2024 sonu itibariyle ülkemizin teknolojik alandaki durumunu analiz etmeye devam ediyoruz. Dün “Ulusal Yapay Zeka Stratejisinin (2021-2025)“ sadece gösteri halde kaldığına işaret etmiştik. Diğer alanları da yorumlamadan önce size teknoloji alanında bir kaç film önerisi yapacağım. Derler ki, ABD Başkanı (o zaman Reagan) “The Day After” yani nükleer savaşın ertesi gününü anlatan filmden etkilendiği için “Nükleer Silahsızlanma” anlaşmasına imza atmış. Gerçekten de filmler, bazı konuları gözönüne getirdiği için farkındalığı arttırıyor.
Bu nedenle, geleceğe dair çeşitli öngörüler taşıyan bazı filmlere dikkat çekmek istiyorum. Bunları izlediğinizde –bazı abartılar olsa bile– üzerimize gelen tren’in boyutları hakkında düşünceleriniz ya da fikriniz oluşabilir.
Yapay Zeka Karar Verici Olabilir mi?
İlk filmi 1 ay kadar önce yazmıştım zaten. “Yapay Zeka, Hakim’lerin Yerine geçebilir mi?” konusunu anlatan ve bu yıl eylülde vizyona giren İspanyol filmi Justicia Artificial (2024). Yargının hukukta yapay zekanın kullanımı ve otonom arabalar üzerinden, bu teknolojilerin iktidarlar tarafından kötüye kullanılma olasılığına işaret ediyor.
Robot Bilinç Kazanabilir mi?
İkinci önerim bir Rus bilim-kurgu dizisi aslında 2018 tarihli ama eskimemiş henüz. Yakın gelecekte, androidlerin günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiği, ev yardımcılarından endüstriyel işçilere ve hatta seks işçiliğine kadar çeşitli roller üstlendikleri bir toplumu irdeliyor.
Konu, geleneksel Asimov robotik yasalarının aksine, insanlara zarar vermek pahasına bile olsa, kendisini ve sahiplerini koruma yeteneği de dahil olmak üzere benzersiz yeteneklere sahip gelişmiş bir empatik android olan Arisa’ya odaklanıyor.
Dizide, yapay zeka etiği, insan-robot ilişkilerinin karmaşıklıkları ve toplumun teknolojiye bağımlılığı konularını irdelenliyor. Safronov ailesinin, müthiş robot Arisa ile etkileşimleri, tam da yapay zeka nereye kadar gider sorularını sorduğumuz bugünlerde, “robotlar bilinç kazanabilir mi, kazanırsa ne olur?” sorusuna yakından ve eğlenceli bir şekilde bakıyor.
Asker (Katil) Robot ve Yapay Zeka
Üçüncü önerim, asker robotlar ve öldürmek için kullanılabilecek algoritmalarla ilgili. “Bilinmeyen – Katil Robotlar”, drone ve köpek türü olanlar dahil orduların kullanabileceği türden silah robotlara ve yapay zekaya bakıyor. ABD’li deva şirketlerin ordulara bazı yazılımlar ürettiği biliniyor. Hatta Google ve Microsoft çalışanları bu yazılımlara karşı protestolar düzenlemişti. Trump da daha göreve yeniden başlayacağı tarihten önce bu konuya dair açıklamalar yapıyor.
“Bilinmeyen: Katil Robotlar” filmi askeri uygulamalarda Yapay Zeka’nın geliştirilmesi ve konuşlandırılmasını inceleyen, otonom silah sistemlerinin etik ve pratik etkilerini inceleyen 2023 yapımı bir belgesel.
Kişisel Verilerimiz Bizi Köleleştiriyor mu?
Dördüncü film ise bir Hint filmi. 2024 ekim tarihli CTRL. Geleneksel Hint filmlerinden çok farklı. “CTRL”, dijital çağda kişisel gizlilik, teknolojinin yaygın etkisi ve sosyal medya çağında modern ilişkilerin karmaşıklıkları temalarını araştırıyor. Film, hikayenin büyük bir kısmının bilgisayar ekranları ve dijital etkileşimler aracılığıyla ortaya çıktığı bir ekran hayatı formatı kullanıyor ve insan duyguları ile yapay zekanın kesiştiği noktaya dair çağdaş bir bakış açısı sunuyor. Sonunda da, kişisel verilerin geleceğini, daha doğrusu dev internet şirketlerinin insanları verileri aracılığı ile köleleştirdiği bir gelecek fikrini veriyor.
Yapay Zekanın Geleceği Şekillendirmesi
Genç bir kızın, kıyamet sonrası bir sığınakta “Anne” adlı bir robot tarafından büyütüldüğü, güven, Yapay Zeka etiği ve insan hayatta kalma temalarını inceleyen 2019 yapımı bir bilimkurgu gerilim filmi. “I am Mother (Ben Anneyim)”, insanlığın teknolojiyle ilişkisine dair derin sorularla gerilimi birleştiren düşündürücü bir bilimkurgu gerilim filmi. Güven, hayatta kalma ve yapay zekanın geleceği şekillendirmedeki rolü hakkında etik ikilemler ortaya atıyor.
Bizde Ne var? Dünyayı Kurtarmak mı?
Tamamı yapay zekalı dünyadaki ilk film diye anons edilen 3071 diye bir Türk filminin fragmanı ortalıkta dolaşıyor. Mersin merkezli bir film şirketi tarafından geliştirildiği bilgisi dışında, tüm oyuncu kadrosu, senaryosu ve sahnelerinin Yapay Zeka programları aracılığıyla oluşturulduğu kaydediliyor.
Konusu için verilen bilgi ise şu şekilde; birisi “Karanlık Zihin” diğeri “Bilge” adını taşıyan 2 yapay zeka çarpışıyor. Yani klasik “iyi ve kötü arasındaki çarpışma”. Karanlık Zihin, tarihsel hafızayı silmeye ve insanlığın yıkımını düzenlemeye niyetli kötü niyetli bir Yapay Zeka. Bilge ise Türk tarihinden ikonik figürleri dirilterek dünyayı kurtarmaya çalışan iyiliksever bir Yapay Zeka.
Bir dönüm noktasında, İstanbul’daki Fatih Bilişim Üssü’ndeki bilim insanları ve askeri yetkililer, Bilge’ye insanlığın son umudu olarak efsanevi Türk kahramanlarını uyandırma yetkisi verir. Mustafa Kemal Atatürk, Mete Han, Alparslan, Fatih Sultan Mehmet ve Kanuni Sultan Süleyman, Karanlık Zihin’in oluşturduğu varoluşsal tehdit ile mücadele etmek için bir araya geliyor.
Film ortaya çıktığında daha net fikrimiz olur. Ama son dönem halka pompalanan milli ve yerli trendinin bir parçası olma olasılığını düşündürttü.
Robotlar ve Yapay Zeka; Dünyayı Nasıl Bir Gelecek bekliyor?
Bu filmler, yapay zekanın ve robotiğin insan hayatına entegrasyonuna dair çeşitli bakış açıları sunarak, otonom makinelerle ilişkili hem potansiyel faydaları hem de etik ikilemleri vurguluyor.
Doğrusu Hint, Rus ve İspanyol filmlerinin derinliğine bakınca, düşüncem şu oldu; neden bizde hala geçmişte kalmış konuları içeren diziler devam ediyor?
Bunun bir nedeni, teknolojik derinliğimizin yeterli olmayışı olabilir. Toplumun çoğunluğunun dünyada olup bitenle ilgilenmemesi ya da ilgilenmesinin önlenmesi olabilir.
Bu yazı filmleri anlatsa da, aslında bir “FARKINDALIK YARATMA” yazısıdır. Teknolojiden geride kalmanın bizi nasıl bir dünyaya sürüklediğine işaret etmeye çalışıyorum. Lütfen farkına varın ve siyasileri itekleyin ki, matbaayı, Hazarfen Çelebi’yi, Sanayi Devrimini ıskalayan ülkemiz, yeni çağı bari bir yerlerinden yakalamaya çalışsın.



Kaynak : 