Panelin açılışında ‘Reklamcılıkta sürdürülebilirlik’ konusundaki çalışmalarıyla ünlü reklamcı Mike Longhurst bir sunuş yaptı.
Longhurts “Sürdürülebilirlik, kaynakların israf edilmeden, sonraki nesillere aktarılması anlamına geliyor. Bu noktada Reklamcılık ve sürdürülebilirliğin birbiriyle çelişiyor gözüktüğü noktalar var. Son dönemde pekçok kişi markalara saldırıyor. Anti kapitalistler özellikle bu konuyu vurguluyorlar. Böyle bir dönemde reklamın sosyal, çevresel ve ekonomik koşullara saygılı olması gerekiyor.” dedi.
Longhurst, sözlerinin devamında “Tüketim eğilimleri değişti. Şimdi artık tüketiciler, obesity’ye (aşırı yemek) yol açmak, çocukların kullanılması, aşırı çöp üretimi gibi konularda hassas. Yeni tüketiciler kullandıkları markaların üretim kalitesinin yanı sıra çevreye duyarlılığını da garanti etmesini istiyor.” dedi
Sunumda, Longhurst, “1980’lerde tüketici dışa dönüktü. 1990’larda ise tüketici içe ve içeriğe döndü. Şimdi artık markaların arkasındaki şirketlerle ilgilenmeye başladılar.” dedi.
İnsanlar yaşam kaliteleri konusunda politikacılara duydukları güveni markalara havale etti. Tüketiciler markaların artık sadece üretim kalitesinin değil, yaşam kalitesinin de garantisi olmasını istiyor. Dupont’un gelişmekte olan ülke insanlarına temiz su ve gıda ulaştırması, Unilever’in de Kuzey denizlerinde balık avlanmamasına ilişkin kampanyaları var. Şirketlerin güvenilir ve inanılır olması için bunu yapmaları lazım” dedi.
Longhurst, Türkiye’nin de dahil olduğu 28 ülkede yaptıkları bir araştırmada sürdürülebilirlik bilincinin Avustralya ve Hindistan’ta yüksek, Ortadoğu’da ise düşük seviyede belirlendiğini, tüketicilerin sürdürülebilirlik konusunda ilgilerinin çevrenin, hayvanların korunması ve yoksulluk alanlarında yoğunlaştığını belirtti. Longhurst, gençlerin sürdürülebilir tüketici olmadığının ortaya çıktığını da söyledi.
Mike Lognhurst, ‘Sürdürülebirlik. Ne?!’ isimli panele de katıldı. Panelde eski Devlet Bakanı, Beyaz Nokta Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Tınaz Titiz, Kalite Derneği Başkanı Hasan Subaşı, Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nesteren Davutoğlu ve Y&R/Reklamevi Yönetim Kurulu Üyesi Atilla Aksoy da yer aldı.
Türkiye’nin belirgin resminin kurumsal ve toplumsal alanda rekabet gücü düşüklüğü, sosyal çölleşme yani işsizlik, gelir dağılımındaki bozukluk olduğunu belirten Tınaz Titiz, “Türkiye reklam sektörü global etkilere kulak vermeli. Bir toplumda mutlu kesim, diğer mutsuz kesime göre ağır basıyorsa, mutsuz kesimi tolere edebilir. Sosyal çölleşme güçlü ise, mutlu kesimler, mutluluklarını kaybeder” diye konuştu.
Sorumlu şirket dönemi
Sanayileşmiş ülkelerin çevreyi kirleterek ‘çukura’ düştüklerini belirten Hasan Subaşı, şunları söyledi: “Sağlıklı çevre olmadan iyi bir ekonomi ve toplum yaratılamaz. Çevre sürdürülebilirlik endeksinde Türkiye 50.8 endeksi ile 142 ülke arasında 61’inci. 2001’de 70’inci sıradaydık. İlerlediğimiz bir nadir konu.” Türkiye’de hâlâ sosyal sorumluluk anlayışının tam olarak yerleşmediğini belirten Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nesteren Davutoğlu, ‘kalite ve fiyat eşitliği olan ürünlerde sosyal sorumluluğu savunan şirketlerin ürünlerini tercih eder misiniz’ sorusuna tüketicilerin yüzde 76’sının evet cevabı verdiğini, bu oranın yüzde 100’e ulaşmamış olduğuna dikkat çekti.



Kaynak : 