Bu yazının ilk bölümünü okumak için İnternet Cafe’ciler ve Filtre Programı Firmaları Uygulamadan Rahatsız – 1 ve ikinci bölümü Filtre Yazılımcılarının Haksız Rekabet Şikayeti Var – 2 başlıklarını tıklayınız.
İnternet filtre programı yazan firmaların rekabet konusundaki şikayetlerini anlattığımız bölümde, konuştuğumuz 2 firma yetkilisinin 2 farklı çözüm önerisi var. Bunlardan ilki fiyat kriteri konulması.
Filtre programları, 5651 sayılı kanunla, internet cafeler ya da yönetmelik adıyla toplu kullanım sağlayıcılar için mecbur kılındığında, TİB tarafından kullanılacak filtre programlarına yönelik bazı teknik kriterler de getirildi.
Bu kriterlerin zaman içinde değiştirildiği ya da daha doğru bir deyişle geliştirildiği görülüyor. Yazılımcı firmalar bu değişikliklerin kendilerini zorladığını belirtmekle birlikte, bunun gayet doğal olduğunu her yazılımcı bilir. Zaman içinde ihtiyaçlar veya deneyimlerin getirdiği yeni gereksinimler nedeniyle kriterlerde de değişiklikler olabilir.
TİB’in, filtre yazılımcılarına yönelik kriterleri uzun bir liste. Örneklemek gerekirse, kriterlerden birisinde kullanıcılarının ve internet cafe sahibinin filtre programını kapatmalarının mümkün olmaması bulunuyor. Diğer bir kriter (ki zaman içinde getirilen bir kriter) ise, bir internet cafede sunucu devreden çıkarılarak, terminallerin kullanımı durumunda, terminallerin ilgili filtre veri tabanını internetten almasının zorunlu olması getiriliyor.
Birinci Öneri : Fiyat Kriteri Konulabilir mi?
İşte bu noktada Webaynet’ten Bülent Şeker, TİB’in bir de fiyat kriteri getirmesi gerektiğini düşünüyor ve
Fiyat kriteri olduğunda, firmalar artık teknolojileri ile yarışacaklar..
diyor. Şeker’in bunu demesinin nedeni; internet cafe programı ile bundle verilen ve reklam modeli ile çalışan yazılımlar olması.
İş modeli olarak bakıldığında, maliyeti internet cafeci yerine, aynen televizyon modelinde olduğu gibi reklamdan karşılamak hiç de kötü bir model değil. Hem internet cafeci için para ödememek iyi bir fikir. Ancak zaman içinde tekele gidebilecek bir model olması korkutucu.
Filtre yazılımcılarının bir gazeteciyi arayarak dertlerini anlatmaya çalışmalarının nedeni de, 3 ay önce onaydan geçmeye başlayan bu yeni filtre programı yazılımlarında, gelirin kademeli olarak düşüyor olması.
İkinci Öneri : Belediyeler İnternet Cafe Ruhsatı Yanında Filtreyi Bedava Versin
Bülent Şeker, 2005 yılında başlattığı çalışma için
Benim kafamda internetle birlikte, sakıncalı içerik fikri de oluşmuştu. Bu nedenle daha yasa yokken yani 2005’de yazılımı geliştirdik. O zaman AKP Milletvekili Alim Tunç ile birlikte valilik ve belediyeleri ziyaret ettik ve kendilerine bu yazılımı ücretsiz olarak sunduk. İstiyorduk ki, bu tür yazılımlar olduğunu farkına varsınlar ve önersinler.
diyor ve buradan hareketle bir başka öneride bulunuyor :
Bugün bir internet cafeye gidin bakın. Duvarları resim sergisi gibi. Belediye izni, kaymakam izni, ruhsat, TİB filtre lisansı vsvs.. Bunların hepsi de en az 500 YTL. Ama sorun bakalım, ey devlet sen bu paraları alıyorsun da karşılığında ne hizmet veriyorsun. Ey belediye sen bu internet cafeye hangi hizmeti verdiğin için bu 500 YTL’yi veriyorsun.
Bülent Şeker, 20-50-80 YTL/yıl düzeyindeki filtre yazılım ücretlerini hatırlatarak, belediyenin 500-600 YTL’ler aldığı ruhsat ücreti içinde hiç olmazsa filtre programlarını dağıtması gerektiğini düşünüyor.
Bülent Şeker, belediyelerin onay almış tüm filtre programlarını bulundurmasını ve cafeye kendi istediği yazılımı, ruhsatın yanında ücret almadan vermesini öneriyor ve bunun bir nedenini de şöyle aktarıyor :
Bakın bugün ilkokullarda kitap dağıtılıyor. Bu kitabın kağıt parası 150 trilyon YTL. Peki bu çocuklar internet cafelere geliyor. Bunun değeri yok mu?
Zaten bu internet cafeciler kimin? Bu devletin değil mi? Belediye 500-700 YTL’ler alıyor, ne hizmet veriyor. Bu filtre programlarını belediyeler dağıtsın. Ruhsatı alana versin. Hem filtre programsız cafe kalmaz. Hem de işin rekabet sorunu bölümü çözülür. İsteyen belediyenin sunduğu 7 yazılımdan kendisine uygun olanı seçer.



Kaynak : 