Kurumsal Kaynak Yönetimi(ERP) alanındaki iş uygulamaları geliştiren Nebim, yazılım sektörünün 2010’da geldiği noktayı değerlendirmek ve 2011 beklentileri hakkında karşılıklı bilgi alış verişinde bulunmak amacıyla bugün Grand Hyatt Istanbul’da bir basın kahvaltısı gerçekleştirdi.
Nebim Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Murat Demiroğlu, Genel Koordinatör Sedat Taşçı ve Pazarlama İletişim Yöneticisi Reyhan Mörekli’nin ev sahipliğini yaptıkları etkinlikte, yurt dışında yaygınlaşması beklenen ve halen AVM’lerde kullanılan yazılımlardan Türk yazılımcısının desteklenmesine kadar bir çok konu gündeme geldi.
Murat Demiroğlu, yaptığı konuşmada 1966 yılında Neyir Örme Sanayii bünyesinde bilgi işlem merkezi olarak faaliyete geçen Nebim, 1977 yılında bağımsız bir anonim şirkete dönüştüğünü ve sonrasındaysa Türkiye sathına yayılmış dağıtım kanalı ve 400 kişiyi aşan bir uzman kadroyla firmaların, iş süreçlerini hızlı ve doğru şekilde yönetmelerine yardımcı olduğunu ifade etti.
Dış kaynak kullanımı konusunda görüşlerini sorduğumuz Demiroğlu, şunları söyledi:
“Outsourcingin çok mantıklı olduğu modeller var. Büyük şirketler outsource ederek bir takım rasyonel bütçe dengeleri kurabilirler.
Bizim gibi yazılım firmalarının dış kaynak kullanmalarına gelecek olursak, ben bu açıdan Türkiye’de çok ciddi bir potansiyelin olduğuna inanıyorum.
İki yıl öncesine kadar Amerika’da IBM’de çalıştım. Bir çok yerde müşterilerimizle birlikte outsource kullanmamız gündeme geldi. Bu süreçte, saat farkı ve benzeri çeşitli zorluklarını yaşadık. Bu açılardan bakıldığında “adam başı / gün bazında maliyet” kavramının çok ötesine gidiliyor. Ortaya çıkabilen verimsizlik bir takım sancıları da beraberinde getiriyor.
Bu arada, Hindistan’daki yazılımcı turnover rateleri çok yüksek. Yani outsource ettiğiniz zaman karşı tarafta o iş üzerinde çalışan kişi o şirkette belki 3 ya da 6 aydan daha uzun bir süre kalmadan ayrılabiliyor. Türkiye’de, o turnover rate çok daha düşük. Buna karşılık Çin, çok büyük sayıda yazılımcı mezuna sahip bir ülke olarak bu dengelerden nisbetinde fayda sağlayabilir. Kalite konusunda sıkıntılar olabiliyor.”
turk-internet.com: Yurt dışında çalışmış bir profesyonel olarak Türk yazılım sektörünü nasıl görüyorsunuz?
Murat Demiroğlu: Yurtdışı derken Avrupa bambaşka bir yer. Yazılım geliştirme kültürü olarak baktığımızda Doğu Avrupa çok daha başka bir yer. Amerika’ya bakarsak Kuzey Doğu Amerika, Batı Amerika’dan farklıdır. Bu nedenle ülke bazında bir karşılaştırma yapmak güç. Silikon Vadisi’ne baktığınızdaysa çok sayıda inovasyon yapan yazılım şirketi görürsünüz. Bu şirketlerde bir çok “best practise” ortaya çıkıyor. Elemanlar edindiklerini aralarında değişiyorlar; biri bir başka yere gidiyor gibi. Yeni teknolojilere adaptasyon konusunda çok ileriler. Bizim gibi bağımsız yazılım şirketleri sayıca çok fazla olmadıkları için öğrenilebilecek şeyler kısıtlı. Pek çok şey daha çok öğrenime dayanıyor. Yurt dışından birileri geliyor bir şeyler katıyor.
turk-internet.com: Siz, kendinizi nerede konumlandırıyorsunuz?
Murat Demiroğlu: Biz, bir bağımsız yazılım kuruluşuyuz. Ağırlık olarak gıda dışı sektörel yazılımlar geliştiriyoruz. Diğer bazı firmalar, yurt dışından getirdikleri ERP ve benzeri yazılımları Türkiye’de pazarlıyorlar. Bu manada küçük ve büyük ölçekli firmalara hizmet sunuyoruz.
turk-internet.com: Sizce ülkemizde start-up kültürü daha gelişmiş olsaydı Türkiye yazılımda daha iyi bir yerde olabilir miydi?
Murat Demiroğlu: O konuda çok haklısınız. Daha fazla yerli yazılım geliştiren, daha fazla inovasyon yapan bağımsız yazılım şirketi olduğu taktirde Türkiye’nin alabileceği çok yol olacağına inanıyorum. Bu açıdan yurt dışına bağımlılığı azaltmakta fayda var. Otomotiv sektörünü örnek verecek olursak, patentli üretim yapılıyor, ancak kendi inovasyonumuzu kullanmıyoruz. Yazılımdaysa bu konuda oldukça başarılıyız.
turk-internet.com: Risk sermayesinin az gelişmiş olmasının bunda payı var mı?
Murat Demiroğlu: Risk sermayesi ve benzeri oluşumlar sektörün gelişiminde mutlaka çok önemli katkıları beraberinde getirecektir. Eğitim arttıkça bunlar daha bir fayda gösterecektir. Türkiye geliştikçe ve ihtiyaçlar arttıkça bunları ithal yazılımların karşılayamayacağı ortaya çıkıyor. Bu açıdan, yazılımları lokalleştirmektense onları burada üretmenin hem daha kolay, hem de daha ucuz olduğu ortaya çıktıkça bu tarafa doğru daha fazla yatırım olacaktır diye düşünüyorum. Talebin de bizi o yöne çekeceğine inanıyorum. Bu arada, risk sermayesi ile özel sermaye yapısı da geliştikçe zaman içerisinde Türk yazılım sektörünün önünün daha da açılacağına inanıyorum.
Gelecek yıl CeBIT’e katılmak istediklerini belirten Demiroğlu, 2010 için 10 milyon TL olan şirket cirosunu, 2011’de çift haneli büyütmek istediklerini açıkladı.



Kaynak : 