Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu, IŞID konusunda “Kapımızdaki IŞID” başlığı ile bir açıklama yayınladı. Bu açıklamayı aşağıda okuyabilirsiniz;
- 2003’te (Irak Savaşının başlamasıyla) kuruluyor. 2004’te El-Kaide’ye bağlılığını ilan ediyor.
- Petrol kaynaklarına yakınlığı nedeniyle dünyanın en zengin terör grupları arasında yer alıyor.
- Irak Savaşında binlerce sivil Iraklı’yı öldürüyor.
- Nisan 2013’te Suriye’nin kuzeyinde en güçlü gruplardan biri oluyor.
- Suriye’de etkin olduğu bölgelerde şeriat kanunlarını uygulamaya başlıyor.
- 2013 Mısır Askerî Darbesi’ne karşı, Mısırlıların sekülerizm, demokrasi ve milliyetçilik gibi cehalet yollarını reddetmeleri gerektiğini söylüyor.
- Haziran 2014’te Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’da kontrolü ele geçiriyor ve Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nda çalışan 49 kişiyi rehin alıyor.
- Ve Ekim 2014. Urfa merkeze 50 km. uzaklıktaki sınırın hemen diğer tarafındaki Kobane, IŞİD’in ağır silahlar kullanarak gerçekleştirdiği saldırılarla günlerdir yanıyor.
Yeni adıyla İslam Devleti (İD), bilindik ismiyle Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’i sosyal medyadaki infaz görüntüleri ile tanıdık. İnsanlar kurşuna diziliyor, başları kesiliyor… Yaşayanların anlattıklarından öğreniyoruz ki, kadınlar kaçırılıyor, çocuklar öldürülüyor. Bu görüntüler görmek ve duymak istemediğimiz kadar gerçek. Bu gerçekliğin kısa geçmişinin altından ise yine katliamlar; ve fakat en korkuncu, yayılmacılığın tarihi çıkıyor.
IŞİD:
IŞİD’in Türkiye ile “temasları” ise yakın zamanda başlıyor:
IŞİD Kobane’yi ele geçirirse, bölgede bir katliama daha imza atma olasığı yüksek. Ayrıca, Türkiye-Suriye sınır hattının bir kısmına daha sahip olacak. Bu nedenle, “düştü düşecek” diye beklenen Kobane’nin direnmesi, hem IŞİD’le savaşan Ortadoğu halkları hem de Türkiye halkları için önem taşıyor.
Ortadoğu ve Türkiye
Ortadoğu’nun uzak ve yakın tarihine baktığımızda mezhep ve etnik kökenlere dayalı savaşların sıkça yaşandığını görüyoruz. Küresel elitler, Ortadoğu’nun zengin petrol, doğalgaz ve su kaynaklarını ellerinde tutmak adına önce bölgede terör örgütleri yaratarak karmaşa çıkarıp sonra terörle mücadele perdesi arkasında bölgedeki hegemonyalarını sürdürmekte, zenginliklerine zenginlik katmaktadır. Bugün ise yarattıkları ucube terör örgütü IŞİD’dir.
Ortadoğu’da işlenen insanlık suçları, bölge ile ülkemiz arasındaki kültürel ve etnik ortak değerler ve yaşananların ülkemizle yaratığı psiko-sosyal yansımalar bizleri kaygılandırmaktadır. Ülkemizde iktidarın, “yeni Türkiye” söylemiyle muhafazakâr, gelenekçi, dindar ve Sünni nüfusu elinde tutma çabası ile farklı yapıları, toplulukları kutuplaştırıcı, toplumu “biz ve onlar” olarak ikiye ayıran, otoriter, anti-demokratik yönetim biçiminin bu topraklarda yaratacağı karmaşa açıktır. Savaştan kaçarak ülkemize göç eden insanların sorunları ise bambaşka sorunları beraberinde getiriyor.
Mevcut hükümetin söylem ve yaklaşımı, ülkedeki gerilimi artırdığı gibi toplumsal barış ve anlayışın önünü de kapatmaktadır. Tehlikeli boyutlara ulaşan gerilim ve kutuplaşmanın silahlı kamplaşmalara dönüşme ihtimali bizleri tedirgin etmekte, uluslararası arenada yalnızlaşan bir ülke görünümü ise kaygılarımızı artırmaktadır.
Ortak Bir Gelecek
Etnik köken, din ve mezhepsel çatışmaların, sıcak savaşın, ülkemize doğru hızla ilerleyişine tanıklık ettiğimiz tarihsel bir dönemden geçiyoruz. Takip ederken başımızın döndüğü, içinde boğulduğumuz, ağız dolusu analizler ile güç ve denge hesaplarına maruz kalıyoruz. Akıl tutulması olarak bize geri dönüyor bu dehşetengiz analizler.
Oysa biz basit düşünmeyi tercih ediyoruz. Görünen o ki; ülkemizin Suriye sınırı olan Kobane’de yaşayan halklar, düşünsel ve kültürel farklılıklarına rağmen bu gericiliğe karşı topraklarını korumakta, sivil halkın yok edilmesine karşı mücadele etmekteler. Kaynayan kazan Ortadoğu’daki çatışma ve savaş kabusunun bu topraklara da sirayet etmesine izin vermemek için 90’ların reflekslerini bir kenara bırakarak, Gezi ruhuyla, herkesi IŞİD baskısı ve saldırısı altındaki Kürt, Ezidi, Arap ve Türkmen’lere daha güçlü sahip çıkmaya davet ediyoruz. Rojava’daki diğer kantonlardan Kobane’ye gönderilecek yardımların ulaştırılması için, ülkemiz sınırları içinde yardım koridoru açılması çağrısını destekliyoruz.
Türkiye’de çeşitli illerde gerçekleştirilen Kobane’ye destek eylemlerinde hayatını kaybeden 40’ı aşkın yurttaşımızın yakınlarına baş sağlığı ve sabır diliyor, savaş ve şiddete karşı barış ve dilayoğun savunucuları olarak, her türlü provakatif söylem ve şiddet kışkırtıcılığını kınıyoruz.
Ülkemiz genelinde uygulanan ve uygulanacak politikalar, katılımcılığı teşvik edici, ayrımcı değil birleştirici, insanlık ve kardeşlik temel unsurları üzerinde kurulmalı; demokratik yol ve yöntemler kullanılarak geliştirilmelidir. İçinden geçtiğimiz zor günlerin toplumsal dayanışma, anlayış ve birliktelikte aşılacağına inanıyoruz.




Kaynak : 