Geçtiğimiz haftalarda, İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen “Orta Doğu’da Demokratik ve Anayasal Geçiş Süreçleri” konulu Uluslararası Hukuk Çalıştayı’na çok sayıda hukukçu ve akademisyen katıldı. Malezya Inceif Üniversitesi’nden Prof. Dr. Murat Çizakça, bu değerli isimler arasında yer aldı. Prof. Dr. Çizakça ile ‘Arap Baharı’ndan günümüzün “evrimleşen” laiklik anlayışına kadar bir çok konuyu konuşma fırsatını bulduk.
Kendisiyle yaptığımız görüşmede Arap Baharına internet açısından bakmaya çalıştık ama tarihi ve dini bilgisi konuyu farklı bir alana taşıyor. Prof.Dr.Çizakça’nın ilginç notlarını okuyucularımıza sunuyoruz.
turk-internet.com: Gelecek beş yıl içerisinde İslam alemindeki baskıcı rejimler gidecek dediniz.
Prof. Dr. Murat Çizakça: Varsayım.
turk-internet.com: Ama mutlaka birşeylere dayanarak söylüyorsunuz bunu. Bir gözleminiz var anladığım kadarıyla.
Prof. Dr. Murat Çizakça: Sizin de gördüğünüz gibi, herkesin gördüğü gibi, muazzam bir talep var İslam dünyasında. Yani diktatörlük insanların burasına gelmiş durumda ve bu diktatörlük fakirliğe yol açıyor. Vaktiyle çok zengin olmuş bir bölge, dünyanın en zengin bölgelerinden bir tanesi. Ve günümüze gelindiğinde petrolü olan bu ülkelerin diktatörler yüzünden baskılar altında yaşaması halkları tarafından artık kabul edilmiyor.
turk-internet.com: Hızlı bir süreç var gibi görünüyor.
Prof. Dr. Murat Çizakça: Bakın ben artık “ne sen görürsün ne ben” gibi laflar etmemeyi öğrendim. Eski dostum ve büyük iktisat tarihçimiz Mehmet Genç’le biz böyle bir öngörüde bulunmuştuk ve 70’li yıllarda Sovyetler Birliği’nin çökeceğini tahmin etmiştik. İki tarihçi olarak konuştuğumuzda Mehmet Genç, bana; “ama, ne sen görürsün ne de ben” demişti. Ama ikimiz de gördük. Bazı olaylar muazzam hızlı gelişiyor. O konuşmayı yaptıktan iki, üç yıl sonra koskoca Sovyetler Birliği kendi kendine çöktü. Sovyetler Birliği’nin ancak nükleer savaş sonunda çökeceği düşünülüyordu o yıllarda. Biz bunun kendi kendine ve ekonomik nedenlerle çöktüğünü gördük. Onun için ben demokrasinin geleceğini düşünüyorum ve bundan en ufak bir şüphem yok.
turk-internet.com: Şeriatı batı değerleriyle bir araya getirmekten bahsettiniz. Bunu ne bağlamda söylüyorsunuz? İslam aleminde bu yönde gördüğünüz adımlar mı var?
Prof. Dr. Murat Çizakça: Evet. Ayrıca, kendi çalışmalarım da kısmen bu yönde. Daha spesifik olarak, hukuk devleti, demokrasi, mülkiyet hakları, İnsan hakları, özgürlükler gibi “Batı’yı Batı yapan” değerlerin İslamiyetle tam bir uyum içersinde olabileceğini düşünüyorum.
Bu arada ben çok ilginç bir üniversitede çalışıyorum. Sadece İslami finans üzerinde yoğunlaşan bir üniversite. Sadece bu konu üzerinde yoğunlaşan 35 tane profesör var bu üniversitede. Türkiye’de bir tane bile profesör yok bu konuda. Burada devamlı konuştuğumuz konu İslamdan esinlenerek gayet modern, etik ve ahlaklı bir sistem yaratabilir miyiz. Bunun üzerinde büyük çalışmalar var. Türkiye’de pek yok ama İslam dünyasında özellikle de Malezya’da bu yönde çalışmalar var.
turk-internet.com: Sizin gördüğünüz kadarıyla demokrasi islam dünyasında nasıl algılanıyor? Mesela geçmişten günümüze algıda bir değişim var mı?
Prof. Dr. Murat Çizakça: Müslümanlar önce Kur’an-ı Kerim’e bakıyorlar. Ondan sonra Hz.Muhammed’in hayatına bakıyorlar. 4 halife dönemine bakıyorlar. Orada demokrasiyle ilgili birşeyler görüyorlar. Mesela ne Hz.Peygamber, ne de 4 halife kendi çocuklarına saltanatı bırakmadılar. Saltanat oluşturmadılar. Hep demokratik yöntemlere benzeyen yöntemlerle geldi bir sonraki halife.
İslamiyette demokrasi başlangıcı vardır ama Emeviler bu işi bozdular. Emevilerle birlikte saltanat sistemine geçildi ve bugüne kadar geldi. Bence bu İslama yapılan en büyük ihanettir ve Sasani ve Bizans etkisiyle yapılmıştır.
turk-internet.com: Peki günümüze gelirsek?
Prof. Dr. Murat Çizakça: Günümüzde de artık insanlar diktatörlükleri kabul etmiyorlar ve çok ciddi bir ayaklanmayla, kanları pahasına, bunlardan kurtulmak istiyorlar.
turk-internet.com: Bakış açısı tam anlamıyla batı demokrasisi mi?
Prof. Dr. Murat Çizakça: Hukuk devleti gibi kavramları batıdan alabiliriz ama laikliği batıdan alamayız. Çünkü özellikle Fransız laikliği dinsizliği gerektiriyor. Onu islam dünyasının kabul etmesi mümkün değildir.
Anglosakson laikliği bile sorunlu olabilir. O zaman bir üçüncü tip laiklik arayışı içinde Osmanlı’daki laikliğe bakacağız. Çünkü Osmanlılar hem hilafeti hem de laikliği birarada yaşattılar. O sentezi en iyi yapan toplum Osmanlılardı. Ama onlar da Sünni-Şii meselesini çözemediler.
Osmanlı’da görmüş olduğumuz laikliği modernize etmek, geliştirmek bir çözüm olabilir diye düşünüyorum. Daha başka türlü ifade edersek, sadece gayri Müslimlere ibadet özgürlüğü vermiş olan Osmanlı laikliğinden tüm dini guruplara ibadet özgürlüğü veren modern bir laikliğe geçiş söz konusu olmalı.
turk-internet.com: Arap baharı ve sonrasında yaşananlar islam aleminin seküler demokrasiye bakışını etkiledi mi?
Prof. Dr. Murat Çizakça: Sekülarizm konusunda büyük bir sorun var. İslam dünyasında sekülarizme karşı çok büyük bir tepki var. O yüzden üçüncü bir tür sekülarizm arayışında olmalıyız diye düşünüyorum. Ne Fransız, ne de Anglosakson sekülarizmi, bize modernize edilmiş bir Osmanlı laikliği gerekli diye düşünüyorum.
Osmanlı’nın en büyük hatası gayrimüslümlere verdiği özgürlüğü Müslümanlara vermemesiydi. Mezhep kavgası çıktı. Şii – Sünni kavgası çıktı. Öncelikle ilk yapılması gereken şey gayri Müslümlere verilen hakların Müslümanlara da verilmesi gerekirdi. Ondan sonra kadın hakları meselesi geliyor ama, onun çözümü çok zor.
turk-internet.com: Siyasetten bağımsız düşünürsek Türkiye’deki sekülarizmi nereye koyuyorsunuz?
Prof. Dr. Murat Çizakça: İçinde bulunduğumuz sekülarizm en radikal sekülarizm olan Fransız sekülarizmidir. Aslında o bile değil çünkü aynı hatayı Türkiye de yapıyor. Mesela mezheplere eşit hakları vermiyor. Şiilerin Diyanet İşleri’nde temsil edilmesi lazımdır. Şiilerden ve Alevilerden vergi alınıyor ama temsil edilmiyorlar. Olmaz öyle şey. Bu, Fransız laikliğine bile sığmaz.
Türkiye Cumhuriyet’inin şu anda uygulamakta olduğu laiklik en kötü laikliktir. Bütün mezheplere eşit mesafede olan bir laiklik türü oluşturmamız lazım. Ama bunu Arap ülkerine de yansıtmak istiyorsak İslamiyete de saygısı olması lazım. Ancak o şekilde Arap ülkelerine yansıtabiliriz çünkü müthiş karşı çıkıyorlar. Yeni bir sistem arayışı içerisindeyiz. Benim bulabildiğim sistem Osmanlı laikliğidir ama geliştirilmesi gereklidir.



Kaynak : 