Kimileri, sosyal medyanın itici gücüyle insanoğlunun bir tür “isyan” çağına adım attığı görüşünü dile getiriyor. Sosyal medya o denli etkili ki sadece baskı rejimlerinin olduğu coğrafyalarda isyanların fitilini ateşlemiyor, aynı zamanda gelişmiş ülke ekonomilerinde antipatik bulunan markalara bir başkaldırıya da vesile olabiliyor.
“İsyan”, “başkaldırı” terimlerinin yoğun kullanıldığı bir dönemde İngiltere’de “Brandalism” şeklinde yeni bir pazarlama akımı, adından söz ettiriyor. Billboard’lara yapıştırılan materyaller taşıdıkları mesajlarla farklılıklarını hissettiriyor. Londra’daki Olimpiyat Oyunları esnasında kendisini gösterme fırsatını yakalayan Brandalism, dünyayı işgal eden markalara karşı bir tür “gerilla hareketi” olarak ifade ediliyor.
Brandalism Project’ten Robert Graysford’a “Brandalism”in ne olduğunu soruyoruz. Graysford, 8 farklı ülkeden toplam 26 sanatçının 35 reklam-karşıtı çalışmasının İngiltere’nin 5 büyük şehrindeki caddelere konulduğu bilgisini paylaşarak söze giriyor. Amaçlarını, “reklam endüstrisinin meşruluğunu sorgulamak” şeklinde ifade eden Graysford, böylelikle reklam kampanyalarının toplum üzerindeki negatif sonuçlarını da gündeme getirmek istediklerini belirtiyor. Brandalism hareketi, bireylerin borç yükü altına sokulmalarından, tüketimin özendirilmesine, kadın vücudunun kullanılmasından küresel iklim değişikliğine kadar bir çok sorunun oluşumunda reklamların etkilerinin ortaya çıkartılmasına çalışıyor. Graysford;
“Tüm bunlara ilaveten kamusal alanlarımızı büyük şirketlerin ‘çıkar alanları’ olmaktan kurtarmak istiyoruz”
diyor. Robert Graysford, Brandalism ekibini tanıtırken bunun ticari bir girişim olmadığını bir kez daha yineliyor. Amaçlarının, kamuoyunda reklam uygulamaları ekseninde bir tartışma başlatmak olduğunu belirten Graysford, bunu, tüketimi özendiren mesajlara yer verilen kamusal alanlara (billboardlar) sanatsal çalışmalar yerleştirerek gerçekleştirmek istediklerini ifade ediyor. Graysford, bu çerçevede adı öne çıkan sanatçıların işbirliği yaparak reklam ve onun devamında tüketimi özendirmeye karşıt mesajlarını kamuoyuna sunduklarını dile getiriyor.
Öteden beri kamuoyuyla etkileşim içerisinde olmak istediklerini anlatan Graysford, bu etkileşimler sonucunda aslında bireylerin reklamlar nedeniyle reklam sektörüne ne denli kızgın olduklarının daha iyi anlaşıldığını söylüyor. Ülkesi İngiltere’de yapılan araştırmaların reklam sektörünün yanlış yönlendirmeleri neticesinde özellikle gençlerin yanlış beslenme alışkanlıkları kazandıklarının altını çizen Graysford, buna ek olarak yine gençlerin reklamlardan etkilenerek vücutlarını sergileyebildiklerini, sigara ve alkol gibi bağımlılıklar yaşayabildiklerini dile getiriyor.
Graysford, geçtiğimiz yıl İngiltere’nin büyük kentlerinde yaşanan, yağma ve ölümle sonuçlanan sokak eylemlerinde, reklam endüstrisinin pompaladığı
“Sen, neye sahipsen osun”
kültürünün önemli payının olduğu yönündeki bir tespiti paylaşıyor. Bu tespit, Ağustos 2011’de yaşanan olayların hemen ardından kurulan ve olayların temelini saptama amacını taşıyan “Riots Victims and Communities Panel” isimli tarafından yapılmıştı. Raporda, göreli daha yoksul semtlerde yaşayan gençlere, toplumda kabul görebilmeleri için kendilerine sürekli olarak bir takım metalara sahip olmaları gerektiğinin söylendiği vurgulanıyor.
Brandalism hareketine salt İngiltere’den değil, aralarında Brezilya, Arjantin, ABD, Rusya, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Avustralya gibi dünyanın farklı coğrafyalarındaki ülkelerin medyalarından da yoğun bir ilginin olduğunu ifade eden Graysford, başarı kazanılmasında Tumblr gibi sosyal medya kanallarının yanı sıra blog sayfalarının da önemli etkilerinin olduğunu dile getiriyor. Graysford, bireylerin bu paylaşımları beğenmelerinin gerisinde kampanyanın ana fikrinin doğru seçilmesinin payı bulunduğunu belirtiyor.
Facebook başta olmak üzere çok sayıda sosyal ağın kullanıcı verilerini topladığını ifade eden Graysford, böylelikle şirketlerin doğrudan tanıtım ve reklam yapabildiklerini, bunların billboard’ların yerlerini aldığını dile getiriyor. Aynı zamanda birer tüketici olan kullanıcıların tüketimi özendiren reklam bombardımanından kurtulabilmek için sosyal ağlarını kapatabileceklerini ve ya reklamları elimine eden yazılımlardan faydalanabileceklerini sözlerine ekliyor.
(1) Brandalism’in Billboard Çalışmaları

Kaynak : 