Geçtiğimiz Haziran ayında yayınladığımız bir haberimizde köklü eğitim kurumlarının kapsamı genişletilmiş online eğitime kapı araladıklarını, bu çerçevede Amerika’nın, prestijli iki üniversitesi Harvard ile Massachusetts Institute of Technology’nin (MIT), sanal ortamdan eğitim verme konusunda işbirliği gerçekleştirdiklerini duyurmuştuk. (1) Stanford Üniversitesi Rektörü John Hennessy, dijital eğitimin yarattığı dönüşümü “Tsunami” olarak değerlendiriyor. Ancak konunun “kopya çekmek” gibi bir boyutu daha var.
Online eğitime dönük talep giderek artıyor. Okullar, bir taraftan bunacevap vermek isterken bir yandan da geleneksel eğitimin gereklerini yerine getirmeye çabalıyor. Online eğitim, geleneksele kıyasla çok daha ekonomik bir boyuta sahip olması ve öğrencilerin aynı zamanda işlerini sürdürebilmelerine imkan tanımasıyla çok sayıda kişinin ilgisini çekiyor. Ancak, online derslerin ne derecede faydalı olduğunun ölçümlenmesi ayrı bir başlığı ifade ediyor.
Eğitimi evlerinde ya da ofislerinde alan kişilerin kopya çekip çekmedikleri, ya da bir online sınav esnasında adı geçen kişinin mi ya da bir başkasının mı cevap verdiği temel endişe noktalarını oluşturuyor. İngiltere’de, Open University isimli eğitim kurumu geliştirdiği bir yöntemle uzaktan eğitime farklı bir boyut kazandırıyor. Yöntemle öğrenciler, belli tarih ve saat aralıklarında sınava tabi tutuluyor. Bu esnada öğrenciden kullandığı bilgisayarı belirli bir yerde sabitlemesi ve web kamerasını açık konuma getirmesi isteniyor.
Diğer yandan eğitimciler, kopya çekmenin salt online eğitimde meydana gelen bir şey olmadığına, kopyacılık olgusunun tarihin ilk dönemlerinden bu yana var olduğuna dikkat çekiyor. Kimileri, geleneksel eğitimde öğrencileri kontrol etmenin teknolojiye kıyasla daha zorlu olduğu görüşünü ifade ediyor. Sektör yetkilileri ise, online eğitim alan öğrencilerin nasıl daha etkili bir biçimde test edilebileceği konusunun ayrı bir öğrenme sürecini oluşturduğunu ifade ediyor. Yapılan anket çalışmaları, öğrencilerin, kendilerini otomatik bir sistemin derecelendirmesine pek de sıcak bakmadıklarını; değerlendrmede insan unsurunun olmasını tercih ettiklerini söylüyor.
Eğitimciler, online eğitimde kopyacılığı engelleyecek ve etkileşim güvenliğini sağlayacak teknolojilerin en geç 5 yıl içerisinde kulanımda olabileceğini öngörüyor. Bir diğer görüşe göre online eğitimde sınav emniyetinin sağlanması ve akabinde çok daha güvenilir bir sertifikasyon prosedürünün işlevselleştirilmesi online eğitime olan talebi hızla artıracak. Bunun yansımaları yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Online eğitime teknoloji boyutu katan firmalardan Coursera, 30 üniversitede 1.6 milyonu aşkın öğrencinin iştirak ettiği derslere çözümler sunuyor. Coursera kurucularından Daphne Koller, şirketinin, online öğrencilerin sınavlarının değerlendirilmesi konusunda çalışmalarını sürdürdüğünü ifade ediyor.
2007 yılında sadece ABD’de 4 milyonu aşkın kolej öğrencisinin en az 1 online ders aldığı ifade ediliyor. Haziran ayında görüşüne başvurduğumuz Maltepe Üniversitesi, Uzaktan Eğitim Birimi Başkanı Serdar Angun, sağladığı tüm kolaylıklara rağmen online eğitimin yüzyüze eğitimin yerine geçebilecek bir alternatif olmadığı yönünde bir değerlendirme yapmıştı.
(1) Eğitim Kurumları Online Eğitime Yeşil Işık Yakıyor



Kaynak : 