Bu yazı dizisinin önceki bölümlerini;
- Türk Telekom Özelleştirmesi Nasıl Bu Hale Geldi – 1
- Türk Telekom Özelleştirmesinde 2 Kamp – 2
- Türk Telekom Özelleştirmesinde Neler Düşünülüyor – 3
- Coşkunoğlu; Sektör Örgütlü ve Planlı Hareket Etmedi – 4
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Türk Telekom özelleştirmesinin farklı boyutlarını aktarmaya çalıştığımız yazı dizimizin bugünkü bölümünde bir Türk Telekom yöneticisinin samimi bulduğum düşüncelerini kendi kaleminden aktaracağım;
Sayın Nebil;
Türk Telekom çalışanı olarak bu gün Telekom özelleştirmesinden dolayı çok karmaşık duygular yaşayan biriyim. Çünkü; 198. yılından beri bu kurumda ekmek yiyen birisiyim ve 1993 yılından bu yana da özelleştirme sürecinin içindeyim.
Dünya konjonktüründe devlet tekellerinin teker teker özelleştiği, sektörün rekabete açıldığı br süreçte Türkiye’nin bundan etkilenmemesi mümkün değildi ve öyle de oldu. Ancak; Türk Telekom özelleştirilmesi kimi zaman Mümtaz Sosyal Hocanın devletçi yaklaşımından, kimi zaman aşırı milliyetçi söylemlerden dolayı uzadıkça uzadı ve 1995 ve takip eden yıllarda Telekom’u Türkiye’nin dış borç miktarına yakın bir bedelle satmak mümkün iken bu gün o değerin 3’te ve hatta 4’e birine zor sattık.
Kanımca o zamanda bu özelleştirmeye karşı çıkanlar Türkiye’ye iyilik etmediler.
Çalışanlar da şirketin içinde bulunduğu belirsizlik ve iş güvencelerinin ortadan kalkacağı yönündeki şüphelerle gerçek verimlerini ortaya koymadılar ve koyamadılar.
Tüm bunların üzerine özelleştirme karşıtı siyasi iktidarın özelleştirmeyi güçleştirecek organizasyonlar yapması, niteliksiz çok sayıda personel alınması gibi nedenler de eklenince bu günlere geldik.
Yine bugün Telekom çalışanlarının gelecek endişesine çok fazla kendilerini kaptırmış olmalarında, geçmişte kendilerini yetiştirme ve geliştirme konusunda gayret göstememelerinin çok büyük rolü olduğunu düşünüyorum.
Çalışanlarımızın önemli bir bölümü aldıkları ücretin hakkını verme konusunda gayretli olmadılar. Kendilerini gelecekte bu sektörün özelleşeceğine inandırmadılar ve kendilerini rekabete yönelik
hazırlamadılar.
Türk Telekom içinde, yukarıdaki satırlarını okuduğunuz yöneticiye benzer şekilde, olayları belli pencereler yerine gerçekçi bir şekilde gören ve ifade eden başka kişiler de var. Bu kişilerle zaman zaman yaptığımız sohbetlerde, şikayet konuları şöyle beliriyor;
- Türk Telekom içindeki “asıl işi yapan kadroların” yani teknik personelin ve özellikle Mühendislerin sayısının (60.000 kişi içinde 2.000) azlığından şikayet eden kişiler vardı.
- Yine aynı kişiler, teknik personel ve mühendis ücretlerine dikkati çekerek, özellikle eğitim saviyelerine uygun gelir kazanamadıkları yönündeki haksızlıkları vurguluyorlardı.
- Bir üstteki sorun, yönetici kadroları “kıymetli elemanlarımızı bu maaşlarla tutamıyoruz” şeklinde etkiliyordu.
- Türk Telekom personeli, 1990 sonrası özellikle yönetim kadrolarının siyasi olarak doldurulması ve kadrolara uygun özellikte olmayan kişilerin atanması sıkıntısını da iletiyorlardı
- Son olarak, telekom işindeki hızlı gelişmeler nedeniyle, personel gerekli eğitimleri alamadıklarını, özellikle 90 sonrası bu tür ptogramlarda büyük oranda azaltmaya gidildiğini vurguluyorlardı.
Bunları (dı) şeklinde aktardım. Çünkü bundan sonraki süreçte ne olacağını bilmiyoruz. Bu bugüne kadar yaşanan sıkıntılar. Ancak aktardığım sıkıntılara ek olarak, yukarda satırlarını yayınladığımız Türk Telekom yöneticisi başka bir noktaya da dikkatimizi çekiyor. Bu satırları yeniden hatırlayalım;
Çalışanlar da şirketin içinde bulunduğu belirsizlik ve iş güvencelerinin ortadan kalkacağı yönündeki şüphelerle gerçek
verimlerini ortaya koymadılar ve koyamadılar.
ve
Çalışanlarımızın önemli bir bölümü aldıkları ücretin hakkını verme konusunda gayretli olmadılar. Kendilerini gelecekte bu sektörün özelleşeceğine inandırmadılar ve kendilerini rekabete yönelik
hazırlamadılar.
Bu 2 paragraf, özelleştirmede işlenen hata “yani yıllardır sürüncemede bırakılan özelleştirme kararı” nelere yol açıyor, daha iyi gösteriyor.
Bu arada geçen hafta Hürriyet Gazetesinde yayınlanan Paul Doany röportajının da sektörde bir miktar tartışmaya yol açtığını belirtmeliyim. Röportajda Doany’nin özellikle “Türk Telekom iyi yönetilmiş” sözleri “Doany gerçekleri mi görmüyor?” yoksa “Şu anda son işlemler bitene kadar bazı konularda cephe açmak mı istemiyor?” şeklinde tartışılıyor.
Yazı dizimiz devam edecek..



Kaynak : 