2008 yılında 29 milyar dolar olarak açıklanan mobil ödeme işlem hacminin yıllık yüzde 68 oranında büyüme göstererek 2012 yılında neredeyse 250 milyar doları bulacağı öngörülüyor. Araştırma firması Arthur D. Little’a (ADL) göre yine 2012 tarihinde toplam m-ödeme (m-payment yani mobil ödeme) işlemlerinin yüzde 51’ini de proximity payments (yakınsama ödemeleri) çekecek.
ADL’in Global Mobil Ödeme Raporu 2009 Güncellemesi temel alınarak oluşturulan rapora göre telekomünikasyon firmalarının yeni oluşan fırsat penceresinden yararlanmak amacıyla m-ödeme sunumlarına önem vermesi ile bu rakamlar yakalanacak. Dahası m-ödemelerin daha düşük hizmet giderleri nedeniyle bankacılık işlemlerinden, artan mobilite nedeniyle de online ödeme hizmetlerinden pazar payı çalması ile işlem hacminin de artışını sürdüreceği bekleniyor.
M-ödeme servisleri halen geniş ölçüde işletmeden-kişiye yönelik olmayı sürdürürken remote (uzaktan) ve proximity (yakınsayan) hizmetler arasında eşit bir dağılım gösteriyorlar. Tıpkı işlem hacimleri gibi büyümeye en fazla katkı sağlayan etmenlerden birisi de havale işlemleri olacak. Mobil ortamda yapılan havale işlemlerinin önümüzdeki iki yıl boyunca yıllık yüzde oranında artış göstermesi ve 2012’de perakende alımlar yıllık yüzde 77 büyüme ile zirveye geçmeden önce başı çekmesi bekleniyor.
İster gelişmiş isterse henüz büyümekte olan pazarlar olsun tüm pazarlarda m-ödemelerin potansiyelini etkileyen anahtar faktörlerden birisi bankacılık altyapısı. M-ödemeler bankacılık networkünün göreceli olarak daha az gelişmiş olduğu pazarlarda rekabetçi bir hizmet kanalı oluşturdukları için daha fazla fırsata sahip oluyor.
ADL firması gelişmiş pazarlardaki m-ödeme işlemlerinin yıllık olarak yüzde 56 büyüme göstererek 2012’de gerçekleşen toplam m-ödemelerin üçte birinden biraz fazlasını oluşturacağını öngörüyor. Aynı yıllarda yüzde 76 büyüme gösteren gelişmekte olan pazarlardaki m-ödemeler ise toplam m-ödemelerin yaklaşık üçte ikisine tekabül edecek.
2008 yılında m-ödemelerin en yoğun olduğu ülkeler gelişmiş ülkeler olarak göze çarpan Japonya, Güney Kore ve Avustralya olarak göze çarptı. Bu üçlü dünya genelindeki m-ödemelerin yüzde 24’ünü oluşturdu. Batı Avrupa ülkeleri ise yüzde 13 ile bölgesel anlamda ikinci sırada kalmakla birlikte 2012 tahminlerinde yüzde 17 ile ilk sırayı alacak gibi gözüküyor. 2012’de Batı Avrupa’yı yüzde 12 ile Güney Amerika ve yüzde 11 ile Kuzey Amerika bölgeleri takip edecek.
ADL gelişmiş pazarlarda m-ödemenin büyük oranlarda benimsenmesinin elverişli uygulamalar yaratılması ve niş segmenti ile kısıtlı olmasından ötür diğer ödeme şeklerinin yerini almasını beklemiyor ancak yine de hali hazırdaki işlem kanalı marjları üzerinde bir baskı yaratacağına kesin gözüyle bakıyor. Buna göre önümüzdeki iki yıl içinde m-ödeme gelişmiş pazarlarda tamamlayıcı bir işlem kanalı olmayı sürdürecek.
Bir m-ödeme çözümünün kitlesel olarak kabul görebilmesi ve yaygın bir biçimde benimsenmesi için benzersiz bir mobilite, kullanıcı dostu bir ara yüz, çok sayıda banka ve operatörle çalışma imkanı ve yeni bir kolaylık düzeyi sunmak gibi anahtar bir takım özellikleri doldurması gerekmekte. Şu an için ise m-ödeme uygulamalarının pek çoğu niş segmentleri desteklemekte.
M-ödeme her ne kadar yükselişte olsa da ADL çoğu gelişmiş ülkede Yakın Saha İletişimi (near field communication – NFC) çözümlerinin en azından 2011 tarihine dek ciddi bir benimsenme oranı tutturamayacağı görüşünde. En erken tarih olarak 2011’in verilmesinin sebepleri olarak ise donanım standardizasyonunda yaşanan bir gecikme, NFC-uyumlu cep telefonlarının son derece sınırlı oluşu ve tüm hissedarlar için sürdürülebilir bir işletme modelinin geliştirilmesinde yaşanan sorunlar gösteriliyor.
ADL raporunda ayrıca yasal düzenlemelerde yapılan geliştirmeler ve liberal bir ekosisteme doğru hareketlenmenin pazar gelişimlerini “sınırlar-ötesi” hale getireceği vurgulanıyor. Avrupa Birliği’nde de görüldüğü üzere m-ödeme pazar gelişimi liberal bir düzenleyici çatının oluşturulmasına ve bu sayede rekabetin arttırılarak sınırlar-ötesi m-ödeme işlemlerinin kolaylaştırılmasına dayanıyor.
Kolaylığın ötesindeki endişeler
M-ödeme hizmetleri maliyet-efektif güvenli işlemlerin gerçekleşmesine olanak tanıyarak gelişmekte olan pazarlarda olduğu gibi pek çok ülkede de yaygın durumdaki ilk nakit parasız gerçekleşen ödeme sistemi halini alacak. Birkaç başarılı servis sunumundan da anlaşıldığı üzere sınırlı bankacılık altyapıları ve artan mobil penetrasyon dolayısıyla gelişmekte olan pazarlar m-ödeme çözümleri için adeta üreme sahalarını oluşturmakta.
Uçtaki kullanıcıların elde edeceği kazançlar ise temelde değeri düşük ancak frekansı yani sıklığı yüksek olan işlem hizmetleri ile sağlanacak. Müşteri ilişkilerini bir üst düzeye taşımak isteyen servis sağlayıcılar da bu tarz işlemlere odaklanmayı sürdürecekler. Regülatörler ve hükümetler şimdiden m-ödeme servislerinin daha fazla gelişmesi için teşvik niteliği taşıyan yasal ortamları hazırlamaya başladılar bile.
Bu bağlamda pazarda yer alan oyuncuların kullanım kolaylığı ile güvenlik endişeleri arasındaki dengeyi bulmalarını sağlayacak yeni müşterinizi tanıyın (know-your-customer – KYC) normları geliştirilecektir. Regülatörler, operatörler, bankalar ve bu pazarda yer alan diğer oyuncular benimseme oranlarını arttırmak için bir yandan hizmetlerini son derece kolay hale getirerek önlerindeki bariyerlerden kurtulmaya diğer yandan da elzem güvenlik ve anti sahtecilik önlemlerini sağlamaya çalışacak bu ikisi arasında bir denge bulmaya mecbur olacaklardır. Bu yüzden değer zincirinde yer alan oyuncular gelişimdeki etkilerini güvence altına almak amacıyla, KYC normlarının geliştirilmesinde aktif rol almalıdırlar.
Havaleler m-ödeme işlem hacminde ve sınır-ötesi işbirliğinde son derece önemli bir itici güç rolünde olacaktır. Global mobil havaleler yıllık yüzde 146’lık artış ile m-ödeme hizmetlerinde hedef bölge oluşturacak ve bir takım uluslar arası stratejik ortaklıkların kurulmasına yol açacaktır. Bu durum da m-ödeme işlemlerini pozitif yönde etkileyecektir.
Finans kurumları açısından m-bankacılık ve ilgili m-ödeme hizmetleri fark yaratan faktörler olabilir ve trilyon dolarlık mikro nakit ödeme pazarına giriş yapmak için bir fırsat oluşturabilirler.
Tüccarlar açısından ise m-ödeme kanalını tüketici uygunluğu, mobilite ve sundukları hizmetler ve ürünlere erişilebilirliğin artışı bağlamında bir araç olarak değerlendirmek yerinde olacaktır.
ADL bağımsız ödeme servis sağlayıcılarına ise daha iyi entegre olabilmek adına ortaklıklarını arttırmaları ve böylece değer zinciri marj dağılımında pazarlık güçlerini arttırmalarını öneriyor.

Kaynak : 