Geçtiğimiz günlerde kapanışı gerçekleştirilen Babıali Şenlikleri dolayısıyla gittiğim stand alanında tanıştığım Görmeyen Gazete Kentim Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Saime Oğuzhan, pek çoğumuzun bilmediği bir konuya, görme özürlülerin de ‘okumak isteyebileceklerine’ dikkatimi çekti.
Kendisiyle, görme özürlülere yönelik çıkarttığı Görmeyen Gazete üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Oğuzhan’ın vurguladığı ana noktayı, Türkiye’de, çok sayıda görme özürlü olmasına karşın, konuya yeterince eğilinmemesi oluşturuyor.
turk-internet.com; Bize Görmeyen Gazete’den bahsedebilirmisiniz?
Saime Oğuzhan; Görmeyen Gazete fikri, 2006 yılının Aralık ayında ortaya çıktı. Ben size ortaya çıkışını kısaca anlatayım. Kentim gazetesinin imtiyaz sahibiyim, bir gazeteciyim. Kentim gazetesi Türkiye’deki, engelli vatandaşlarımızın birtakım sorunlarını da dile getiren bir gazetedir aslında.
Uzun yıllardır engellilerle ilgili çalışma yaparken Şişli’de açılan görme engellilerle ilgili bir derneği ziyaret ettiğimiz sırada bu fikir ortaya çıktı. Çünkü onların okuyabilecekleri hiçbir materyal ellerinde yoktu. Ülkemizdeki Braille yazının tarihçesini araştırdığımızda, körler okulundan mezun ve insanların daha sonra bu alfabeyi unuttukları, karşımıza çıkan bir tablo oldu.
Çünkü Braille bizim gözlerimizle gördüğümüz olay, onların parmak uçları. Parmak uçlarındaki hassasiyet, yaş ilerledikçe biliyorsunuz azalıyor ve tabi ki bu bizi etkiledi. Daha çok Sosyal sorumluluk projeleri üzerine de çalışmalarımızı da yürütüyoruz ve böyle bir gazete çıkarma fikri, buradan doğdu.
Tamamen bu bir sosyal sorumluluk diye düşündük. Çünkü körler okulundan mezun olan ve bu alfabeyi bilen insanların okuma açlığının ne olduğunu tabi ki okumayı çok seven insanların algılaması gayet doğaldır. Tamamen bu çalışma, bunun için ortaya çıktı diyebiliriz.
Gazetemizin isim babası cemiyet başkanı Sayın Orhan Erinç’tir. İsim arayışı içerisindeyken kendisine danıştık. “Görmeyen Gazete olsun” dedi ve 2007’nin Mayıs ayında ilk sayımız yayın hayatına girdi.
2 görme engelli kişiyle yola başladık. 2’si de üniversite’de öğrenciydi. Doğuştan körlerdi. (13:26) alfabesini biliyorlar çünkü biz bilmiyoruz. Ama ben de öğrenmeye çalışıyorum. Şuan gazetede Fatih, Mehmet Moray arkadaşımız bizimle birlikte çalışıyor. Kendisi Marmara İletişim Fakültesi Mezunudur. O da (13:12) alfabesini biliyor.
O arkadaşlar, eğitimleri dolayısıyla devam edemediler, 4 ay çalıştılar. Daha sonra Fatih Bey ile devam ettik. Kendisi çok kısa süre içerisinde olaya hakim oldu. Hem haber hem de baskı esnasında gazetenin başında bulunuyor. Haber tabi ki çok çabuk tüketiliyor.
Ama daha çok güncelliğini koruyabilen, özellikle görme engelli arkadaşlarımızın dünyadaki teknolojiden de olması için yani güncelliğini koruyabilen, teknoloji ile ilgili haberler çok fazla ve hepimizin okuduğu haberler çünkü Kentim Gazetesinin aylık eki diyoruz.
1 ay içerisinde de daha çok güncel haberlerden derliyoruz. Kültür sanat, eğitim, spor gibi her alandan haberlerimiz var. Birçok okurumuz bize telefon edip, ‘bizim için acaba okur köşesi de açar mısınız? demişler, böyle bir talep olmuş.
Bizim okur köşemiz de var. Ayrıca Türkiye’nin birçok ilinden bizi arayıp, işte haber gönderen, hem internet üzerinden hem Braille olarak bize yazıp, haber yapan görme engelli okuyucularımız var. O köşemizde onların haberlerini de yayınlıyoruz.
Okuyucu profilimiz daha çok, Braille hatırlayabilen, okuyabilen arkadaşlar ama daha sonra görme yetisini kaybeden kişiler de bu gazeteyi okumak istiyorlar. Nerede okuma- yazma öğrenebiliriz diye bize talepler geliyor. Bu da şunu ortaya çıkartı; bizim daha çok gazete satmamız için, daha çok abone bulmamız için açıkçası daha çok okura ihtiyacımız var. Braille bilen insana ihtiyacımız var. Okuma, yazma kursları planladık, düzenlemeye başlıyoruz. Bunu halk eğitimine, işte İstanbul’ da Anadolu ve Avrupa yakasında pilot bölgelerde başlatıyoruz. İlk kez çalışmamız önümüzdeki ay başlayacak.
Gazetemizin okurları büyük çoğunluğu, gazeteyi ücretsiz olarak talep ediyorlar. Çünkü gazetenin maliyeti gerçekten çok yüksek. Özel bir kâğıt ve özel bir baskı gerekiyor. Bir gazete yaklaşık 20 TL’ye mal oluyor. Bizim, bunu kendi imkânlarımızla yapmamız çok zor. O kadar duygusal talepler geliyor ki; “ben hiç hayatımda görmedim nasıl bir şey” diyenler, eski sayınız kaldıysa eskisini gönderir misiniz diyen insanlar var. Tabi ki bu sorumluluğu aldıktan sonra onu da göndermemek açıkçası vicdanımıza sığmıyor.
Bu röportajın devamını burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.



Kaynak : 