Mobil reklamcılığı destekleyen yeni içerik ekosisteminin yüzeyini biraz kazıdığınızda bu duraksamanın ilk nedenlerine ait bazı fikirler edinebilirsiniz. Var olan fırsatları kimse inkar etmiyor olsa da, mobil reklamcılık angajmanı için düzenlenmiş kanunlar henüz çok net olarak ortaya konulmamış durumda. Markalar, ajanslar ve medya mobil dünyasını reklamcılık menzillerinin bir uzantısı olarak görmekte iken operatörler de reklamcılığı potansiyel bir gelir fırsatı olarak görüyorlar.
Tatmin edilmesi gereken müşteri tabanı ortak olduğundan, başarılı bir biçimde ilerlemenin sağlanması için bu iki farklı bakış açısının ortak bir ticari zemin bulmaları gerekiyor.
Bu alanda faaliyet gösteren her bir aktör mobil reklamcılık denklemine eşsiz bir değer katmakta. İçerik sağlayıcılar abonelerin istedikleri yaratıcı özelliklere sahip (abonelerin on-line dünyada ve gerçek dünyada sınadıkları ve zaten güvendikleri ünlü markalardan bahsetmeye gerek bile yok) ancak multimedya için güvenilir bir kanal sunan operatörler olmazsa, söz konusu içerik tamamıyla ulaşılmaz olarak kalıyor. Operatör sunumlarının değerlendirilmesi genellikle hak ettiği değeri görmese de abonelerle iletişim açısından kanıtlanmış bir gerçektir. Bu sunumlar zaten abonelerin avuç içi cihazlarında, kalplerinde ve akıllarında yer etmiş durumda, yani operatörler de marka olmuş durumdalar! Dahası güven de kazanmış durumdalar. Faturalandırma anlaşmalarına güveniliyor, hizmet kalitesi düzeylerine güveniliyor, abone telefonlarının spamden ve tehlikeli verilerden arındırılması bağlamında güveniliyorlar, yenilikçilik bildirimlerine güveniliyor ve de gizli olması gereken konularda sessizliklerine güveniliyor. Operatörler aboneler için zaten birer anne, en iyi arkadaş ve sırdaş olduklarından başarılı bir reklamcılık, 21.yüzyılda demode kalan “dış mekan reklamcılığını” vaat ediyor.
Peki ya teknoloji? Acaba operatörler abonelerine gerçekten de teknolojinin nimetlerini sunabiliyorlar mı? Operatörler için şu ana dek yaşanan en büyük zorluk multimedyanın çalışmasını sağlamak oldu. Söz konusu multimedyanın hızlı, güncel olması, hedefe uygunluğu, yığınlara hitap etmesi, aboneler için karşılanabilir olması ve operatörler için karlı olması gerekiyor. İyi haber tüm bunların sağlanabiliyor olması. Kötü haber ise, şu anki altyapı ile tüm bu hedeflerin bazen tutturmasının imkansız olması. İş yeni yeni hizmetlere geldiğinde operatörler her zaman Franenstein sendromu ile uğraşmak zorunda kalıyorlar. Yani karlı olma baskısı o kadar fazla oluyor ki altyapı maliyetlerini kısarak elde edecekleri karı arttırabilecekleri düşüncesi ortaya çıkıyor ve bunu yapmanın en kolay yolu da amacına uygun olmasa da eski ve yorgun bir network üzerinde muhteşem yeni servisler sunmaya çalışmak. Başka iyi haberler de var. Hacim ve hızın sadist kar engelleri halini aldığı altyapı maliyetleri, çoklu lisans ücretleri ve yükseltimler ile ilgili eski düşüncelerinizi bir yana bırakın. Altyapı maliyetlerinin sabit olduğunu düşünün. Multimedya içeriğin karlı olmasını sağlayacak yeni bir ticari temelin gündeme gelmesi ile nihayet işler operatörlerin lehine dönüyor.
Reklamcılar için beklentiler yüksek olacak.
Operatörlerin içeriği hızlı ve zamanında teslim edip teslimatta markalarını ve mobil ortamdaki QoS’lerini (Hizmet Kailtesi) korumaktan daha fazlasını yapmaları gerekecek. ROI’yi (Yatırım Getirisi) kanıtlamak zorundalar. Reklamcılara sadece belirsiz bir gösterimde patlama yapan değil tam anlamıyla hassas bir hedefleme sunmak zorundalar. Her bir abonenin hassas karnını bulmak ve neyi tıklayıp neyi tıklamadıklarını öğrenmek zorundalar. Reklamcılara, medyaya ve markalara telefon tipinin (hem kontörlü hem de faturalı aboneler bazında), davranışsal aktivitelerin, virüs takibinin, abonelik hizmet tercihlerinin, kara ve beyaz listelerin ve de roaming statülerinin derin analizlerini sunabilen operatörler kendilerini “sessiz borular” durumundan bir anda çıkartıp değerli iş ortakları konumuna getirerek diğer operatörlerle aralarında fark yaratacaklardır. Reklamcılara sunulan bu bilgiler, mobil alana yaptıkları yatırımı destekleyecek ROI çözümlemelerini sağlayacak ve gönderilen mesaj başına değeri büyük oranda arttıracaktır.
“Push (Desekli)” içerik, kontrol edilebilen, yönetilen ve bu bağlamda teslimatı yapılabilen tek içerik tipini temsil ediyor. WAP tarayıcı ve kesintisiz video gibi push-based (çekme-tabanlı) protokol içerikler sabit ücret planlarının bir parçası olarak hızla gündeme geliyor ve mobil reklamcılığı destekleyen başarılı yeni hizmetlerden operatörlere gelen gelirleri hızla düşürüyorlar. Açık bir şekilde görülen o ki operatörler “Push” tipi içeriği destekliyorlar çünkü bu sayede kar sağlıyorlar ancak reklamcılar push veya pull tabanı niye önemsesinler ki? Cevabı tek kelime ile özetlemek gerekirse, sebep kişiselleştirme. Mobil cihazlar kişisel cihazlardır ve kişiselleştirmeye ihtiyaç duyarlar. Mobil reklamcılık alanına ilk adım atanlar en son Java butonunu veya WAP tarayıcısını yayınlamak için can atıyor olabilirler, ancak mobil reklamcılığın uzun vadedeki başarısı kullanıcıların ellerindeki cihazda parıldayan reklamlardan ziyade kulaklarına fısıldanan reklamlardan geçecektir.



Kaynak : 