2011 yılının Türk bilgisayar (dijital) oyunları sektörü açısından en heyecan verici gelişmesi bir federasyon kurulması oldu. Son 2-3 yıldır ülkemizde oyun geliştiriciliğin hayli yükseldiğini görüyoruz. Çin başta olmak üzere bazı ülkeler, “oyun” sektörünün hem ticaret hacmi açısından, hem de kültüre getirdiği etkiler açısından önemini farkedip, yönlendirmek, geliştirmek ve desteklemek yönünde çalışıyorlar. Bu açıdan federasyon yapısının kurulmasının bir yandan “oyun federasyonu kurmak şöyle iyi olmayacak-böyle iyi olacak” tartışmalarının yer almasına karşın, sektöre ait farkındalıkların artması, desteklerin oluşturulması, Türk oyun geliştiriciliğinin ileriye gitmesi gibi konularda yararlı olacağını düşünüyoruz.
Üstelik federasyonun ilk başkanlığına bizzat sektörün içinden birisi geldi. Bu kişi, yani Mevlut Dinç, hem sektörün içinde bulunduğu sorunları (ticaret, eleman, teknik ya da telif hakları vs) yaşayan bir kişi olması nedeniyle, yararlı olacaktır diye düşünüyoruz. Hem de daha dünyada oyun sektörünün kurulmaya yeni başladığı 1980’lerden başlayarak Dünya Oyun pazarının da içinde aktif bir şekilde çalışmış ve tanınmış olmasının getireceği avantajlar olacaktır.
Gerçi ilgilenenler kendisini gayet iyi tanıyor ama yine de size Mevlut Dinç’i daha derinden tanıtalım istedik (bu söyleşinin videosunu son bölümde yayınlayacağız) :
Turk-internet.com : Mevlüt Bey, merhaba. Teknik Üniversite’de sizin ofisinizdeyiz. Arıkent 4’teyiz. Biz sizi oyun dünyasının, sadece Türkiye değil, dünya içinde liderlerinden, önde gelen kişilerinden biri olarak biliyoruz. Bize oyun dünyasına nasıl girdiğinizi anlatır mısınız?
Mevlüt Dinç : Tabi, memnuniyetle. Öncelikle tekrar hoşgeldin diyorum. Ben aslında 1983 yılında oyun sektörüne bulaştım. Bulaştım diyorum çünkü tamamen tesadüfen bu sektöre girdim.
Turk-internet.com : İyi olmuş ama.
Mevlüt Dinç : Benim için iyi olduğu kesin. Umarım başkaları için de öyle olmuştur. Oyunlarımla büyüyen yüzbinlerce hatta milyonlarca insan var. Eminim bir kısmını bir şekilde mutlu ettim, keyif verdim onlara.
Turk-internet.com : Tabiki, 1983’ten beri çok uzun bir yol.
Mevlüt Dinç : 28 yıl. Zaten eminim biliyorsunuz, oyun sektörü zaten 80’li yıllarından başında başladı.
80’li yılların başında bu sektör başladığı için neredeyse başından beri bu sektördeyim ve tüm süreci çok yakından biliyorum. Bu da çok ayrıcalıklı bir durum.
Turk-internet.com : Süreci dünya çapında yaşadığınız değil mi? Türkiye’den bahsetmiyoruz.
Mevlüt Dinç : Tabi. Çok uzun yıllar İngiltere’de yaşadım. Ben 79 yılında ingiltere’ye gittim, Tamamen tesadüf yine. Son sınıftayken gittim. O yılları hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum, çok zor yıllar.
Turk-internet.com : Evet, siyasi açıdan karışık yıllardı.
Mevlüt Dinç : Çok karışık yıllar. Ama tamamen başka sebeplerden dolayı tesadüfen bir şekilde kendimi İngiltere’de buldum. Genç bir İngiliz kızıyla evlenerek öğrenciyken gittim. O ayrı bir öykü bence, onu ayrı bir röportaj konusu yapabiliriz. Çok ilginç çünkü.
Ve İngiltere’deyken, ben orda yüksek lisans, vesaire gibi çok güzel şeyler düşünürken. Kendimi bir kablo fabrikasında çalışırken buldum. Kablo fabrikasının altını özellikle çizdim çünkü şu anda biliyorsunuz Sobee bir Türk Telekom şirketi. Kablolarla çok yakından ilgisi var. Hatta ilk oyunumu da 1985 yılında İngiliz Telekom’a sattım o da çok ilginç. Ve 26 yıl sonra tekrar bir telekom şirketi ama bize ait, biliyorum özelleştirildi ama adı Türk Telekom olduğu sürece bize ait diyebiliyorum ben. Burada olduğu sürece, burada istihdam yaptığı sürece, buradan dünyaya açıldığı sürece bizim olarak görmemiz gerekir diye düşünüyorum.
83 yılında fabrikada çalışırken kendi kendime, yine orada bir iş arkadaşımın aşırı ısrarı üzerine ilk bilgisayarım olan Spectrum’u 1983 yılında. 3 aylık bir süre bekleyerek aldım. Çok önemliydi o zaman, sıra yazdırıyordunuz, hemen alamıyordunuz. Aynen bugünkü gibi, nasıl Play Station 3 için sıraya giriyorsunuz, o zaman da öyleydi.
Arkadaşımın ısrarı üzerine ilk bilgisayarımı aldım. Ama kesinlikle zerre kadar ilgim yoktu, ne oyun oynarım, ne bilgisayardan anlarım. Öyle bir geçmişim de yok, bilgisayarın “b”sini bilmiyorum.
Turk-internet.com : Zaten ama o zamanlar PC yok hayatımızda. Spectrum dediğiniz de bayağı ilkel bir makina.
Mevlüt Dinç :
Turk-internet.com : Sonra ne oldu? Arkadaşınızın gösterdiği şeyler, sizi heyecanlandırdı mı?
Mevlüt Dinç : Yok.
Turk-internet.com : eeee Nasıl oldu?
Mevlüt Dinç : Ben aldım bilgisayarı, o da aldı büyük bir heyecanla. Birlikte aldık. Hatta fabrikasına gittik, elden teslim aldık. Arkadaşım o kadar heyecanla yaklaşıyordu ki bu konuya, ben de ona takıldım gittim, aldık bilgisayarı.
Geldim eve attım bir kenara. Sonra yıllarca öyle kaldı o. İşte fabrikaya gittiğimde arkadaşım bana soruyor, ”Ne yaptın, baktın mı” diyor, “acaip bir şey değil mi?, diyor. Ben “hı hı” falan yapıp geçiştiriyorum.
Sonra ufak, ufak, aldım bari ilgilenmeye başlayayım dedim. El kitabı gelmişti. Tamamen basic, o zaman tabi basic lisanlar. Okuyorum, anlamıyorum da. 79’da tabi İngilizce’nin “İ”sini bilmiyorum. Ben Fransızca okudum çünkü ortaokul ve liseyi. Üniversitede zaten yabancı dil yoktu. Ben Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi, şimdi Gazi Üniversitesi İşletme Fakültesi sanıyorum, oradan mezunum. Dolayısıyla dili de anlamıyorum. Bilgisayar dili de başlı başına bir dil, İngilizce’nin içinde.
Biraz okudum falan, baktım çok anlamıyorum hemen ilgim yine kayboldu. Ama bu arada arkadaşım sürekli soruyor, ara ara yine bakıyorum. Sonra baktım ki televizyon lazım bilgisayara takmak için. Sonra o zaman oyunlar kasetlerde olurdu, bir de kasetçalar gerekiyor. Dedim ki ”ne zor işmiş”. Gittik kaset aldık, o dönemi bilenler, o dönemin oyunlarıyla büyüyenler bilir, kasetlerin kafalarını ayarlamanız gerekirdi. Çok iyi sinyali okuyamayınca hata verir diye. İşte onları öğrendim. Uzatmayalım, ben 2 yıl Fabrika’da çalışırken kendi kendime bu işi öğrendim kitaplardan ve dergilerden.
Söyleşinin devamını Mevlüt Dinç : Oyun Geliştirmek, o Dünya Çok İlgimi Çekmişti – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 