Atos Türkiye, IT altyapı alanında çözümlerin dışında uygulama yönetim hizmetleri ve danışmanlık hizmetleri de sunuyor. Atos Türkiye Genel Müdürü Orhan Akbulut, şirketinin kamu, finans, telko, enerji ve üretim sektörlerine odaklandığını ifade ediyor. Bilgi teknolojilerinin her alanında faaliyetlerinin bulunduğunu vurgulayan Akbulut, bunların arasında güçlü bir sinerjinin olduğunu söylüyor.Atos’un, pazara sektör özelinde odaklandığını belirten Akbulut;
“Daha çok sektöre katma değer sağlayan IT hizmetleri ile business process outsourcing dediğimiz firmaların iş süreçlerinin devralınması ve dış kaynak kullanım modeliyle sağlanılması öngörülen çağrı merkezi, döküman işleme, işlem bazlı hizmetler odak konularımızı oluşturuyor”
diyor. Kamu payının şirketin toplam iş hacminin 3’te 1’ine karşılık geldiğini ifade eden Akbulut, Maliye Bakanlığı ile gerçekleştirilen Vedop Projesi’nin bugüne kadar ki en büyük projeleri olduğunu anlatıyor. Akbulut:
“Kamunun IT pazarındaki payı yüksek. Ama daha donanım ağırlıklı ve lisans ağırlıklı olan satın almalar, projeler bizim çok odağımızda değil. Onun için belki bizim iş hacmimiz içindeki oranı toplam pazardaki kamunun oranına göre biraz geridedir”
şeklinde konuşuyor. turk-internet.com’un “Atos’un büyük bir IT şirketi olduğunu biliyoruz. Dünyada kaç ülkede faaliyet gösteriyor ve Türkiye kaçıncı sırada yer alıyor?” sorusuna cevaben Orhan Akbulut şunları söylüyor;
“Atos ağırlıklı olarak Avrupa’da çok yaygın ve güçlü bir şirket ama bununla beraber Amerika’da ve Uzakdoğu’da da operasyonları var. 42 ülkede yaklaşık 74 bin çalışanıyla ve yıllık iş hacmi 2011 sayılarına baktığımız zaman 8.6 milyar avro seviyesinde. Türkiye için bir öngörüde bulunmak gerekirse bu yapı içerisinde dünyada %1’e karşılık geliyor diyebiliriz ama büyüyen trendiyle bunun zaman içerisinde %2’lere çıkacağını tahmin ediyorum.
Orhan Akbulut’a, Atos’un e-postanın kaldırılması, alternatif çözümlere yönelinmesi yönündeki proje ve çalışmalarını soruyoruz. Bunun, Atos açısından çok dikkat çeken, ses getiren bir konu olduğunu ifade eden Akbulut, şunları söylüyor:
“Konu, ‘Zero E-mail’ sloganıyla gündemde yerini aldı. Burada kastedilen Atos şirketi içerisindeki dahili e-postaların 2013 yılı sonuna kadar ortadan kaldırılması. Tabi amaç iletişimi ortadan kaldırmak değil, daha verimli bir iletişim sağlamak. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki, bu e-postaların zaten önemli bir kısmı işle ilgisi olmayan, çok da önemli ve gerekli olmayan içerikler. Ve insanlar vakitlerinin önemli bir kısmını bu e-postalar için harcamak durumunda. Yaklaşık haftada 15-200 saat ortalamada gereksiz e-postalara vakit harcadığımız tespit edilmiş. Bunun alternatifi daha etkin iletişim yöntemleri kullanmak, işin bit boyutu teknoloji. E-posta yerine şirket içi bir sosyal iletişim ağı, daha gerçek zamanlı mesajlaşma yöntemleri, projeler için işbirliği platformları ama bunun ötesinde yüz yüze iletişimi daha güçlendirecek şekilde yeni ofis konseptini buna göre uyarlamak, daha insanların birlikte ve ekipler halinde ve doğrudan iletişim halinde olabileceği modelleri hayata geçirmek.”
Akbulut’a belirtmiş olduğu “özel hayat ile iş hayatının dengede tutulduğu bir anlayışın yaygınlık kazandığını” şeklindeki ifadesini sorduk;
Günümüzde ‘plaza esirleri’, ‘plaza tutsakları’, ‘plaza mutsuzları’ gibi terimleri duyuyoruz. Özellikle büyük şirketlerde çalışan insanların gitgide yoğunlaşan rekabet şartları içerisinde yıldan yıla hep vakitlerinin daha fazla bir kısmını iş için ayırmaları ve iş-özel hayat arasındaki dengenin iş hayatı yönünde doğru zaman içerisinde daha da bozulduğu gözlemleniyor. Bu aslında önemli bir konu. Kişilerin de verimli olması açısından da bir denge gerekiyor. Bunu birçok şirket de sağlamak için çeşitli çalışmalar yapıyor. Demin bahsettiğimiz gereksiz dahili e-maillerin zaman içerisinde ortadan kaldırılması projesi de aslında böyle bir düşüncenin parçası. Bunun farklı boyutları var. Ama sürdürülebilir bir başarı, verimlilik diyorsak bunun bir parçası da aslında insanın tüm hayatının daha dengeli olması. Özel hayat – iş hayatı dengesinin sağlanması da önemli bir konu.
Karabulut’a “Gündemde sıcaklığını yitirmeyen Türkiye’nin yurtdışındaki algısı konusunda değerlendirmelerini” sorduk;
“Türkiye tabi özellikle makro ekonomik göstergeler açısından Avrupa’dan ciddi şekilde ayrıştı. Avrupa bildiğimiz gibi 2011’de özellikle yüksek kamu borçlanması sebebiyle ciddi sıkıntılar yaşıyor. Türkiye büyüme hızıyla 2011’de çok dikkat çeken bir ülke oldu ve gelecekle ilgili beklentiler de çok pozitif. Bunun için Atos, Türkiye’ye bu anlamda yatırım yapılabilir bir ülke olarak bakıyor. Bununla ilgili de bazı hazırlıklarımız, çalışmalarımız var. Hem bir yandan organik büyümeyi sağlamak için yatırımlar, projeler yapıyoruz; bir yandan da şirket satın alması konusunu değerlendiriyoruz. Bununla ilgili hazırlıklar yapıyoruz.”

Kaynak : 