Tabii, bu sözümüz, Türkiye için geçerli. Yurtdışında, özellikle de ABD’de PR, doğduğu gün, kamusundan özeline, iş dünyasının vazgeçilmezi olmayı başardı. Halen de öyle!
Ne var ki, her “sonradan görme ve ithal” vakasında olduğu gibi, PR’da da biraz acemi ve bilinçsiz hareket ediyoruz. Baktığınızda, herkes PR’cı! Biraz dış güzellik, biraz giyim kuşam, biraz hoş laf, biraz eş dost ve işte size Türk PR’cının profili.
Şimdi, özeleştiri zamanı… Bir ayna tutalım kendimize ve bakalım profesyonel bir PR’cıda olması gereken özelliklere sahip miyiz?
Rönesans Kadını ya da Erkeği Olmak
Profesyonel anlamda PR yapmak istiyorsanız, her şeyden önce iyi bir alan bilginiz olmalı. Halkla ilişkiler, kültür, tarih, felsefe ve toplumsal psikoloji gibi alanlarda temel bilgilere sahip olmalısınız.
İkinci konu, iletişim. Medyayı ve işleyiş şeklini iyi öğrenmelisiniz. Ayrıca, iletişim konulu araştırmaları takip etmeli; ama belki de en önemlisi, yazı yazmayı bilmelisiniz.
Profesyonel PR’cı, çevresinde olup bitenlerden haberdar olmalıdır. Toplumu yakından ilgilendiren, gündemdeki olaylar ve gelişmeler neler? Edebiyat, dil, politika, ekonomi ve diğerleri… Bosna’dan Somali’ye, birleşen Almanya’dan bölünen Lübnan’a, John Major’dan Michael Jackson’a, her konuda bilginiz olmalı. Bir anlamda, “Rönesans kadını ya da erkeği” olmalısınız.
Ve kaçınılmaz bir biçimde, iş, yönetim, bürokrasi konularına da hakim olmanız gerekiyor. İş dünyası nasıl işler? Hizmet verdiğiniz şirketin ve endüstri kolunun durumu nedir? Kamu politikaları nasıl şekillenir? Yöneticileri bekleyen baskı ve sorumluluklar nelerdir? Bürokrasinin fazla olduğu bir kuruluşta işler nasıl yürür? Avantajlı çıkmak için gücü nasıl kazanmalı ve kullanmalıdır? Politik görüşlerin cirit attığı bir ortamda nasıl manevra yapmalıdır? Ve daha nice sorunun yanıtını bilmeniz lazım.
İnandığın Şey İçin Savaşmak
Bir de işin davranış kısmı var. Oturup kalkmanızdan söylediklerinize kadar her şey önemli PR’da. Bir kere, insanlarla iletişim kurmaya istekli olmalısınız. Şunu unutmayın; insanların bilmeye ve öğrenmeye hakları var!
İkincisi, işvereninizin avukatı olmak gibi bir yükümlülük söz konusu. Bu, “Yalan söyleyin, gerçekleri saptırın ya da saklayın” anlamında değil kesinlikle! Her yerde, her zaman, işvereninizi temsil ettiğinizi unutmamalısınız. Bazı durumlarda, kuruluşun imajı ve geleceği açısından herhangi bir yorum yapmaktan kaçınmanız gerekebilir. İşvereninizin tutarlı ve güvenilir olduğuna inanmıyorsanız, en onurlu davranış, işi bırakmak olacaktır!
Gerçek bir PR’cının önemli özelliklerinden biri de üst düzey yöneticilere danışmanlık vermesidir. Bilançolara, maliyet hesaplarına ve nakit akışlarına gömülen yöneticileri, kamuoyu, medya ve kurumsal mesajlar konusunda aydınlatmak, PR’cıya düşer. PR işinde, sözünün arkasında durmak şarttır. Çoğu kez, avukatlara ya da personel yöneticilerine karşı savaşmak ve inandığınızı sonuna dek savunmak zorunda kalırsınız. Hatta, zaman zaman yönetimle bile ters düşebilirsiniz. Düşün de! Sağduyunuza güvenin ve “Hayır” diyecek cesareti gösterin!
Ve son bir madde: özgüven. Dürüst olmalı, etik kurallara bağlı kalmalı, risk almaktan korkmamalı ve biraz esprili olmalısınız. Kendi doğrularınıza sahip çıkmalı, kendinizle gurur duymalı ve kendinize güvenmelisiniz.
PR, Kadın Mesleği Mi?
PR’cının özelliklerinden PR’da kadın egemenliği konusuna gelmek istiyorum. Bu, tüm dünyada tartışmalı bir konu. ABD’deki üniversitelerin ilgili bölümlerinde, bayan PR öğrencileri, yüzde 80’lik oranlarıyla erkekleri geride bırakıyorlar. Gerçek yaşamda da tablo aynı. Ne var ki kadınlar, erkekler gibi üst konumlara yükselemiyorlar. Baktığınızda, PR mesleğine gönül veren kadın çok; ama üst düzey yönetici konumuna yükselebilen kadın PR’cı az! İşte, fırtına da tam bu noktada kopuyor!
ABD’de yapılan araştırmaların bir başka ilginç sonucu da şu: Kadınların, PR mesleğinde çalışan nüfusun neredeyse yarısını oluşturmalarına rağmen, erkek meslektaşlarına göre daha az para aldıkları görülüyor! İşte size bir tartışma konusu daha!
Türkiye’de de durum üç aşağı beş yukarı aynı. Bayan PR’cı bol; ama yönetici bayan PR’cı az! Gelir konusunu ise hiç açmayacağım; çünkü nereden bakarsanız bakın, ABD ile kıyaslanamayacak derecede şanssız bir tabloyla karşılaşırsınız.
Global PR’cı standartlarını ve evrensel bir PR tartışmasını kısaca işlediğimiz bu yazının ardından, sanırım, iki dakika oturup düşünmemiz gerekiyor: Ne kadar PR’cıyız?..
Kaynak: Fraser P. Seitel, The Practice of Public Relations



Kaynak : 