Bu söyleşinin ilk bölümünü Müjdat Altay : Netaş Sektörümüzdeki Hızlı Değişime Ayak Uydurdu, Müşteriye Hızlı Cevap için Değişti – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz (video son bölümde yayınlanacak).
Kaldığımız yerden devam ediyoruz..
turk-internet.com : Arge fonksiyonlarınızın da olduğunu biliyoruz. Arge’den de kıymetli arkadaşlar çıkıyor. Bu konuda neler yapıyorsunuz ?
Müjdat Altay : Biz Netaş olarak 1973 yılından beri devamlı olarak araştırma geliştirmeye önem verdik. Ki bir zamanlar yaptığımız hesaplarla Arge’nin, Netaş Arge’sinin Türkiye’ye 2000’li yıllara kadarki katkısının 1,5 milyar doların üzerinde olduğunu hesaplamıştık. Şimdi aynı hesabı yapsak muhakkak 2 milyar doların üzerinde bir katkımız olmuştur.
turk-internet.com : Bu hesabın içinde neler var?
Müjdat Altay : Biz kırsal santralları Türkiye’de %100 tasarımı donanımıyla Türkiye’de ürettik, tasarladık. Türkiye’de ilk yerli pbx’i, Türkiye’de ilk yerli güç kaynağını, Türkiye’de ilk sdh dediğimiz optik üzerinden iletişimi ve buna benzer birçok ilkleri biz yaparak yurtdışından gelen, yurtdışına para ödeyerek yaptığımız ithalatın yerli olarak yapılmasını sağladık.
2004 yılından sonra bunu çok yoğun bir şekilde savunma alanında gösterdik. Bugün kara kuvvetleri, hava kuvvetleri, deniz kuvvetleri ve jandarmamızın bir çok ihtiyacını Aselsan önderliğinde karşılayan durumdayız. Bu da bizi tabi çok mutlu ediyor. Bunların hepsi sonuç olarak, biliyorsunuz Türkiye’de bir cari açık sıkıntısı ve genç nüfusa daha fazla iş yaratma challenge’ı var. Bu ikisinin de çözümü, pansumanı daha fazla Arge, daha fazla yerli üretim, daha fazla katma değer yaratmaktan geçiyor.
turk-internet.com : Bunu biraz daha açmak istiyorum. Hükümet, biliyorsunuz Arge’ye çok fazla önem veriyor ama karşı tarafta da bir takım eleştiriler var. İşte bulunan bulunmuştur, yeni bir şey çıkmaz vesaire gibi. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yani Türkiye’den yeni bir şeyler çıkabilir mi bu bilişim, telekom, haberleşme, internet?
Müjdat Altay : Tabi Türkiye’ye inanmayanlar veya Türkiye’ye dışardan mal getirip sadece bununla nemalanmak isteyenler her zaman Arge’nin karşısında olacaklardır. Ben bunu doğal bir ticari süreç olarak görüyorum ama biz üretmedikçe, biz katma değer yaratmadıkça Türkiye’nin ilk 10 ekonomiye girmesi mümkün değildir.
Bugün ihracatımızın sadece %1’i yüksek teknoloji üreten mallardan kaynaklandığını biliyoruz. Bunun %30’lar seviyesine çıkması lazım. Ancak o zaman biz de ithalat ihracat dengesizliğini ortadan kaldırabiilriz. Veya dengesizliğini dengeli hale getirebiliriz. Her şey teknolojiden geçiyor. Büyük ülkeler bizim Arge yapmamızı tabii ki istemeyecektir. Bize mal satan ülkeler istemeyecektir. Bütün bunların karşısında dirençle durmak lazım.
Ben son 7-8 senedir hükümetin yapığı hamleleri çok büyük bir mutlulukla izliyorum. 37 senedir araştırma geliştirmenin içinde olan birisi olarak, ben 37 senelik hayatımsa son 7 – 8 senedir yapılan büyük çabayı hakikaten görmezden gelmenin çok büyük haksızlık olacağına inanıyorum.
Türkiye’de sadece Arge üzerine de çalışma yapılmadı. Hem Arge çalışması yapıldı, hem de bilişim ve iletişim teknolojilerinde çok büyük hamleler yapıldı. Bu ikisi birleşince de bilginin yayılımı sağlanmış oldu. Bilginin yayılımıyla birlikte de Türkiye’nin artık kalkınması, daha hızlanması söz konusu.
Arge ile ilgili şunu da söyleyeyim. 2004’te 2003’lü yıllarda kişi başına Arge yatırımımız 40 dolarlar seviyesindeyken bugün 130 dolarlar seviyesine çıktı. Yani 3 misli büyüdü. Ama diğer taraftan baktığımız zaman ihracatımız da 3 misli büyüdü. Bunların arasında bir denge, bir bağlantı olmadığını söyleyemeyiz.
turk-internet.com : “Fatih” projesini soracağım. Gerçi 110 sınıftan bahsettiniz ama benim sorum şöyle; Bu 110 sınıfın dışında da Fatih projesiyle ilgili hedefleriniz var mı ve siz Fatih projesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Eksikleri var mı ya da güzel mi?
Müjdat Altay : Ben Fatih projesini iki alanda değerlendiriyorum. Bunlardan bir tanesi, ben 7-8 senedir devamlı olarak Türkiye’nin genç nüfusundan bahsediyorum. Yedi sene evvel konuşmaya başladığımızda 25 yaşın altındaki nüfusun %50 olduğunu söylüyorduk. Şimdi 30 yaşın altındaki grubun %50’yi kapsadığını söylüyoruz.
Bu da şunu gösteriyor aslında, bu grup yavaş yavaş ekonominin içine de girmeye başladı. Burada diyorduk ki eğitim, eğitim, eğitim ve bir anda hükumetimiz çok güzel bir hareketle ortaya çıktı. Eğitimi bizim ön planımıza getirdi. Hem tabletle hem de sınıflara akıllı tahtaları yerleştirerek müthiş noktaya getirdi. Bu anlamda çok güzel bir şey.
Burada önemli olan fırsat eşitliğidir. Ben 7-8 saat kar altında yürüyerek okula giden çocukları görünce yüreğim sızlıyordu ama artık onlara modern dünyanın yarattığı imkanlarla gitmek, gidebilmek beni çok rahatlatıyor. O anlamda da bu projede olmak, bu projenin bir parçası olmak, bizim temel hedefimiz olan, Türkiye için çalışmanın bir parçası.
İkinci alanda baktığımız zaman ise Fatih projesinin önemli kısmı, biliyorsunuz, 16-17 milyon tane PC’den veya tabletten bahsediliyor. Bu tabletlerin ilk konuşulduğu an 2011 yılıdır. O zaman baktığımız zaman 2011 yılında sadece dünyada 17 milyon tablet satılmıştı. Bu aslında teknolojide “S Curve”leri diye curve’ler vardır, eğriler vardır.
S Curve’ü şöyle bir eğridir. Teknolojiye “S Curve”ün dibinden başlarsınız. S eğrisinin dibinden başlarsınız. O zaman ne kadar çaba gösterirseniz gösterin sizin firmanıza katkısı çok azdır bunun. Daha sonra bir anda bu hızlanır ve sonra yine ne kadar çaba gösterirseniz gösterin satışlar artmaz ve firmaya katkısı azalır.
Orada ikinci bir S Curve’e geçmeniz gerekir. Yani yeni bir teknolojiye. PC’lerden artık tabletlere geçiş dönemi 2011’li yıllarda oldu ve hükumetimizde bunu çok doğru zamanda gördü. Bu da aslında sanayimize bir ivme, bir hız, bir renk katacaktır. Türkiye’de bu tabletlerin tasarlanması, IP’sinin, patentinin Türkiye’ye ait olması ve Türkiye’nin bunu daha sonra da ihracata yöneltmesi bizim aslında TESİD’deki objektiflerimizle de çok üst üste geliyor. Çünkü amacımız Türkiye’nin elektronik ihracatını arttırmak ki bu da onun için bir yol olacaktır.
Söyleşiyi yayınlamaya devam edeceğiz..

Kaynak : 