Ülkemiz bilişim teknolojileri konusunda, özellikle donanım tarafında üretici firmalara sahip değil. Yazılım tarafında ise, son dönemdeki büyük atılımlara rağmen, yıllar içinde büyüyerek gelen kimi çok uluslu yazılımlar halen pazarın büyükçe bir kısmını domine ediyor.
Bu resmin içinde, Türk bilişim firmalarına düşen pay ise daha çok uygulamacı olmak şeklinde. Yani entegratör olarak tanımladığımız, donanımı, yazılımı birleştirip, içine kendi hizmetini katarak sunan firmalar.
Hizmet sundukları alanlar ise, en büyük müşteri durumundaki kamu ve finans kurumları ile son 8-10 yıldır pazara giren telekom firmaları.
Ancak entegratör firmaların durumunda, son 1-2 yıldır bir kriz söz konusu. Gerçi daha önceki yıllarda da bu alan Meteksan firması tarafından domine ediliyordu ama durum şimdi daha da farklı. Bir yandan yakınsama yani üretici firmaların donanımcı ise yazılıma da girmesi, yazılımcı ise donanıma da girmesi, bir yandan iş modellerinin değişmekte oluşu, bir yandan pazarın büyüklük sorunları, bir yandan da Meteksan’ın ortada bıraktığı enkaz (ya da başka bir deyişle, projelerde ceza kavramı olsa bile, projelerin takibindeki sorunlar), belki hepsi bu alanı sarsıyor.
Son dönemde, A firmasının 30 kişiyi işten çıkardığını ve hala her hafta eleman çıkarmaya devam ettiğini, B firmasının 3 aydır maaşları ve piyasaya borçlarını ödeyemediğini, C firmasının bir yandan eleman çıkarırken, diğer yandan satış için konuştuğunu duyuyoruz.
Bütün bunları sektörün değerli isimlerinden Mehmet Nalbantoğlu ile konuştuk. Hem Koç Sistem’in, ülkemizdeki entegratör firmaların en büyüklerinden birisi olması, hem de şirketin Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu’nun sektörün çeşitli noktalarında görev almış ve bütün bu yılların tecrübelerini taşıyan bir isim olmuş olması nedeniyle, durumu en iyi analiz edecek kişilerin başında geldiğini biliyoruz. Nalbantoğlu ile bütün bu son dönemin gelişmelerini konuştuk. Bu söyleşinin videosunu da son bölümde izleyebileceksiniz.
Turk-internet.com : Mehmet Bey, merhaba.
Mehmet Nalbantoğlu : Merhabalar efendim.
Turk-internet.com : Biz sizi bilişim sektörünün akil adamlarından biri olarak biliyoruz, analiz yeteneğinizle. Önce isterseniz bilişim sektörünü konuşalım. Sektörün bir tarafında IBM, HP gibi dev firmalar, diğer tarafında da bunlarla çalışan entegratörler var.
Bu entegretörlerden Meteksan, geçtiğimiz yıllarda ortadan kayboldu bildiğimiz nedenlerle. Şimdi bir Türksat gerçeği var. Türksat’ın yaptığı kamu projeleri var. Bütün bu dünyayı siz nasıl değerlendiriyorsunuz, Türk bilişim pazarı şu anda ne durumda?
Mehmet Nalbantoğlu : Öncelikle teşekkür ederim, akil adı almaya daha henüz erişemedik, inşallah bir gün oraya da erişiriz, o mertebeye de. Şimdi Türkiye bilişim pazarından önce aslında bilgi teknolojileri pazarında ciddi bir değişim dönüşüm yaşanıyor, bütün dünyada yaşanıyor bu değişim dönüşüm.
Öncelikli olarak yakınsama diye toparladığımız değişim dönüşüm yanında, dünyanın önde gelen teknoloji oyuncularının artık üretici kimliklerinin yanında çok ciddi olarak hizmet kategorisine de soyunması var.
Biraz daha geriye giderseniz bunun aslında temelleri olan 90’ların başında IBM’de Luke Garcner’ın başlatmış olduğu bu hizmetten gelir üretme modellerinin 2000li, 10lü yıllara geldiğimiz zaman artık cloud computing şemsiyesi altında toparlanmış birçok hizmeti, birçok teknolojik çözümü aslında hizmet modeli ile sunan yeni iş modellerine geçiş aşamasındalar.
Yine aynı mantıkla dönüp bakarsak bildiğiniz gibi HP’nin bu dönüşümü yapmak için EBS firmasını satın alıp sistem entegrasyon ve sistem entegrasyon katmanı yanında hizmetler modelinde yani clouds service hizmetleri bazında (bulut bilgi işlemi hizmetleri) vermeye soyunması, tam tersi danışmanlık katmanından gelip Accenture gibi firmaların yine bu sefer danışmanlıktan bu iş çözümlerini bilgi teknolojilerini de softwarize service dediğimiz uygulama hizmet modelleriyle, platform hizmet modelleriyle vermeye soyunması, aslında bu dünyadaki büyük değişim ve dönüşümün tetiklediği bir olay.
Turk-internet.com : Sizin bu anlattıklarınızdan bulut servisleri ki son dönemde hem çok gündemde hem herkes ne olduğunu sorup duruyor biliyorsunuz. Bulut hizmetlerinin aslında bir gereklilikten doğduğu gözüküyor. Biraz evvel de, video’yu çekmeden önce de sohbetimizde 2001 yılında önemli bir dönüşüm olduğunu, global kriz – dot com krizi sırasında, anlattınız. Onu bize biraz açar mısınız, bu bulut hizmetleri nereden çıktı?
Mehmet Nalbantoğlu : Şimdi 2001 yılıyla ilgili konuşmuş olduğumuz bölüm, aslında bugün dünyada yaşanan krizi 2001 yılında bilgi teknolojileri sektörü kendi özelinde yaşamıştır hatırlayacağımız üzere. Bu krizin özünde büyük boy sistem üreten firmaların sistemlerinin çok hızlı şekilde ticari meta haline gelmiş olması, 1 yıllık garanti sürelerinin 3 yıllık 5 yıllık garanti sürelerine dönüş olmasıyla beraber..
Turk-internet.com : Rekabetten ötürü mü?
Mehmet Nalbantoğlu : Tabi ki, burdaki her sürükleyici olay rekabet. Rekabetle beraber de değişen iş modelleri hacimle ilgili bir olay. Bugün son iki üç yıla bakarsak özellikle depolama üniteleri ve bant genişliklerindeki büyüme hızlarına artık neredeyse yatırım yetişmiyor. Sürekli kendini katlayarak büyüyen bir ihtiyaç.
O dönemde de özellikle sunucu tarafında ana bilgisayarlardan biraz daha zamanın tabiriyle mini bilgisayar dediğimiz, yani bugün için hacimsel olarak belki küçük ama performans olarak gerçekten çok güçlü olan bilgisayarlar çok daha hızlı, çok daha ekonomik üretilmeye başlandı. Ve üç yıllık beş yıllık garantilerle piyasaya girmeye başladında şirketler bu dönüşümü yaparken ciddi sıkıntıya girdiler yani giderlerinin çok üstünde olduğu bir yerden, bir taraftan giderlerini düşürme ihtiyacı doğdu, diğer taraftan da daha fazla performansı daha uzun garanti süreleriyle ulaştırmak durumunda kaldılar.
Şimdi bu değişim ve dönüşümün farklı bir versiyonunu biz yeniden yaşıyoruz sektörümüzde.
Özellikle bilgi teknolojisi üreten üretici firmalar, IBM gibi HP gibi Dell gibi, bunlar aslında üretici firmalar. Bu arada ismini zikretmediğim meslektaşlarım da bana kızmasın, listeyi saymaya kalkarsam Fujitsu olsun, Oracle olsun, Sun olsun uzayacak liste, ben kısa kestim, sadece örnekleme anlamında bunu paylaştım.
Bu firmalar üretmiş oldukları teknolojileri satmak yerine, üretmiş oldukları teknolojileri kullanarak hızlı bir şekilde hizmet modelinde tüketiciye ulaşma çabaları içerisine girdiler.
Zaten “public cloud” dediğimiz amazon.com ile başlayan kitap satış ve diğer satış olayları bir anda sosyal değişim dönüşüm siteleri ile beraber çok büyük “public cloud” hizmeti verme ihtiyacını beraberinde getirdi.
Bir günde milyonlara ulaşan kullanıcı, siteye bağlanan insanlar, arka tarafta çok hızlı ve dinamik şekilde teknoloji altyapısını yönetebilme ihtiyacını doğurdu.
Bu ihtiyacı da bu sektöre yön veren büyük oyuncular sağlamak için public cloud hizmetleri ile gündeme geldiler. Bunu da bir şemsiye altında toparladığımız zaman artık bant – inernet bağlantısı kendi başına hiç bir şey değil. Önemli olan arkadaki hizmetler, servisler dediğimizde o hizmet ve servisleri sunmak isteyen içerik üreticileri veya ticaret yapan firmalarda teknoloji katmanında artık efor harcamamak için mevcut bu işi iyi yapan firmaların kabiliyetlerini kullanarak onlar da hizmet olarak teknolojiyi kullanmaya başladılar.
İşte bu değişen iş modeli ile ilgili bugün Türkiye’de bilgi teknolojileri pazarında çok ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Neden, çok basit, öncelikli olarak böyle büyük bir public cloud hizmeti potansiyeli Türkiye’de yok.
Söyleşinin devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 