Geçtiğimiz günlerde Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ithalat rakamlarını değerlendirdiği basın toplantısında, 2011’de Türkiye’ye 14.3 milyon adet cep telefonu geldiğini belirterek;
“Buna 1.7 milyar dolarlık bedel ödedik. Ben vatandaşlara gidip cep telefonu almayın demiyorum. Biz 11 ayda cep telefonu değiştirecek kadar zengin bir ülke miyiz? 465 milyon dolarlık buzdolabı ve soğutucu ithal ettik. Bizim ürünlerimiz kapış kapış giderken, biz gidip ünların ürünlerini alıyoruz.”
demişti. Biz konumuz itibariyle cep telefonu hakkında söylediklerine takıldık ve bu rakamları sektörün derneği olan Mobisad Başkanı Murat Dursun’a soralım dedik (söyleşinin videosunu son bölümde izleyebilirsiniz):
turk-internet.com : Murat Bey, Merhaba. İzmir’deki telekom konferansındayız ama sizi yakalamışken bir konuyu merak ediyoruz onu sormak istiyoruz. Kısa süre önce ekonomi bakanı Zafer Çağlayan bir açıklama yaptı. Cep telefonu ithalatının cari açıkta önemli bir yeri olduğunu söyledi. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?
Murat Dursun : İsterseniz önce bizim tespit ettiğimiz rakamlarla bir tabloyu ortaya koyalım. Tabi tespit ettiğimiz rakamla da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun da kaynaklarındaki açıklamalarından istifade ederek bu rakamları topladık. Şu dönemden itibaren yaptığı açıklamalarda bunlara değiniyorlar. Bu rakamlar üzerinden sayın Bakan’ın değerlendirmesi ve bizim görüşlerimizi mukayese ederek karşılaştıralım. Şimdi bizim tespitlerimize göre 1994-2011 yılları arasında yaklaşık ülkemize 158.7 milyon adet cep telefonu doğrudan yada dolaylı olarak getirilmiş durumda.
turk-internet.com : Doğrudan yada dolaylı ne demek?
Murat Dursun : Bir doğrudan kısmı ticari mal olarak Türkiye’de ithalatının yapılması yada yolcu beraberinde cihazın getirilmesi. Bunun yanında dolaylının bir diğer kısmını da kayıt dışı olup da 2005 yılında kayıt altına alınan yaklaşık 19 milyon adet civarında aslında sayısal olarak oldukça yüklü cihazı kastediyorum. Doğrudan ve dolaylı olarak.
Yani kayıt dışı getirilip kayıt altına alınan, yolcu beraberinde getirilen yada doğrudan ticari mal olarak ithalat yapılan ve piyasaya sürülen cep telefonları. Toplam 158.7 milyon adet cep telefonu getirilmiş. Bu cihazlara cari değerleriyle ödenen para ödediğimiz para 32.3 milyar Amerikan Doları.
turk-internet.com : Toplamı mı?
Murat Dursun : Evet, toplam 32.3 milyar dolar Amerikan Doları. Verdiğim rakamlara 2009 ve 2010 yıllarında yerli üretim olarak kayıtlara intikal eden yaklaşık 500-600 bin adet cihaz eklenmemiştir. Tamamen ithalat bazında konuşuyorum.
Şimdi 2011 yılı sonu itibari ile 65 milyon GSM abonesi olduğunu var sayarsak ve bu kadarda kullanıcın aşağı yukarı bulunduğunu kabul edersek, az önce belirttiğim 158.7 milyon adet cihazdan şu ortaya çıkar 93.7 milyon cihaz atıl duruma gelmiş ve kullanılmıyor.
Eğer birebir kullanıldığını var sayarsak aşağı yukarı kabaca bize bu tabloyu ortaya koyuyor. Bu atıl duruma gelen artık kullanılmayan yada atık hale gelmiş olan cep telefonlarının genel az önce belirttiğim tablodaki cari değerleri fiyatları ile parasal değeri 20.3 milyar dolar. Yani 20.3 milyar dolarlık bir kıymet 94 sonra atıl duruma gelmiş bir şekilde .Şimdi hadiseye bu yönüyle bakarsak ve sayın bakanın ifade etmek istediği değindiği sözlerini bu açıkladığım rakamlarla değerlendirirsek evet biz ciddi bir bedel ödemişiz bu teknolojiye ve 20.3 milyon dolarlık bir bedel ödemişiz ve ciddi sayıda cihazda atıl duruma gelmiş.
turk-internet.com : Peki bu durumda Zafer Çağlayan haklı mı?
Murat Dursun : Biz bu teknolojiye bu kadar para vermekle israf mı yapmış oluyoruz bir kere bunu tespit etmek lazım. Bana göre bu çok yerinde olmayan bir değerlendirme olur .
turk-internet.com : Ne açıdan?
Murat Dursun : Çünkü mobil telekomünikasyon sağladığı hizmetle hayatımıza getirdiği yeniliklerle ve iletişim gücüyle ciddi bir ekonomik değer yaratmıştır. Yani olayı sadece harcadığımız parayla yalın halde değerlendirmeye kalkarsak ciddi yanlışa düşeriz. Bu şuna benzer; biz enerjiye de her yıl 55 milyar dolar para harcıyoruz ama bu enerjiyi kullanmaktan kendimizi alıkoyabilir miyiz?
İsraf diye kabul edersek bunu, israf diye nitelendirirsek, bunu kullanmaktan alıkoymaya kalkarsak kendimizi doğru bir şey mi yapmış oluruz? Keza mobil telekomünikasyon çok geniş tüketiciye, kullanıcıya, sosyal yaşamdan iş yaşamına getirdiği birçok kolaylıkla, yenilikle ülkemizin üretmesinde, rekabet gücünün artmasında, şirketlerimizin güçlenmesinde yarattığı katma değeri sanıyorum kimse tartışmaya cesaret edemez. Bunu tartışmak doğru olmaz zaten.
Bundan ötürü yalın, parasal değeriyle konuyu israf diye nitelendirmek doğru değil. Ne yapmamız gerekir? Kısa bir konuya daha değinerek, teknik bir rakama değinerek ne yapmamız gerektiğine gelmek istiyorum. 65 milyon kullanıcının yanı sıra BTK’nın açıklamalarında da hemen hemen yıllık cihaz ithalat sayımız, daha doğrusu mobil cihaz kayıt sistemine kaydedilen IMEI numarası sayısı da şu dönemden itibaren açılanıyor. Buna göre 2011 yılında yaklaşık 17 milyon adet imei numarasının kaydedildiği ortada.
Burada küçük bir parantez açarak genellikle yapılan bir yanlışa da değinmek istiyorum; birçok değerlendirme yapılırken yapılan IMEI numarası kaydının birebir cihaz olarak değerlendirilmesi hatasına düşülüyor. Örneğin çift hatlı cihazlarda doğal olarak çift imei numarası var. Sim kart taşıyan cihazların tamamı doğal olarak birer imei numarası taşımak zorundadırlar. Dolayısıyla bunlar da BTK’nın verdiği rakamlar içine girmektedir, bizim tespit ettiğimiz cep telefonu sayısı ile BTK’nın belirttiği imei numarası sayısı birebir birbirini doğrulayan rakamlar olmamaktadır.
Gerçek rakam bizim tahminlerimize göre ve hesaplamalarımıza göre 2011 yılında mobil satım yaklaşık 13-14 milyon adet civarında cihazın ithal edildiği, ülkemize getirildiğidir. Bunun yanı sıra ihracat kaydıyla ülkeye giriş ve çıkışı yapılan cihazlar da aynı şekilde 17 milyon adetin içerisinde yer almaktadır. 13-14 adet civarında bir cihaz söz konusudur, biz buna kabaca 15 milyon diyelim. Abone sayımızla ithal edilen ortalama yıllık 14-15 milyon adet arasındaki cihaz sayısını karşılaştırdığımızda yaklaşık 4 yıl gibi bir süre gelir ki bunun da ortalamasını aldığımızda aşağı yukarı 2 buçuk yıl gibi bir ortalama kullanım süresine tekabül eder.
Yani ülkemizde çok kabaca, çok basit bir hesaplamayla hepimize ulaşabileceği bir rakam bu. Bizim 11 ay gibi bir kullanım süresi sergilememiz tamamen bununla örtüşmeyen bir rakam. Bu şu demek oluyor; eğer ortalama kullanım süresi 11 aysa bizim her yıl yaklaşık 60-65 milyon adet cihaz ithal etmemiz ve satmamız gerekir. Bu çok basit bir matematikle rahatlıkla ortaya çıkabilir. Yani 11 ay, bir yıldan kısa bir süredir, hepimizin gördüğü böyle bir tablo yok.
Söyleşinin 2.ci bölümünü Murat Dursun : Cep Telefonu Konusunda Odaklanmamız Gereken Konu Maliyeti Aşağı Çekmek Olmalıdır – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 