kazanacağınızı düşünüp fabrikadan ayrıldınız, öyle mi?
Mevlüt Dinç : Tabi. Fabrikadan ayrıldım. Kendimi mezun ettim, ben profesyonelce oyun yapacağım dedim.
Turk-internet.com : İlk oyununuzdan kaç lira kazandınız, ayıp mı sorması?
Mevlüt Dinç : Hayır, ayıp değil aslında. Belki üniversite okumanın faydasından bahsedebilirim. Orada en azından düşünmeyi, özgüveni öğrenmiş olabilirm. Eğitim önemini ben gençlerle sohbetlerde hep söylüyorum. İlla ekonomi okuyup mezun olup ekonomist olman gerekmiyor. Üniversite hayatının verdiği bir şey var, toplumda etkileşim, aklı başındalık, grup kurabilme, kendini geliştirme vs gibi. Ben önce Daily Mirror diye bir gazete var meşhur, İngiltere’nin en önemli iki gazetesinden birisidir. Onun sahibi öldü, Doğan Medya Grubu gibi Maxwell’di meşhur.
Turk-internet.com : Sonra okyanusa düşüp öldü.
Mevlüt Dinç : Bak, biliyorsun. Çünkü 1991’de benim gelmiş geçmiş en önemli oyunlarımdan bir tanesini onun şirketi yayınlamıştı. “First Samurai” diye çok meşhur bir oyundu. O adam yatından düştü boğuldu, bütün şirketlerine el konuldu.
O oyundan da ödül almıştım, yılın en iyi oyunu seçilmişti. Ama bir hafta satabildi onu çünkü bütün şirketlere el konulduğu için benim oyun da acaip etkilendi ondan. Ve müthiş bir darbeydi, ben o darbeyi de atlatarak oyun sektöründe ayakta kalmayı başardım. O tabi ayrı bir hikaye. Onların kurduğu bir şirket vardı ta 1985’te, 6 yıl önce. İlk onlara gittim, beni kovdular.
Turk-internet.com : Ne diye?
Mevlüt Dinç : Dediler, dalga mı geçiyorsun çok yanlış bir kurgu bu “mikrop”. Biz bu ülkenin en saygın holdinglerinden biriyiz, bu oyunu yayınlayamayız dediler. Kovdular resmen beni. Ve çok ilginç, 91’de de o aynı oyunu almak için yalvardılar, ne paralar ödediler yıllar sonra.
Söyleşinin devamını Mevlut Dinç : İlk Oyunun Commodore 64 Versiyonu Amerika’da Çok Tutunca İsim Yaptım – 6 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 