Prof. Dr. Selim Şeker, Türkiye’de çözüm üretmek yeterli olmadığını, sunulan çözüm önerisinin üst makamlarca kabul görmemesinin pek çok gelişmenin önünü tıkadığını söylüyor.
turk-internet.com; İnovasyon ve Ar-Ge Türkiye’de adından en çok bahsedilen kelimeler. Bu konuda özel sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Selim Şeker; Bugün Türkiye’de en büyük sorun bence özel sektör. Büyük şirketlerin içerisinde Türkiye’ye teknoloji manasında değer katan çok fazla şirket olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim. Büyük şirketler enteresandır cep telefonu işine bile girmiyorlar. Para kaybetme endişesini taşıyorlar. Bu ülkede hiç bir zaman yüksek teknolojiye yatırım yapılmadı. Al-sat ön planda tutuldu. Bu mentaliteyle Türkiye’nin çağı yakalaması pek mümkün görünmüyor.
turk-internet.com; Neden?
Selim Şeker; Bugün, Türkiye’de uydu dizaynı konusunda bir yarışma yapılmak istense sanıyorum katılımcı olmaz. Neden? Çünkü, bu konuda eğitim veren kurum yok ki. Bakın Amerika’da liselerarası uydu dizaynı yarışması yaptılar ve kazanan projeyi NASA gerçekleştirip uzaya fırlattı. Bizde nasıl? Aynı Afrikalı koşucuları milli atlet olarak lanse ettiğimiz gibi Fransa’ya yaptırdığımız uyduların üzerine Türk bayrağını yapıştırıyoruz; sana oluyor Türk malı uydu. Bakın bu konuda bir de pek hoş olmayan bir anekdot var aktarmak istediğim. Zamanında Türkiye uyduya ihtiyacı olduğunda bunu yapacak olan firmaya, Türkiye’ye know-how transfer etmesi şartını da içeren bir anlaşma sunuluyor. Ancak, sonradan bazı bürokratlar bir takım çıkarlar karşısında bu maddeyi hasıraltı ettiler. Sormak istiyorum; bu, vatan hainliği değilse nedir? Tabii, daha sonra o ihalede yapılan usulsüzlükler ortaya çıktı ama kaybeden biz olduk. Öte tarafta aynı günlerde iki tane çocuk 2 dilim baklava çaldı diye Türkiye’de yer yerinden oynadı biliyorsunuz.
turk-internet.com; Peki neden böyle oluyor?
Selim Şeker; Bakın, her şeyin başını ‘para kazanma’, ‘kar etme’ önceliği alıyor. Belki bir çok kişi farkında değil ama, para kazanmak kolay. Önemli olan bu teknolojilere yatırım yapmak. Bakın Çukurova Grubu’na. Turkcell’e yatırım yaptılar hem kendileri, hem de Türkiye kazandı. Önemli olan Türkiye’ye çağ atlatacak teknolojileri getirmek.
Bu fırsatla bir gözlemimi aktarmak istiyorum. Ben, Washington’da uzunca bir süre yaşadım. Evim, Türk büyükelçiliğine oldukça yakın bir mesafedeydi. O süre zarfında bir çok kamu görevlisinin devlet parasıyla Amerika’ya geldiğini gördüm. Pek çoğu resmi temaslar çerçevesinde geldiği halde bunlara iştirak etmek yerine gezerdi. Devlet parasıyla seyahat! Ben, bir çoğunun Türkiye’ye oralardan bir şeyler, bir teknoloji ve ya kendi alanlarıyla ilgili reform sağlayacak bir şeyler getirdiklerini sanmıyorum. O kadar traji-komik ki, her yıl yapılan ‘Geleneksel Türk Günü Yürüyüşü’ için geliyorlar; bir adım bile atmadan geri geliyorlar.
turk-internet.com; Teknokentler konusunda neler söyleyeceksiniz?
Selim Şeker; Teknokentler, üniversitelerin olmazsa olmazları. Teknoloji fakiri Türkiye için kaçınılmaz bir şey teknokentler. Batıda kalkınmışlığın göstergesi araştırmaya ayırdığınız parayla ölçülüyor. Türkiye, batıyla mukayese edildiğinde araştırmaya neredeyse hiç para ayırmıyor. Türkiye, dünyanın en gelişmiş ülkeleri Almanya ve Amerika’nın 100’de 1’i kadar bir para ayırmıyor. Biz, bu ülkeleri nasıl yakalayacağız?
Aslına bakarsanız, Türkiye’nin, AB’ye entegrasyonunda en kolay geçiş yapabileceği alan Ar-Ge. Öte yandan, üniversitelerin bu konudaki en büyük problemi kaynak bulabilmek. Bir diğer önemli noktayı da yüksek öğrenimde çok ciddi boyutta yaşanan sıkıntılar oluşturuyor. Bakın, ODTÜ, Boğaziçi Üniversitesi hep Türkiye’ye en önemli kişileri kazandırmış okullar. Bir sürü yeni üniversiteler açıyorlar. Var mı bir tane daha ODTÜ ve ya Boğaziçi Üniversitesi gibi? 100’den fazla üniversite açıldı, ama bir de verilen eğitimin kalitesine bakın. Çok sayıda üniversite açmak önmli değil. Önemli olan kaliteli eğitim verebilmek.



Kaynak : 