İstanbul’da, yabancı olup, bu gizemli şehri sadece bir fotoğraf karesine sığdırmak mümkün olabilir mi? Son iki yıldır gerçekleştirilen ve yoğun ilgi gören “Yabanci Gözüyle İstanbul” fotoğraf yarışmasında, katılımcılardan 24 saat yaşayan şehri bir kareye sığdırmaları isteniyor.
Les Arts Turcs’ün sahibi Nurdoğan Şengüler, etkinliğin, Türk Kültürü’nü daha çok kişiye ve kuruma duyurma amacından ortaya çıktığını söyledi. Beklemedikleri bir ilgiyle karşılaştıklarını anlatan Şengüler, bunun, büyük şirketler tarafından Türkiye’nin daha iyi tanıtılmasında kullanılabileceğini söylüyor.
İstanbul’un, ‘2010 Avrupa Kültür Başkenti’ seçildiği bir dönemde, bunun, en fazla reklam ve sponsorluk harcaması gerçekleştiren telekom operatörleri tarafından yeterince değerlendirilmediğini belirten Şengüler, oluşturulacak kültürel bir içeriğin ciddi bir hedef kitleye ulaşabileceğine dikkati çekiyor. Şengüler, operatörlerin talep etmeleri durumunda, eşsiz İstanbul fotoğraflarını kendilerine her hangi bir ücret talep etmeden sunabileceklerini söyledi.
turk-internet.com : Bu yarışma fikri nereden doğdu, nasıl gelişti?
Nurdoğan Şengüler : Her şey 1997 yılında Les Arts Turcs’ü kurmamızla başladı. Birinci hedefimiz Türk Kültürü’nü daha çok kişiye ve kuruma duyurmaktı. Bu amaçla da interneti ana mecra olarak değerlendirmeye karar verdik. İlk başarımızı 2000 yılında Marsilya’da, ‘Kültür Web Sitesi Özel Ödülü’nü alarak sağladık[1].
Geçen zaman içerisinde, daha çok kültür-sanat, otelcilik ve e-business yaparak geliştik. Türk kahvesi, İstanbul Lale Soğanı projelerle beraber etkinlikler zincirini daha da geliştirdik. Bunun dışında, bu tür etkinlikler için gerekli yazılımları da kendimiz geliştirdik. İçine yabancı yazar-çizerleri de kattığımız çok güzel bir ekip oluşturduk. 2 sene önce de Les Arts’ın, 10’uncu yılı dolayısıyla özel bir etkinlik yapalım istedik ve fotoğraf yarışması yapma fikri ortaya çıktı.
Değerli fotoğrafçı Hayrettin Karateke’den yardım istedik. Öncelikle kendi veri tabanımızı harekete geçirerek çeşitli vesilelerle karşılaştığımız, tanıştığımız yerli ve yabancı insanlara ulaştık. Onlardan da çok güzel dönüşler aldık. Bize, özellikle parasal değeri olmayan, hayal gibi bir ödül vermemizi sağlık verdiler.
Biz de bunun üzerine bir İstanbul Seyahati vermeye karar verdik. Daha sonra kendi sitemizi oluşturduk ve bunun tüm dünyada duyulmasını sağladık. Bunun için Fickr gibi paylaşım ağlarını da değerlendirdik. Facebook, çok sayıda mail gönderdiğimiz için bizi siteden attı. İstanbulphotocontest.com sitesine şu ana kadar 30 bin kişi giriş yapmış.
Bu, sadece fotoğraf bulunan bir site için çok ciddi bir rakam. Başvuruların, normal posta ile yapılmasını istedik. Çünkü, insanların bu olay için bir heyecan duymalarını istedik. Ve nitekim istediğimiz şekilde de gerçekleşti. 37 ülkeden yüzlerce fotoğraf geldi. Önümüzdeki yıl Aralık ayında ikincisini düzenlemek istiyoruz. Biz, bunu imece usulüyle gerçekleştirdik.
Yani bir başka değişle, arkasında ne bir fotoğraf firması ne de telekom operatörü var. Parası, pulu olan, bize know how desteği verebilecek yaklaşık 100 kişilik bir gönüllü ordusu kurduk. Ne AB’den, ne de Soros Vakfı’ndan tek bir kuruş yardım almadık. Ödül törenine Kültür ve Turizm Bakanı da katıldı ve ödüller verdi. Yarışmaya katılanlar bizim ‘gönüllü’ tanıtım elçilerimiz. Bunları ikna etmek 1 bardak çay ile olur, ve nitekim biz bunu başardık. Her şey para değil.
turk-internet.com : Bu organizasyonun duyulmasının ardından nasıl tepkiler aldınız?
Nurdoğan Şengüler : Hiç kimse, yarışmanın böyle bir ilgi göreceğini beklemiyordu. Her kes; “Ne oluyor yahu?” demeye başladı. Biz, sadece bir varolan bir fikri dünyaya açtık ve çok da büyük ilgi gördü. Sri Lanka, Şili gibi dünyanın bir ucundan başvurular gldi. Bu işin sadece araştırması 2 yıl sürdü. Buraya katılabilmeleri için insanlardan, İstanbul’a gelmiş olmalarını ve en azından 1 fotoğraf çekmiş olmalarını ve eğer mümkünse bir bloglarının olmasını istedik.
Önde gelen bir GSM operatörüne danışmanlık yapan Vladimir Dimitrov bize geldi ve bu organizasyonu nasıl başardığımızı bize sordu. Yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren şirketlerin birincil öncelikli alanlarının başında fotoğraf geliyor. Ama, ne olup bittiğinden haberleri yok. İnsanlar bunu nasıl başardığımızı anlayamadılar ve anlayamıyorlar, çünkü biz bu çalışmaları underground bir şekilde gerçekleştirdik.
Röportajın devamını Nurdoğan Şengüler; Bir Bardak Çaya Gönül Aldık – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 