Bu söyleşinin ilk bölümünü Ergin Öztürk : Yazılımın İyisi, Kötüsü Yoktur, Uygun Olanı, Olmayanı Vardır – 1 ve ikinci bölümünü Öztürk : IFS’i Aldığınızda Size Verilen Bir Yazılım Değil, Aslında Bir KnowHow – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
turk-internet.com: Türkiye’ye baktığımızda çok köklü aile şirketlerinin olduğunu görüyoruz. IFS yazılımları aile şirketlerine nasıl bir kolaylık sağlıyor?
Ergin Öztürk: Bizim, “Akıllı Şirket Günleri” adında düzenlediğimiz bir organizasyonumuz var. Türkiye’de yoğunlukla aile şirketleri var. Şimdi ben enteresan bir tespitle başlamıştım o zaman. İnsan ömrü uzuyor. Bundan 20 sene önce insan ömrü ile 50 yıl öncesinin insan ömrü aynı değil. Son 50 yılda insan ömrü yaklaşık 20 yaş daha uzamış. Sebebi şu: çünkü beyin adaptasyon yeteneği çok yüksek bir şey ve çevre de ne kadar bozucu etkenler de olsa buna rağmen insanlar daha fazla adapte oluyor.
Ama şirketlere bakıyorsunuz, şirket ömürleri kısalıyor. Şirket ömürleri 20 yıldan 15 yıla düşmüş. Türkiye’de, ortalama aile şirketi ömrü 10-12 yıl. Yani şu demek, güzel bir şirketiniz varsa 10 yaşına geldiğinde ortada bir şirket kalmıyor.
Peki neden böyle? İşte biraz evvel anlattığım sebepten ötürü.
Siz, bir iş kolunda bir iş kuruyor olabilirsiniz. Benim konuştuğum iş sahiplerinin derdi bu. İşi belli bir noktaya getirmişler, ancak o noktadan sonra büyütemiyorlar ya da verimli, karlı bir işletme olmuyor. Sebebi bu.
Aile şirketi demek; aslında, bir anlamda birinci neslin, hadi bilemediniz ikinci neslin bir noktaya getirdiği bir yapıdan bahsediyoruz. Mesela diyelim ki 50 yıl ya da 30 yıl önce kurulmuş bir şirket, o dönem ki şartları düşünün, bu dönemdeki şartları düşünün. Her an her şey değişiyor. İşin başındaki nesil yaşlanıyor. Ortama adaptasyonda bir sıkıntı çekiliyor. Bu noktada ikinci nesilden beklenen şey şu. Daha yoğun teknoloji kullanımıyla işletmeye yeni bir sıçrama yaratması.
Bizim buradaki sloganımız: 2T formülü. Birinci neslin avantajı tecrübe ise, ikinci neslin avantajı teknoloji.
Genelde bizim sistemlerimizi işletmelerde ikinci nesil alır. Niye, zaten onlar teknolojiyle büyüyorlar. Biz diyoruz ki teknolojiden yararlanın. Bunun içerisinde doğru yazılım, doğru donanım, doğru mobil uygulamalar, web servisleri doğru bir şekilde entegre edip işlerinizin verimliliğini artırın. İşleriniz hızlansın, operasyon süreleriniz düşsün. Bunu daha az insanla yapmayı başarın. Biz diyoruz ki, yazılımla ya da donanımla ne kadar başarılı, hızlı, performanslı olursa olsun düşünemedikleri bir şey yaratamadıklarını düşünüyoruz.
İşte bu noktada insan devreye giriyor. Diyoruz ki, akıllı şirket insan ve teknolojinin uyumlu birlikteliği.
Şimdi nereden çıktı bu? Biz işimiz gereği çok şirket dolaşıyoruz. Bazı şirketlerin operasyonları yönetme, işletmeleri yönetme biçimlerinin diğerlerinden daha akıllı olduğunu gördük. Daha çabuk tepki verebiliyorlar. Bunun, büyüklükle, küçüklükle hiç alakası yok. Bunun, markayla hiç alakası yok. Ciroyla hiç alakası yok.
Yani, bazı şirketlerde insanlar daha akıllı davranıyor. Gereksiz şeylere vakit harcamıyorlar. İyi bir fiir bulduklarında hemen ertesi gün onu hayata geçiriyorlar. Sistematikler. Tüm bunları 6, 7 maddeyle bir araya getirdik ve “Akıllı Şirket” konseptini çıkarttık.
Temelde, bir insan vücuduyla bir şirket birbirlerine çok benziyor. Sebebi şu: organları, departmanlara benzetebiliriz. Organlar arasındaki damarlar da veri akışı. Beynin olmadığını düşünün. Kalp kafasına göre çalışıyor; kalp çok güzel çalışıyor, ama böbekler işlemiyor.
Soru şu: bir işletmede beyin kimdir? Herkes beyin patrondur diyor. Hayır, değil. Biz diyoruz ki işletmedeki beyin kurumsal yazılım sistemi. Yani diyelim ki IFS.
Neden böyle? Sebebi şu: merkezi bir sistem olması gerekiyor ve bütün departmanları yöneten bir sistem olması gerekiyor. Gereğinde kontrol ediyor, gereğinde düzenliyor. Onun için her departmandaki insan işini IFS’in kurallarına göre yapacak, ama düzeltmek, iyileştirmek gerektiğinde yine kendi bilgi ve becerisini koyacak.
Bu ne demek? Planlamada 20 yıldır çalışan Ahmet beyin bilgi ve becerisini mutlaka siz IFS’in içerisinde belirli bir kurallar silsilesi olarak koymanız gerekiyor. Ya da satıştaki Necla hanımın bilgi ve becarisini mutlaka IFS’in içerisinde belirli kurallar içerisinde koymanız gerekiyor.
Burada kural şu: ne Ahmet bey, ne de Necla hanıma bağımlı olmamanız gerekiyor. İşletmenin belirli bir kurumsal sistemi olacak, bu bilgi sistemi işletmenin bütün operasyonlarını yönetecek. Herkes bu kurallara göre çalışacak.
Bu durumda patron da rahat edecek. Sanıldığının aksine elemanlar, böyle bir sistem kurulduğunda kendilerine ihtiyaç duyulmayacağı endişesine sahip değiller. Aksine, şunu tespit ettik: insanlar işlerinde mutsuzlar. Neden mutsuzlar biliyor musunuz? Çünkü verimli çalışmıyorlar. Sürekli aynı operasyonları yapıyorlar, bundan dolayı da kendi kariyerlerine, hayatlarına bir şeyler katmıyorlar.
Oysa, bu tarz bir sistemde işin operasyonel kısmını, yani hammaliyesini IFS hallediyor. Siz, IFS’in yapamadığı bilgi gerektiren konuları ona öğretiyorsunuz. Yani, bir anlamda bir robota işi öğretmek gibi. Biz, bunu sistematik yapın diyoruz. Bunu yapan işletmeler dünya standartında işletmeler.
Biz bunu çok denedik. Tersanelerde de, makine imalatında da, plastikte de. Yabancı bir yönetim danışmanını getirin. Hakan Plastik bizim bir müşterimiz. Hakan Plastik’te kullanılan IFS sistemiyle, İngiltere’deki en büyük boru üreticisinde kurulan sistemle, çalışan sistem bire bir aynı. Bu şu demek. Yarın, Hakan Plastik İngiltere’ye ihracat yapacak olursa bu ürünün izlenebilirliği, kalitesi ve ya yönetim sistemindeki karlılığıyla ilgili temel veriler aslında üç aşağı beş yukarı aynı olacak.
Tabii, bundan büyük ölçüde istifade edecek olanlar da büyük işletmelerden çok KOBİ’ler olacak. Onlar, yeni yönetim stilleri arıyorlar. Yani, biz ne yapsak da yeni bir bakış açısı yakalasak diyorlar.
Söyleşinin son bölümünü Öztürk : IFS Kriterlerinde Yeterlilik Sağlamayan Firmalara, 1 Yıl Sonra Görüşelim Diyoruz – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Bu söyleşi, advertorial olarak hazırlanan IFS / Akıllı Şirket Çözümleri Dosyası kapsamında yayınlanmaktadır.

Kaynak : 