Araştırmalar, küresel deniz seviyelerinin 30 yılın en yüksek noktasına ulaştığını ve artış hızının önceki projeksiyonları aştığını ortaya koyuyor. Bu hızlanma, dünya çapında kıyı bölgeleri için önemli tehditler oluşturuyor. Deniz seviyelerinin hızla yükselmesl, iklim değişikliği bağlamında önemli ve endişe verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Uydu ölçümleri ve gelgit ölçerlerden elde edilen son verilere göre, küresel deniz seviyeleri son 30 yılın en yüksek noktasına ulaştı. 2013 ile 2022 arasında, deniz seviyesi yılda ortalama 4,62 milimetre oranında arttı; bu, 1993 ile 2017 arasında gözlemlenen yılda 2,9 milimetrelik artışa göre kayda değer bir artış. Bu artışın temel itici güçleri arasında ısınan okyanuslardan kaynaklanan termal genleşme ve buzulların ve buz tabakalarının erimesi yer alıyor. Bazı bölgeler daha hızlı değişimler yaşıyor. Örneğin, Brezilya’nın kıyısı son otuz yılda 13 santimetrelik bir artış gördü ve bu da önemli kıyı erozyonuna yol açtı.
Okyanuslar Neden Yükseliyor?
Küresel sıcaklık artışı nedeniyle okyanus suları ısındıkça genişliyor ve deniz seviyeleri yükseliyor. Ama daha önemlisi, Grönland ve Antarktika’daki buz tabakalarının ve dünya çapındaki buzulların hızlanan erimesi, deniz seviyesinin yükselmesinin başlıca itici gücü oluyor. Son çalışmalar, Grönland ve Antarktika’daki buz tabakalarının benzeri görülmemiş oranlarda eridiğini gösteriyor. Örneğin, Grönland 1993 ile 2019 yılları arasında yılda ortalama 279 milyar ton buz kaybederken, Antarktika aynı dönemde yılda 148 milyar ton buz kaybetti. Bu kayıplar daha önceki tahminlerden daha yüksektir ve deniz seviyesinin daha hızlı yükselmesine yol açıyor.
Ama yanısıra, yeraltı suyu çıkarma ve rezervuar drenajı gibi insan faaliyetleri de deniz seviyelerinin yükselmesine katkıda bulunuyor. Yansıtıcı buz yüzeylerinin kaybı (albedo etkisi) ve çözülen permafrosttan metan salınımı gibi olumlu geri bildirim döngüleri de küresel ısınmayı şiddetlendiriyor ve buz erimesini hızlandırıyor.
Deniz seviyesindeki artış dünya genelinde aynı değil. Batı Pasifik ve ABD Doğu Sahili gibi bazı bölgeler, okyanus akıntıları, rüzgar desenleri ve jeolojik faktörler nedeniyle ortalamadan daha hızlı artışlar yaşıyor.
Kıyı Şehirleri ve Küçük Adalar Tehdit Altında
Kıyı şehirleri artan taşkın riskleriyle karşı karşıya. Tahminler, 2050 yılına kadar ABD kıyı şeridi boyunca deniz seviyelerinin bir önceki yüzyılda gözlemlenen toplam artışa eşit olacak şekilde 25-35 cm arasında yükselebileceğini gösteriyor. Yükselen deniz seviyeleri, özellikle fırtınalar ve yüksek gelgitler sırasında kıyı taşkınlarının sıklığını ve şiddetini artırıyor. Kıyılardaki yerleşim merkezleri ve küçük ada ülkeleri özellikle savunmasız durumda. Kıyı erozyonu hızlanıyor ve mangrovlar, mercan resifleri ve sulak alanlar gibi ekosistemleri tehdit ediyor. Bu ekosistemler fırtına koruması ve karbon tutulması gibi kritik hizmetler sağlar.
Yükselen denizler kıyı şeritlerinin aşınmasına ve kritik habitatların kaybına katkıda bulunarak, biyolojik çeşitliliği ve turizm ve balıkçılığa bağımlı yerel ekonomileri etkiliyor. Birleşmiş Milletler, artan deniz seviyelerini “dünya çapında bir felaket” olarak nitelendirerek, daha fazla etkiyi azaltmak için karbon emisyonlarında acil ve önemli azalmalar çağrısında bulundu.
Sera gazı emisyonlarını azaltmak, deniz seviyesinin yükselme hızını yavaşlatmak için kritik öneme sahip. Buna yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliğini artırma ve ormanlar ve okyanuslar gibi doğal karbon emicileri koruma dahil.
Deniz seviyesindeki artışın hızlanması, küresel iklim eylemine acil ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır. Önemli müdahaleler yapılmazsa, dünya çapındaki kıyı toplulukları giderek daha ciddi çevresel ve sosyoekonomik zorluklarla karşı karşıya kalacak.



Kaynak : 